Terör ve üç gaflet

Türkiye'de toplam nüfusun yüzde 9'una tekabül eden 6.5-7 milyon civarında Kürt vatandaşımız yaşamaktadır.

Türkiye'de toplam nüfusun yüzde 9'una tekabül eden 6.5-7 milyon civarında Kürt vatandaşımız yaşamaktadır. Türkler ile Kürtler arasında, az bir kısmınca kullanılan mahallî bir lehçeden ibaret olan dil dışında, hiçbir kültür farkı yoktur. Türk kimliği taşıyan bu insanlar arasında, bin yıldır birlikte yaşamaktan ve aynı hissiyatı paylaşmaktan kaynaklanan sarsılmaz bir kardeşlik bağı vardır.
Ne var ki, dış mihrakların tahrikiyle 1980'li yıllarda hızlanan bölücü ve ırkçı terör faaliyetleri, hem Devletimize hem de insanımıza zarar vermiş ve Türkiye'nin gelişmesini engelleyici tesir icra etmiştir.
* * *
Türkiye'nin yakın tarihinde, terörle mücadele konusunda üç önemli tarihî yanlışlık yapılmış ve gaflete düşülmüştür:
1. Körfez Savaşı ve Çekiç Güç: 1991'deki Körfez Savaşı sonunda Irak'ta 36. paralelin kuzeyinde Çekiç Güç'ün hâkimiyetinin kurulması, Kuzey Irak'ta otorite boşluğu oluşturmuş ve bir Kürt devletinin altyapı hazırlıklarının başlatılması sonucunu doğurmuştur. Çekiç Güç tarafından desteklenen NGO'lar, Irak'ın bölünmesi planına göre çalışmalar yapmıştır. Bu arada, Çekiç Güç'ün, Türk güvenlik kuvvetlerine karşı PKK'yı desteklediği görülmüştür. Halbuki Çekiç Güç, TSK ile işbirliği içindedir. Bu durum bilindiği hâlde, Türkiye'de konuşlanan Çekiç Güç, her defasında TBMM'de oylanarak devam ettirilmiştir. Körü körüne ABD destekçiliği yüzünden Çekiç Güç'ün Türkiye aleyhindeki faaliyetlerinin devamının sağlanması, sadece gaflet değil ihanet de sayılmalıdır.
Körfez Savaşı sırasında Türkiye'nin Irak'a girmesi ve 34. paralele kadar olan bölgeyi kontrolü altına alması, hem bölgede kurulması planlanan Kürdistan'ı önleyecek, hem de PKK terörünün kökü 15 sene öncesinden kazınmış olacaktı.
2. Tezkere'nin Reddi: 1 Mart 2003 tarihinde, Türkiye'nin Irak'a girmesine imkân veren Hükûmet Tezkeresi'nin TBMM'de reddi, Cumhuriyet tarihimizin en büyük hatası ve gafleti olmuştur. Bunun sonucunda, Türkiye, Irak meselesinin ve tüm Ortadoğu'nun dışına itilmiş ve tanzim edici güç olmaktan çıkmış; 4 milyona yakın Irak Türkü'nün haklarını savunamamış; Irak'taki din kardeşlerinin uğradığı zulme seyirci kalmış; Türk askerinin itibarı zedelenmiş; Kürdistan'ın kurulması ve Irak'ın bölünmesi süreci hızlandırılmış ve PKK terörü canlanarak bugünkü duruma gelinmiştir.
Halbuki, Tezkere kabul edilseydi, bunların hiçbiri meydana gelmez ve PKK tamamen ortadan kaldırılmış olurdu.
3. Sınır Ötesi Operasyonların Geciktirilmesi: Son iki yıldan beri görülen manzara, hiçbir yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar açıktır. Irak, ABD tarafından işgal edilmiş ve Kuzey Irak'taki peşmergeler ABD'nin stratejik müttefiki olmuştur. Dünün çulsuz peşmergesi, işgal ordusunun kucağına oturarak her türlü şımarıklığı yapmakta, bin yıllık Türk beldeleri üzerinde hak iddia etmekte ve Türkiye'ye meydan okumaktadır.
Ayrıca, PKK terörü, peşmergeler tarafından da, ABD tarafından da desteklenmektedir. ABD, Türkiye'yi oyalamakta ve PKK'yı silahlandırmaktadır. Bütün bu gerçekler, bizzat Türk Başbakanı tarafından ifade edilirken, hâlâ 'sınır ötesi operasyon'un geciktirilmesi, üçüncü büyük tarihî hatadır.
* * *
Demirel için söylenen 'Ayranı ekşitip içmek' sözünün, bu dönemin politikacıları için de geçerli olduğunu düşünüyoruz.