Türkçe'ye sahip çıkalım

Büyük Atatürk, tam 75 yıl önce, 26 Eylül 1932 günü, Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu'nda '1. Türk Dili Kurultayı'nı toplamış. Atatürk, dokuz gün süren Kurultay'ı başından sonuna kadar izlemiş.

Büyük Atatürk, tam 75 yıl önce, 26 Eylül 1932 günü, Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu'nda '1. Türk Dili Kurultayı'nı toplamış. Atatürk, dokuz gün süren Kurultay'ı başından sonuna kadar izlemiş. Daha sonra 'Dil Bayramı' ilân edilmiş. Şimdi, aynı salonda Dil Bayramı'nın 75. yılını kutluyoruz.
Atatürk İnkılâplarını birtakım metrûk kanunlarla sınırlı sayan zihniyet, onun en büyük inkılâplarının başında 'Dil Devrimi'nin geldiğini unutsa da, Dil Bayramı'nı kutlayanlar, Atatürk'ün 'Millî his ile dil arasında yakın bir alâka vardır. Türk milleti demek, Türk dili demektir' sözünü unutmadılar.
Dil konusunda Atatürk kadar duyarlı bir devlet adamı yoktur. Daha yeni Cumhuriyet tam olarak teşekkül etmeden, Prof. Fuat Köprülü'ye 'Türkiyat Enstitüsü'nü kurdurmuş; 1932'de kurdurduğu 'Türk Dil Cemiyeti'nin de fahrî başkanlığını yapmıştır. Ancak, Türk dili konusundaki çalışmalar yanlış bir mecrâya sürüklenince, dildeki tasfiyeciliğin dili fakirleştirdiğini, nesiller arasında kopukluk oluşturduğunu, Türk Dünyası ile bağlarımızı kopardığını ve tefekkürü kısırlaştırdığını görerek bu uygulamadan vazgeçmiştir.
Atatürk'ün son sözlerinden biri de 'Dil efendim dil' olmuştur.
* * *
Dil Bayramı'nın sayın Cumhurbaşkanı'nın himayelerinde kutlanması; TBMM Başkanı, Devlet Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı'nın kutlamaya katılması ve yaptıkları güzel konuşmalar bizi çok duygulandırdı. Türk Dil Kurumu'nun (TDK ) değerli başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın'ı dinlerken, çalışmalarını yakından takip etmeme rağmen, kısa sürede gerçekleştirilen projeler karşısında şaşkınlığa uğradım. 'Türk İşaret Dili'nden 'Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü'ne kadar birçok çalışmayı kutlama sırasında ilk defa işittim. Prof. Akalın, hazırladıkları 'Güncel Türkçe Kılavuzu' ve diskini de ilk olarak Cumhurbaşkanı'na armağan etti.
Yüksek Kurum Başkanı Prof. Dr. Sadık K. Tural'ın, mahallî ağızların mahallî kimliklere dönüşebileceği şeklindeki dil ve bütünlük konusundaki uyarısı da önemliydi.
Ertuğrul Günay'ın, nefis konuşmasında, bazı gençlerin kullandığı dili eleştirirken 'hây' diye selâmlıyorlar, 'bây' diye uğurluyorlar demesine bayıldım.
Prof. Dr. Mehmet Aydın da dil zenginliğiyle düşünce zenginliğinin paralelliğine işaret edip 'Dil kültürün evidir' dedi. Ayrıca, ortak dil ve ortak medeniyetin sadece bir miras değil gelecek meselesi olduğunu söyledi.
TDK'nın kurucularının tamamının milletvekili olduğunu belirten Köksal Toptan, yabancı dille eğitim ile yabancı dil öğretiminin farklı olduğuna dikkati çekti ve TBMM'nin Türkçe konusunda desteğe hazır olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün, kutlamayı himayesine alması, saatler süren konuşmaları sabırla dinlemesi ve itinayla hazırladığı güzel konuşmasıyla Dil Bayramı'na katkıda bulunmasını takdirle karşılıyoruz. Gül, dilimizin zengin ve köklü bir dil olduğunu, Çin'den Balkanlara, Sibirya'dan İran'a kadar Türkçe konuşulduğunu ifade ederek, ilk ve orta öğretimde Türkçe üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini belirtti.
* * *
Türkçe, dünyanın en zengin ve köklü dilidir.
12 milyon kmç'lik alanda 220 milyon kişinin ana dili olarak konuştuğu Türkçe, İngilizce gibi evrensel bir dildir; yani 'Lingua Franca'dır. Ayrıca Türkçe, dünyanın en âhenkli dilidir.
Lâkin, ne yazık ki dilimizin kıymetini bilmiyoruz. Eğitim ve öğretim kurumlarında Türkçe'yi yeterince öğretemiyoruz. Kitle haberleşme araçlarında dilimiz süratle yozlaştırılıyor. Sokağa çıkınca yabancı iş yeri adları gözlerimizi tırmalıyor.
Geçenlerde bilimsel bir toplantı için Türkiye'ye gelen ünlü Alman Türkolog Prof. Heinkele, Prof. Tural'a yabancı iş yeri tabelalarını çok garipsediğini söylemiş ve 'Almanya'da Almanca olmayan tek bir işyeri tabelası göremezsiniz' demiş. Aslında, Türkiye'de 1926 yılında çıkarılan 805 sayılı 'İktisadî Müesseselerde Mecburî Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'a göre iş yerlerine yabancı ad vermek yasaklanmıştır. Ancak işletmeler, Türkçe isimle kurulup yabancı adlar kullanıyorlar. Bu konuda aslolan, halkın tepkisini ve sosyal baskıyı sağlayabilmektir.
* * *
Dil Bayramı'nı kutlarken yeni bir 'Türkçe Seferberliği'ne ihtiyacımız olduğunu belirtelim.