Tabutluk'tan Türk'ün gönlüne: Reha Oğuz Türkkan

Sevgili okuyucular, geçtiğimiz hafta büyük bir kültür ve bilim adamını toprağa verdik. Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Hakkın rahmetine kavuştu.

Sevgili okuyucular, geçtiğimiz hafta büyük bir kültür ve bilim adamını toprağa verdik.
Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan Hakkın rahmetine kavuştu.
Genç nesiller Reha Oğuz Hoca’yı pek tanımazlar.
O, Cumhuriyet dönemi Türk Milliyetçiliği’nin önde gelen isimlerinden biriydi. O’nun adını, Fuat Köprülü, Zeki Velidi Togan, Nihal Atsız, Remzi Oğuz Arık gibi isimlerle yanyana anardık.
Ancak Reha Oğuz Hoca sadece tarihçi değildi. Biyografisini çalışan Cevat Dündar şöyle söylüyor: “Amerika’da Konferansçılar Derneği Başkanı Dr. David Pennigtou ona uyan bir sıfat bulamamış,
bir yazısında ‘Rönesans adamları gibi’ deyimini kullanmıştı. Yani 4-5 alanda uzmanlaşmış biri anlamında...”
Hocamızın uzmanlık dalları arasında Prehistorya, Fizikî Antropoloji, Fütüroloji (Gelecek Bilimi), Psikoloji, Eğitim ve Ekoloji’den tutunuz da, Narkotik bağımlılığını önlemekten, Kızılderililere kadar uzanan geniş bir yelpazede çeşitli bilim ve disiplinler vardı.
***
Lâkin biz O’nun Milliyetçilik ve Türkçülükle ilgili çalışmalarını daha yakından takip ederdik.
Reha Oğuz, Atatürk’ün Türk tarihi konusunda başlattığı çalışmalardan etkilenmiş ve Türklerin öntarihteki durumlarını incelemişti. Atatürk’ün vefatıyla Türk Tarihi konusundaki çalışmalar, Şeflik Dönemi’nde Yunan Mitolojisi sevdasına dönüşünce ‘altı ok’un ‘milliyetçilik’ ucu kırıldı.
Reha Oğuz Türkkan, 1938-1944 yılları arasındaki ‘Türkçülük’ faaliyetlerine katıldı.
1944 ve 1946 yıllarında tutuklandı ve Şeflik Diktası’nın meşhur ‘Tabutluk’ işkencelerine
mâruz kaldı. Sonunda yargılanarak beraat etti.
Bazı kendini bilmez yarı aydınlar Türkkan’ı ırkçı ve kafatasçı olarak takdim etmeye çalışmışlardır. Halbuki Reha Oğuz Hoca, Türkiye’nin en ünlü fizikî antropologu olmasına rağmen, milliyetçiliğe bu açıdan bakmamış, aslâ ayrımcı ve ırkçı olmamış, daima ‘kültür milliyetçiliği’ni savunmuştur.
***
Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan, 90 yıllık uzun ömrüne asırlar dolusu hizmet, faaliyet ve
eseri sığdırmış emsalsiz bir şahsiyettir. Türkçe, İngilizce ve Fransızca basılmış yüzlerce eseri ve dünyanın birçok ülkesinde yayınlanmış binlerce makalesi bulunmaktadır. İlk aklımıza gelen eserlerinden ‘Tabutluktan Gurbete’, ‘Biz Kimiz?’, ‘Yükselen Milliyetçilik’, ‘Uyuyan Dev’, ‘Hedefe Doğru’, ‘21. Yüzyılda Dünya ve Türkiye’, ‘Kızılderililer ve Türkler’, ‘Gökşin-Tunç Çağında Bir Aşk Öyküsü’nü hemen sıralayabiliriz.
Hocamız, aynı zamanda çok değerli bir eğitimci idi. Modern eğitim teknolojisini Türkiye’ye getiren ve ‘Yay-Kur’u kurarak açıköğretimin temelini atan Reha Oğuz Hoca, Türk millî eğitimine büyük hizmetlerde bulunmuştur.
Rahmetli Türkkan Hoca, iki koltuğuna yüzlerce karpuz sığdırabilmiş benzerine zor
rastlanan bir şahsiyetti. İyi bir ressam ve desinatör, fotoğraf sanatçısı, müzik prodüktörü, hayvansever ve sporcuydu. Bir keresinde atla İstanbul’dan Eskişehir’e gitmişti.
***
Reha Oğuz Hoca, yakın dostum ve çok sevdiğim bir büyüğümdü. O’nun kadar cevvâl, zeki, hareketli, kıpır kıpır birine az rastlanırdı. Millî heyecanını zerre kadar kaybetmemişti. Son döneminde kurduğu ‘Türk 2000 Vakfı’nda çalışmalarını büyük bir şevk ve hizmet aşkıyla yürütüyordu.
2003’te hazırladığım 21 ciltlik ‘Türkler’ isimli eseri heyecanla desteklemişti. Eserin 1. cildinde, ‘Türk Tarih Tezleri’ başlıklı bilimsel makalesini yayınlamıştık.
Vatansever bir Milliyetçiyi, değerli bir Türkologu, çok yönlü bir kültür âbidesini, sevgi dolu bir gönül adamını ve sımsıcak bir dostu kaybettik.
İnançlı bir ‘Türk beği’ uçmağa vardı...
Allah rahmet eylesin. Ruhu şâd olsun.
Kederli ailesine, eşine, çocuklarına ve herşeyden çok sevdiği Türk Milleti’ne başsağlığı diliyorum.