Üzülme Paşam, değerleri kaptırmadık

Televizyonda, Yaşar Büyükanıt Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nde (SAREM) yaptığı konuşmayı dinlerken duygulandım.

Televizyonda, Yaşar Büyükanıt Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nde (SAREM) yaptığı konuşmayı dinlerken duygulandım. Türk Silahlı Kuvvetleri, bir taraftan dağlarda terörist kovalayıp sınır ötesi harekâtı gerçekleştirirken, bir taraftan da 'Terör Örgütüne Yönelik Ekonomik ve İdeolojik Desteğin Kesilmesi' konusunda sempozyum düzenleyip teröre diğer sahalarda da çözüm arıyor.
Büyükanıt Paşa, konuşmasında, teröre verilen iç ve dış destekten, terörün siyasallaşmasından ve legalleşmesinden, teröristlerin ve destekçilerinin yürüttükleri psikolojik harekâttan bahsetti. "Değerleri kaptırdık" diyen Paşa'nın şu tahlili çok önemlidir: "Bu değerler dört tane.
Birincisi insan hakları, ikincisi demokrasi, üçüncüsü özgürlükler, dördüncüsü barış. İnsan hakları terörist hakları hâline dönüştü. Demokratik cumhuriyet, özgürlük kavramını onlar kullanıyor. Barış anneleri, barış babaları... Bizim burada kusurumuz var.
Bu kavramlar elimizden çıktığı için kendimizi savunmaya başlıyoruz. Biz insan haklarını dikkate almayan, demokrasiye inanmamış, özgürlüklere bağlılık göstermeyen, barıştan nefret eden bir şey hâline geliyoruz. İşte psikolojik harekât bu.
Biz bunu kaptırdık."
* * *
Paşa'nın bu samimî konuşması üzerinde dikkatle durmak ve iyi düşünmek gerekir.
Bu mesele, sadece terörle mücadele konusunda ortaya çıkmamıştır. Bu, aslında çok eski bir hikâyedir. '1968 kuşağı'na mensup, yaşı 60'ı geçmiş ve siyasî olayları çok yakından takip eden bir Türk aydını olarak ben bu üzüntüyü yıllardır yaşıyorum. Türkiye'de Soğuk Savaş'ın temsilcileri, millet, devlet, vatan, bayrak, din gibi kutsal değerleri yozlaştırmaya uğraşırken, ortaya hep insan hakları, demokrasi, özgürlükler ve barış maskesi arkasında çıkmışlardır. Kapitalist Batı Emperyalizmi'nin de, Marksist Emperyalizm'in de ambalajı bu hümanist ve hürriyetçi değerlerden meydana gelir.
Irkçı-bölücü hareketlerin ve terörün arkasında da bu tesirleri görebilirsiniz. Nitekim, 1960 sonrası ayrılıkçı Kürtçü hareket sosyalist bir ideolojik paket içinde gündeme gelmiş ve Marksistler tarafından desteklenmiştir. Bugün dahi bu hareketlerin insan hakları kamuflajıyla eski Marksistler tarafından desteklenmesi tesadüf olmasa gerektir. İnsan hakları ve barış örgütlerini yakından incelediğinizde büyük çoğunluğunun hâlâ uluslararası sosyalizmin bir parçası olduğunu görürsünüz.
Peki o halde insan haklarını, demokrasiyi, hürriyetleri ideolojik çevreler ve bölücüler destekliyor diye bu değerlere biz karşı mı çıkacağız? Asla! Ben hiç zigzag yapmadan bütün ömrümü hem vatansever bir milliyetçi, hem de tâvizsiz bir demokrat olarak geçirdim. Vatanseverlerin demokrat, demokratların da vatansever olduğu bir Türkiye'nin özlemini çektim.
* * *
Değerli Paşam, 10 yılda bir yapılan darbeleri unutmamak şartıyla, biz bu değerlerden hiçbir zaman vazgeçmedik.
İnsan hakları, demokrasi ve hürriyetler, artık ideologyalar müzesinin baş köşesinde yerini alan eski tüfeklerin, sosyalistlerin, liberal geçinenlerin ya da ırkçı-Kürtçülerin tekelinde değildir. Bunun için, yeni anayasa hazırlanırken -Milletin ve devletin bölünmez bütünlüğünden tâviz vermemek şartıyla- her görüşteki vatansever aydının ve askerin de insan hak ve hürriyetlerinden yana tavır alması lâzımdır.
Genelkurmay Başkanı'nın konuşması, artık TSK mensuplarının bu değerlere verdikleri önemi göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.
* * *
Büyükanıt Paşa'nın meyus hâli beni de üzdü. Lâkin, şu hususu altını çizerek belirteyim ki, terörle mücadelede asker ve polis üzerine düşeni bihakkın yerine getirmiştir. Bu yapılırken de demokrasiden, insan hakları ve hürriyetlerinden taviz verilmemesi için iyi niyetle azamî ölçüde gayret gösterilmiştir.
Aslında biz bu değerleri kaptırmadık. Teröristler ile iç ve dış destekçileri, sadece 'psikolojik harekât' konusunda başarılı olmuşlardır. Türkiye'nin tek psikolojik harekât birimi olan MGK Genel Sekreterliği Toplumla İlişkiler Başkanlığı kaldırılınca, meydan, kendilerini insan hakları savunucusu olarak gösteren bölücülere ve yandaşlarına kalmıştır.
Ancak, Türkiye demokratik hukuk devleti niteliğini sağlamlaştırarak bu kıskaçtan kurtulacaktır.
Üzülmeyiniz Paşam, biz bu değerleri hiç kimseye kaptırmadık. Bundan sonra da kaptırmaya niyetimiz yoktur.