Üç Kuruşluk Tiyatro'ya devam

I. PERDE</br>(1. Sahne: Beyaz Saray Oval Ofis'te bir akşam vakti. ABD Başkanı Bush, Başkan Yardımcısı Cheney, Dışişleri Bakanı Rice ve Genelkurmay Başkanı...

I. PERDE
(1. Sahne: Beyaz Saray Oval Ofis'te bir akşam vakti. ABD Başkanı Bush, Başkan Yardımcısı Cheney, Dışişleri Bakanı Rice ve Genelkurmay Başkanı Oramiral Mullen
toplantı hâlindeler.)
Bush: Peter gelmedi mi?
Rice: (Kulağına fısıldar) 10 gün önce Peter Pace yerine Michael Mullen'i atamıştınız ya...
Bush: Ha öyle mi? Nasılsın Michael? (Bush devamla) Kasımpaşalı bu defa sert çıktı. (Rice'a) Condy, Kasımpaşa neredeymiş baktın mı?
Rice: Baktım Bay Başkan, İstanbul'un Teksası imiş, dediler.
Bush: Adamı bu sefer uyutamadım. Kesin konuştu; Ya biz, ya peşmergeler, dedi.
Cheney: (Atılarak) 2003'te aklı neredeymiş? Akdeniz'in ortasında bizi piç gibi bıraktılar; şimdi de gelmiş posta koyuyor.
Bush: Valla işte böyle arkadaşlar. Şimdi söyleyin bakalım ne yapalım?
Cheney: En iyisi askerleriyle anlaşıp darbe yaptıralım.
Mullen: Bay Başkan, bunlar daha önceki darbelerdekilere hiç benzemiyorlar. Demokrasiye bağlı görünüyorlar. Hem bize bu peşmergelerden fayda geleceği yok. Bence yarım asırlık müttefikimizi ve dünyanın en iyi askerini bulunduran Türk Ordusu'nu kaybetmeyelim.
Rice: Peşmergelere seslerini kesmelerini söyleyelim. Bu Barzani ile Talabani'nin palavralarından bıktık artık...
Bush: (Gevrek gevrek güler) Hani onlara Ortadoğu'nun bir şeyleri deniyordu, hatırlıyor musun Condy?
Rice: Lütfen George sadede gelelim. Kısaca Türkler bize lazım. Onlara taviz vermeden oyalamaya artık devam edemeyiz.
Bush: Peki o halde ne yapalım?
Rice: Bu kışı atlatmanın yolunu bulalım. Zaten kar da yağmak üzere. Ben Barzani'nin kulağını çekerim. General Petraeus'a da söyleyelim de bir müddet PKK'yı PEJAK'a katıp İran'a yöneltsin.
Cheney: Bari Türkiye'deki adamlarımıza talimat verelim de propaganda çalışmalarını arttırsınlar. Her ay binlerce doları boşuna mı ödüyoruz?
***
(2. Sahne: Irak'ta Tikrıt yakınlarında ABD işgal kuvvetleri karargâhı. General Petraeus, CIA ve MOSSAD ajanları ayrıntılı bir Ortadoğu haritası etrafında toplanmışlardır.)
Petraeus: Beyler, biraz önce Bay Başkan beni aradı. A Planı'nı bir müddet tehir ediyoruz. Gazı fazla verdiniz, bomba elimizde patlayacak. Size kaç defa bizim silahları PKK'ya vermeyelim demedim mi? Başka silah mı yok?!..
CIA Ajanı: Efendim, zaten çoğunu biz vermedik ama
Barzani laf dinlemiyor ki...
Petraeus: Ben ona dinletmesini bilirim. Daha dün postallarımızı yalayanlar kendilerini adamdan mı sayıyorlar?
MOSSAD Ajanı: Efendim, Barzani'yi bana bırakın. Ne de olsa akraba sayılırız (Gülüşmeler).
Petraeus: Türklere birkaç hedef vermemiz lazım. Başkan anlık istihbarat sözü verdi ya. (Gülüşmeler) Gülmeyin arkadaşlar Türk Generali Saygun her gün arayıp sıkıştırıyor. Artık birkaç kelle vermeye mecburuz. (CIA ajanına dönerek) Bu gece Kandil'e gidip Karayılan ile görüşün de PKK'yı İran'a yönlendirelim.
II. PERDE
(1. Sahne: Kuzey Irak'ın Selahaddin şehrinde Barzani'nin karargâhı. Mesut ve Neçirvan Barzani, Talabani ve Zebari toplantı hâlindeler.)
Barzani: (Talabani'ye dönerek) Ben sana o kadar söyledim; bu Amerikalılara güvenilmez dedim. Rice telefon etti; bir sürü azar işittik. Yok efendim, kendimizi ne sanıyormuşuz; konuşup duruyormuşuz. En çok da, Türk Ordusu girerse sizi biz bile kurtaramayız demesine içerledim.
Talabani: Sen gene hâline şükret. Bana, oraya gelirsem sana kediyi gösteririm dedi.
Zebari: Belki de kedi derken olumlu anlamda başka bir şey kastetmiştir.
Talabani: Zevzekliği bırak da bavulunu topla! Doğru Vaşington'a gidiyorsun. (Barzani'ye) Türkler bu defa
çok ciddîler, gene plağı değiştirmemiz gerekiyor.
Barzani: Farkındayım ama merak etme çabuk unuturlar nasılsa. Ben Murat'ı (Karayılan ) arayıp gerekeni söylerim. Biz de artık barış mesajları yayınlamaya başlasak iyi olur.
Neçirvan: Türkiye'deki adamlarımız aldıkları
paraları, ihaleleri hak etmeye çalışıyorlar ama DTP'dekiler
şov yapma peşinde...
Barzani: Yeğenim, onların kuyruğunun yarısı Apo'nun elinde, bilmiyor musun?..
(2. Sahne: Kandil Dağı, geceyarısı. PKK lideri
Murat Karayılan, Neçirvan Barzani ve Mr. Neocon Spy ile konuşuyorlar.)
Neçirvan: İşte böyle arkadaş. Bu durum hoşumuza gitmiyor ama ne yapalım, emir büyük yerden. Bir müddet yönünü
İran'a çevireceksin.
Karayılan: İyi de, bakalım Önderimiz (Apo'yu kastediyor) buna ne diyecek? Biz emirleri ondan alırız.
Spy: (Sözünü keserek) Ama silahları bizden alıyorsunuz değil mi? Biz desteği kesersek ne halt edersiniz? Apo, size İmralı'dan silah, mühimmat ve para gönderecek değil ya!..
Karayılan: Yoksa beni de harcamayı mı düşünüyorsunuz?
III. PERDE
(1. Sahne: Bir TV stüdyosu,
'o' kişiler canlı programda konuşuyorlar.)
1. Kişi: 'Kürt sorunu' şiddetle çözümlenemez. Demokratik ve siyasî çözümler gerekir. Kürtlere sosyal ve kültürel haklar verilmelidir. Kürtçe eğitim ve öğretim yapılmalıdır. Dağdaki gençlere af çıkarılmalıdır.
2. Kişi: Siz Türkiye'deki Pekekelileri halletiniz de Irak mı kaldı? Bugüne kadar 24 kez sınır ötesi operasyon yaptınız da elinize ne geçti? Dağları, taşları bombalayıp durdunuz.
3. Kişi: Barzani ile Talabani dostumuzdur. Onlara ağabeylik etmeliyiz. Habur gibi 10 kapı daha açarak aramızdaki ekonomik bağları güçlendirmeliyiz. Kürdistan kurulursa kurulsun, bize ne zararı var?
4. Kişi: Irak'ta ne işimiz var? 'Egemen' bir devletin topraklarına nasıl gireriz? Siz Amerika'ya bakmayın, o süper güç. Bizi savaşa sokmak ve ABD'yle çarpıştırmak istiyorlar.
5. Kişi: Türkmenler de kim oluyormuş? Sayıları neymiş?
Bir avuç Türkmen için Irak bataklığına mı saplanalım?
Hem Kerkük Kürt şehridir; isterseniz sayın da bakın...
(Programdan sonra bir yerlere telefon ederek aferinlerini alırlar.)
***
(2. Sahne: Başbakanlık binası. Başbakan Erdoğan, bazı 'aydınlar'ı dinlemektedir.)
1. Aydın: Sayın Başbakanım, sakın ola ki bir sınır ötesi operasyon yapmayasınız. Sonra Güneydoğu halkını karşınıza almış olursunuz.
2. Aydın: (Aynı zamanda işadamıdır). Sayın Başbakanım, sınır ötesi operasyon yaparsanız ekonomi felce uğrar ve Irak'taki bütün işlerimiz durur. Ülke
olarak çok zarar ederiz.
3. Aydın: Sayın Başbakanım, Amerika ile aramızı bozmayalım. Bize ambargo koyarlar. AB hayali de suya düşer. Vallahi
hapı yutarız.
4. Aydın: Sayın Başbakanım, bakınız Baykal bile bir anda söylemini değiştirdi. Bu sene bekleyelim, gelecek sene yaparız.
5. Aydın: Sayın Başbakanım, askeri böyle şişirirseniz, yarın idareye el koyarlar...
Başbakan: Sizleri dikkatle dinledim. Galiba kulaklarınız sağır olmuş. 70 milyonun sesini duymuyor musunuz? Operasyon yapılacaktır arkadaşlar. Sizin gibilerin yüzünden zaten geç kaldık. Artık bu laflarla beni oyalayamazsınız...
(Perde iner)