Türkiye'nin cumhurbaşkanları

Sevgili okuyucular, Cumhurbaşkanı seçimi yaklaştıkça heyecan artıyor. Adayların açıklanmasına 15 gün kaldı. Bu pazar sohbetinde Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlarından bahsetmek istiyorum.

Sevgili okuyucular, Cumhurbaşkanı seçimi yaklaştıkça heyecan artıyor. Adayların açıklanmasına 15 gün kaldı. Bu pazar sohbetinde Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlarından bahsetmek istiyorum.
29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyetimizin yaklaşık 54 yıl içinde 10 Cumhurbaşkanı oldu. Bunların içinde en uzun müddet Cumhurbaşkanlığında kalan Atatürk, 15 yıl bu görevi ifa etti. Ondan sonra en uzun Cumhurbaşkanlığı 12 yıl ile İnönü'ye ait oldu. Bayar, 10 yıllık Cumhurbaşkanlığı ile üçüncü sırada geliyor. Özal ise, 4 yıl süren Cumhurbaşkanlığıyla bu görevi en kısa yürüten kişi oldu.

Mustafa Kemal ATATÜRK (1923-1938)
En genç Cumhurbaşkanımız, bu göreve 42 yaşında seçilen Mustafa Kemal Atatürk idi. Büyük Atatürk, Türk Milleti için bir Cumhurbaşkanı olmaktan öte değer taşır. Ömrünü vatan uğrunda cephelerde geçirmiş, Millî Mücadele'nin önderi, Türk modernleşmesinin mimarı olan Atatürk, milletimiz için bayrak, İstiklâl Marşı, vatan gibi sembol haline gelmiş bir kıymettir.
Elbette Atatürk'ün de bazı hataları olmuştur. Ancak, genel bir değerlendirmede, verdiği Millî Mücadele'nin ve kurduğu Türk Devleti'nin öneminin yanında bu yanılmaların dikkate alınmaması gerekir. Atatürk, hayatta iken -bazı uygulamaların meselâ dil politikasının- yanlışlığını görmüş ve düzeltmiştir.
Atatürk, askerin politikaya müdahalesine karşı çıkmış ve çok partili demokrasiye geçiş özlemini içinde taşımıştır.
Bugün Atatürk'ü idolleştirerek istismar edip politik menfaat sağlamaya çalışanlar, O'nun aziz hatırasına en büyük saygısızlığı gösterenlerdir.

İsmet İNÖNÜ (1938-1950)
Atatürk'ün sağ kolu ve en yakın çalışma arkadaşı olan İnönü, öncelikle Millî Mücadele'nin Garp Cephesi Komutanı olarak değerli bir askerdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş antlaşması olan Lozan'da da -bazı noksanlıklara rağmen- büyük bir mücadele vermiştir.
Atatürk'ün vefatından sonra Cumhurbaşkanı olan İnönü'nün 12 yıllık Cumhurbaşkanlığı, Cumhuriyet tarihimizde 'Şeflik Dönemi' diye anılan koyu bir totaliter hâkimiyet devridir.
Bir yandan Sovyetler Birliği'nin, diğer yandan Avrupa'daki otoriter rejimlerin tesirinde kalınan bu kapalı rejimde, 2. Dünya Savaşı'nın acı dolu yıllarının da izleri görülmektedir.
Halkın büyük kısmı tarafından benimsenmemiş olan İnönü, baskı altındaki 1946 seçimlerinden sonra 1950 seçimleriyle Cumhurbaşkanlığından ve iktidardan uzaklaşmıştır. Tarihimizdeki en tartışmalı Cumhurbaşkanı olan İnönü, hiç şüphesiz tarihî bir şahsiyet ve önemli bir devlet adamıdır.

Celâl BAYAR (1950-1960)
Millî Mücadele'nin 'Galip Hoca'sı Celâl Bayar, Atatürk döneminde Başbakanlık yapmış ve O 'nun güvenini kazanmıştır. 1946'da Demokrat Parti'yi kurduktan sonra, 1950 seçimlerinde DP'nin iktidara gelmesiyle Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. 1960'da CHP'nin de desteğiyle yapılan 27 Mayıs Darbesi'yle Cumhurbaşkanlığı sona ermiştir.
Cumhuriyet tarihimizin değerli bir tarihî şahsiyeti olan Bayar, halkın sevgilisi hâline gelen zamanın Başbakanı Menderes'in gölgesinde kalmışsa da, bir döneme mührünü vuran önemli bir devlet adamı olmuştur.
Bayar'ın, darbe sırasında ve Yassıada Mahkemesi rezaletinde takındığı vakur tavır, bir demokrasi öncüsü olarak milletin kalbinde yer etmesini sağlamıştır.

Cemal GÜRSEL (1960-1966)
Bayar'dan sonraki 4 asker Cumhurbaşkanı'nın meşruiyeti tartışmalıdır. Bunlardan Gürsel ve Evren, silah zoruyla meşru iktidarı deviren gaspçılardır. 1961 ve 1982 Anayasaları'nın sonradan halk oyuna sunulmaları, onların bu 'gasıp' hüviyetlerini değiştirmez. Sunay ile Korutürk'ün seçimleri de silahların gölgesinde yapılmıştır.
Cemal Gürsel 27 Mayısçı Millî Birlik Komitesi'nin kuklası olmuş, halk tarafından sevilmemiş, önemsiz bir Cumhurbaşkanıdır.

Cevdet SUNAY (1966-1973)
Sunay , hâlâ 27 Mayıs'tan ürken Demirel iktidarı tarafından askerî bir teminat olarak Cumhurbaşkanlığına seçilmiş ve varlığı yokluğu belli olmayan bir Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. Hakkında fıkralar uydurulan Sunay'ın akılda kalen tek icraatı, 12 Martçılarla bir olarak kendisini seçen Demirel'i, şapkasını eline tutuşturup göndermesidir.
Organizasyonunda görev aldığım 1971 Akdeniz Olimpiyatları'nın açılışında, önümde duran Sunay'ın, açış konuşmasında, 'Açtım' deyip yerine oturuşunu hiç unutmuyorum.

Fahri KORUTÜRK (1973-1980)
Org. Faruk Gürler'in zorla Cumhurbaşkanı olma dayatmasına karşılık, Demirel ile Ecevit parlamentosunun sözümona direnişi sonucunda, gene bir asker olan Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı olmuştur.
Evhamlı hâli ve hiçbir şeye karışmamasıyla tanınan Korutürk, tarihimize 'Çankaya Noteri' olarak geçmiştir.
'24 Ocak Ekonomik İstikrar Kararları'nı Çankaya'ya imzaya götürdüğümde, ne olup bittiği hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadığı halde, Genel Sekreter Haluk Bayülken'e anlattığım kararları nasıl okumadan imzaladığını hatırlıyorum.

Kenan EVREN (1980-1989)
12 Eylül'de darbe yaparak idareye el koyan Evren , halk arasında 'beşibiryerde' denilen darbe konseyiyle birlikte Türkiye'yi totaliter bir rejimle yönetmiştir. Daha sonra yumuşayarak demokrasiden dem vuran Evren, hâlen 'eyalet sistemi'yle Kürt sorununa (!) çözüm bulmaya çalışmakla meşguldür.

Turgut ÖZAL (1989-1993)
ANAP'ın kurucusu Özal, başarılı bir Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığına seçilmiş ve kelimenin tam anlamıyla bir 'Halk Cumhurbaşkanı' olmuştur. Atatürk'ü millî bir sembol isim olarak mahfuz tutarsak, halka en fazla yakın olan ve halk tarafından en çok sevilen Cumhurbaşkanı, Özal'dır.
Türk Milleti, O'nu, 'sivil ve dindar Cumhurbaşkanı' olarak bağrına basmıştır.
Özal'ın dış politika vizyonu da, Türkiye'ye bambaşka bir dünyanın ufuklarını açmıştır.

Süleyman DEMİREL (1993-2000)
Başbakanlıkları sırasında birçok altyapı hizmetine imza atan Demirel, ne yazık ki Cumhurbaşkanlığının ikinci yarısında 28 Şubat Darbecilerine ram olmuş ve Başbakanken iki defa şapkasını alıp gittikten sonra Cumhurbaşkanlığında başına darbeci asker şapkasını geçirip halkın nazarında değerini kaybetmiştir.

Ahmet Necdet SEZER (2000-2007)
Sezer hakkında fazla lafa lüzum yok. Şairin dediği gibi, 'Gülü tarife ne hâcet/Ne çiçektir biliriz'. Halktan en uzak Cumhurbaşkanı olan Sezer'i, vaktiyle Hâlet Efendi için yazılan bir beyitle uğurluyoruz:

'Ne kendi etti rahat
Ne halka verdi huzur'.