Türk ve Kürt aşiretleri

Bizim aydınımız, politikacımız bir tuhaftır. Türkiye'yi etnik parçalara ayırmaya, mozaik edebiyatına, kimlik tartışmasına bayılır.

Bizim aydınımız, politikacımız bir tuhaftır. Türkiye'yi etnik parçalara ayırmaya, mozaik edebiyatına, kimlik tartışmasına bayılır.
Bu nevi kompleksli aydınlar, Türkiye'de yaşayan insanların Türk olmadığını ispatlamak için her fırsattan yararlanırlar. Türkiye'de kimine göre 36, kimine göre de 40 küsur etnik grup vardır.
Bu cahiller çeşitli Türkmen aşiretlerini etnik grup diye sayarlar. Bazı politikacılar da ne kadar liberal olduklarını gösterebilmek için, farklılıklardan doğan zenginliklerin büyüsüne kapılarak etnik ayrılıkların altlarını çizerler.
Hangi servisin hesabına çalıştıkları belli olmayan bir takım sözde bilim adamları, Anadolu'nun binlerce yıl önceki antropolojisini güya inceleyip, Anadolu'da yaşayanların Türk olmadığını söylerler. Bizim kompleksli aydınlarımız, bu saçmalığı hemen gazetesine manşet yapar; köşe yazarlarımız da etno-antropolojik yazılar döktürüverirler.
Bu kafatası ve kan ırkçılığına hoşgörü, hatta sempatiyle bakanlar, bundan 4-5 yüzyıl önceki döneme ait tamamen bilimsel verilere dayanılarak yapılan araştırmalara burun kıvırırlar ve bu araştırmaları yapanları ırkçılıkla itham ederler. Çünkü ortaya çıkan sonuç, Türkiye'nin birliği ve Türkler lehinedir.
* * *
Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun araştırmasından bahsediyorum. Değerli bilim adamı Halaçoğlu, son 20 yılını bu araştırmaya hasretti. Âlimlerin hassasiyeti içerisinde mükemmeliyetçi bir endişeyle yıllardır arşiv belgelerinin peşinde koşturuyor. Bu araştırma, merhum Prof. Dr. Faruk Sümer'in 'Oğuzlar' isimli eserinden sonra Anadolu'daki aşiretleri gösteren en önemli eserdir. Faruk Sümer'in çalışması, daha önceki yüzyıllara ağırlık veren ve konuyu genel çerçevesiyle ele alan bir araştırmaydı. Prof. Dr. Halaçoğlu, 1.500-1.600 yılları arasını inceledi ve Türkiye'de 41.297 cemaat (aşiret) tesbit etti. Bunların hangi etnik yapıda ve boyda olduklarını buldu; hangi köy, mezra, yaylak ve kışlakda bulunduklarını ve hangi il-ilçeye bağlı olarak yaşadıklarını belirledi.
Halaçoğlu'nun araştırması yazılı kaynaklara, arşiv kayıtlarına, tapu tahrirlerine ve sicillere dayanmaktadır. Bu araştırmaya göre, Halaçoğlu 'Bütün Kürt aşiretleri Türktür' demiyor. Çalışmasında 2.260 Kürt aşiretini de tesbit ediyor. Ancak, bazı Kürt aşiretlerinin aslında Türkmen aşireti olduğunu gösteriyor. Bilimsel yöneticiliğini yaptığım 'Yeni Türkiye Araştırma Merkezi' nde gerçekleştirdiğimiz 'Osmanlı' ve 'Türk' projeleri de bizi aynı sonuçlara ulaştırmıştır. Nitekim, Osmanlı arşiv kayıtlarındaki 'Türkmen etrakı' (Türkmen Türkleri) ve 'Türkmen ekradı' (Türkmen Kürtleri) ifadeleri, bu iki etnik kimliğin nasıl bir arada kabul edildiğini göstermektedir.
* * *
Halaçoğlu'nun araştırmasındaki Alevi Kürt-Ermeni ilişkisinde doğrular olsa bile, genelleştirmek pek de mümkün görülmemektedir. Alevilerin çok büyük kısmı zaten Türkmen Alevi'dir. Geri kalan Alevi Kürtleri de 'Türk Milleti' bütünlüğünün dışında tutamayız. Halaçoğlu da bunu kastetmiyor; sadece tarihî bir olayı tesbit ediyor. Diğer taraftan, herkes kendisine istediği kimliği seçmekte hürdür. Biz bütün vatandaşlarımızı aynı sevgi ve saygıyla kucaklamak mecburiyetindeyiz.
Bu araştırma ve üzerindeki tartışmalar Türkoloji ve Kürt etnolojisi konusunda yeni bilimsel çalışmalara ne kadar ihtiyaç bulunduğunu da göstermektedir.
Atatürk'ün vefatından bu yana nadir ciddî tarih ve etnoloji araştırmalarından birini gerçekleştiren Prof. Dr. Halaçoğlu'nu kutluyoruz.