Terör karanlığında Cumhuriyet aydınlığı

Millî bayramlarımızın en büyüğü olan 'Cumhuriyet Bayramı'nı heyecan ve coşkuyla kutladık. Bu kutlamada hem sevinç, hem de hüzün vardı.

Millî bayramlarımızın en büyüğü olan 'Cumhuriyet Bayramı'nı heyecan ve coşkuyla kutladık. Bu kutlamada hem sevinç, hem de hüzün vardı. Terör saldırılarının ve şehit sayısının artışı bizi birbirimize kenetledi; milletçe tek vücut olduk. Hani derler ya, her musibette bir hayır vardır...
* * *
Son yıllarda, 'laiklik' gibi, 'cumhuriyet' ve 'cumhuriyetçilik' de polemik konusu hâline getirildi ve asıl anlamları karıştırılmaya başlandı.
'Cumhuriyet'in en önemli anlamı, yeni bir Türk Devleti'nin 'Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşudur. 29 Ekim 1923 tarihi, 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş tarihidir.
Osmanlı Devleti'nin yıkılış tarihi üzerinde tarihçiler arasında görüş farkları vardır. Bazıları, bu tarihi Cumhuriyet'in ilânı tarihine kadar götürürler. Bir kısmı ise, 16 Mart 1920'de İstanbul'un işgaliyle Osmanlı Devleti'nin sona erdiği görüşündedir. Benim de katıldığım görüşe göre, 1 Kasım 1922'de Saltanat'ın kaldırılması ve 4 Kasım 1922 tarihinde son Osmanlı Hükûmeti'nin istifasıyla bu büyük İmparatorluk nihayete ermiş ve yönetim Ankara'daki TBMM Hükûmeti'ne geçmiştir.
Çetin ve o derece şerefli bir Millî Mücadele Dönemi'nden sonra 29 Ekim 1923 tarihinde, millî, bağımsız ve egemen yeni devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. İşte millet olarak her yıl Devletimizin kuruluşunu bayram olarak kutluyoruz.
* * *
Hiç şüphesiz, 'Cumhuriyetin ilânı', yeni devletimizin kuruluşu anlamından sonra, tesis edilen devletin siyasî rejimini belirtmesi bakımından da önem taşır. Büyük Atatürk ve Millî Mücadele ekibi, yeni Türk Devleti'nin, milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu, yönetime 'cumhur'un/halkın hâkim olduğu bir siyasî sistemi benimsemişlerdir.
Türkiye'de, mutlakiyet/monarşi, meşrutiyet rejimlerinden sonra 'Cumhuriyet' rejiminin kurulması, hedeflenen sistemde 'demokrasi'nin de bulunduğunu gösterir. Nitekim, Devleti kuran büyük önder Atatürk, marksist ve faşist cumhuriyetlerden tamamen farklı olarak 'demokratik cumhuriyet' amacını çeşitli konuşmalarında belirtmiştir.
* * *
Son birkaç yıllık dönemde, ne yazık ki 'Cumhuriyet' kavramı, oligarşik bir azınlık tarafından ideolojik anlamda kullanılmakta ve CHP'nin altı okundan biri olarak cumhura dayatılmaktadır. Öyle ki, bu jakoben azınlık, halkı ve aydınları 'cumhuriyetçi-demokrat' şeklinde ikiye ayırmakta; en büyük ortak değerlerimizden olan 'Cumhuriyet' konusunda sanki ayrılık varmış intibaı uyandırmaktadır. Halbuki, Türkiye'de 'cumhuriyet' yerine 'saltanatı' getirmek isteyen tek kişi gösterilemez.
Bu şekilde bir bardak suda fırtınalar koparanların asıl maksadı, 'Cumhuriyeti koruma' bahanesiyle oligarşik egemenliklerini devam ettirmek ve kitlelerin demokratik taleplerini susturmaktır.
* * *
Türkiye'de herkesin sizin gibi düşünmesini ve tek tip vatandaş oluşturulmasını bekleyemezsiniz. Yetmiş küsur milyonluk Türkiye'de asgarî müştereklerde birleşmemiz lâzımdır. Bunlar da -Başbakan'ın saydığı gibi- tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan'dır. Bu ortak değerlerde birleşen herkesi, Türk-Kürt, Sünnî-Alevî, sağcı-solcu, başörtülü-başörtüsüz, dindar-laik ayırımı yapmadan kucaklamalıyız.
Teröre karşı yöneltilen tepkiler ve Cumhuriyet Bayramı'ndaki birlik ruhu, insanımızın bu ortak değerler etrafında birleştiğini göstermiştir.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.