Türkiye-ABD-Irak çerçevesinde iki senaryo

17 Ekim'de TBMM'nin sınır ötesi operasyon tezkeresini kabulünden sonraki 40 günlük devrede, Türkiye-ABD-Irak çerçevesinde bütün taşlar yerinden oynadı.

17 Ekim'de TBMM'nin sınır ötesi operasyon tezkeresini kabulünden sonraki 40 günlük devrede, Türkiye-ABD-Irak çerçevesinde bütün taşlar yerinden oynadı. Daha önce mükerreren yazdığımız gibi, Türkiye bu defa ciddi
ve kararlı olduğunu gösterince, bir anda bütün dengeler değişti.
Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush ile görüşmesinden bu yana geçen üç haftalık dönemde ise ortalık sakinleşti. Bazı yorumcular, bu sükûneti iyimser şekilde yorumlarken, bazıları da bunun fırtına öncesi sessizlik olduğu görüşünde.
Yeni dönem için 'iyimser' ve 'kötümser' birbirine zıt iki senaryo var.
***
İyimser Senaryo'ya göre; Başbakan, Bush ile ikili görüşmesi esnasında, Türkiye'nin terörle mücadelede her ne pahasına olursa olsun kararlı olduğunu, terör örgütünün peşmergeler tarafından desteklendiğini ve ABD'nin de buna göz yumduğunu anlatarak artık ABD'nin tercihini yapması gerektiğini söyledi. Türkiye olmadan bölgede herhangi bir projenin uygulanamayacağını anlattı ve Türkiye ile ABD arasında stratejik ittifakın gerektirdiği karşılıklı güvenin yeniden sağlanmasının her iki ülke bakımından önemini vurguladı.
Bu görüşmeden sonra Bush, terör örgütünü düşman ilan etti ve bir bakıma ortak operasyon anlamına gelecek şekilde 'anlık istihbarat' ve 'üçlü askeri temas' formülünü açıkladı.
Bu görüşmeden kısa bir süre sonra 'anlık istihbarat ' akışı başladı. Türk Genelkurmay II. Başkanı ile Amerikan Genelkurmay II. Başkanı ve Irak'taki ABD Kuvvetleri Komutanı, Ankara'da bir araya geldiler.
Talabani ve Barzani, tamamen ağız değiştirerek Türkiye'nin dostu olduklarını söylemeye başladılar ve PKK'ya karşı ilk olarak tavır aldılar.
Bu senaryoya göre, yakın gelecekte şu gelişmeler beklenebilecektir:
- Daha önce Apo'nun teslimine benzer şekilde PKK'nın önde gelen bazı liderleri Türkiye'ye teslim edilebilir.
- PKK tamamen çözülerek silah bırakabilir ya da PJAK'a katılabilir.
- Sınır ötesi operasyon yapılır ve TSK'ya bağlı birlikler Kuzey Irak'a mukavemete uğramadan girebilir.
- ABD ile Kerkük'ün Merkezi Hükümete bağlanması ve Türkmenler'in statüsü konusunda mutabakata varılabilir.
- 34. paralelin kuzeyindeki Kürt ve Türkmen bölgesel yönetimleriyle sıkı ilişkiler kurulabilir.
- Türkiye'nin Irak'taki varlığı, Irak'ta çözümü hızlandırabilir.
***
Kötümser Senaryo'ya göre; Erdoğan-Bush görüşmesinde, PKK terörünün sona erdirilmesi konusunda mutabakata varıldı. Bush, bunun karşılığında Erdoğan'dan, Kerkük'ün Kürt yönetimine bırakılması ve bağımsız
Kürdistan'ın kurulması konusunda Türkiye'nin karşı çıkmamasını istedi. Erdoğan da bu şartları kabul etti.
Bu senaryoya göre, önümüzdeki dönemde şu olaylar beklenebilecektir:
- İlk senaryoda olduğu gibi, PKK dağılacak: liderleri Türkiye'ye teslim edile bilecek tir.
- Sınır ötesi operasyon yapılmayacak tır.
- Önce Irak'ın resmi Cumhurbaşkanı Talabani, sonra da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Barzani, Türkiye'yi ziyaret edebileceklerdir.
- Türkiye'de DTP'yi de içine alan, a dı konulmamış bir af çıkarılabilecektir.
- Mayıs 2008'de, Kerkük Barzani'ye bağlanabilecektir.
- Bağımsız Kürdistan kurulacak ve Türkiye tarafından tanınacak tır.
***
Başbakan Erdoğan'ın TSK'nın üst düzey komutanlarıyla anlaşma içinde, ketumiyetle yürüttüğü politikaya 'kötümser' şekilde bakmak içimizden gelmiyor.
'İyimser' olmaya çalışıyoruz.
Lâkin, bir defa daha vurgulamamız gereken bir husus var: PKK terörü, Türkiye'nin Irak ile ilgisi bakımından asla ilk sırada değildir. PKK, bilinen mihraklarca kullanılan bir vasıtadan ibarettir. Türkiye, milli menfaatler çerçevesinde, Ortadoğu'da tanzim edici güç olmaktan vazgeçemez; 3 milyondan fazla Irak Türkü'nü görmezlikten gelemez, yanıbaşında bir Kürdistan kurulmasına izin veremez ve Türkmen şehri Kerkük'ü peşmergelere terk edemez.
Bu şartlarla elbette 'iyimser' olmaya talibiz.