Vatan elden gidiyor mu?

Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt Paşa'nın, ABD'de yaptığı konuşmayı A.A.'nın metninden okurken heyecanlandım, gözlerim yaşardı. 'Sağol, varol paşam, Allah eksikliğinizi göstermesin' dedim.

Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt Paşa'nın, ABD'de yaptığı konuşmayı A.A.'nın metninden okurken heyecanlandım, gözlerim yaşardı. 'Sağol, varol paşam, Allah eksikliğinizi göstermesin' dedim.
Büyükanıt Paşa, ciddî ve vatansever bir devlet adamına yakışır şekilde konuşarak sadece ABD'de yaşayan Türklerin değil, hepimizin gönüllerine su serpiyor: 'Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir devlettir, çok kuvvetli bir devlettir, bilmeniz lâzım(...) Kendimize güvenmemiz lâzım. Türkiye Cumhuriyeti büyük, güçlü bir devlettir. Bu gücünün bilincinde olması lâzım. Türkiye güçlü bir ülke. Türkiye, onun bunun iteleyeceği bir ülke değildir.'
Büyükanıt Paşa, 'Hiç kimse, hiç bir kurum Türkiye'yi, anayasasıyla belirlenmiş rejiminin dışına çıkaramaz. Türkiye, demokratik, laik, sosyal ve üniter bir devlettir' diye devam ediyor.
Bu sözler, bizce Türkiye'nin birliği, bütünlüğü ve rejimi konusunda yeterli teminattır. Genelkurmay Başkanı, gücünü Türk Milleti'nden aldığını söylüyor. Doğrudur. Türk Milleti'nin her ferdi vatanını ve devletini koruma azmindedir.
***
Türkiye'de son yıllarda toplumu karıştıran bazı gelişmeler olmuştur. Bu olayları şu şekilde özetleyebiliriz:
1. ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra, bizim pasif tutumumuzun neticesinde, ABD-peşmerge ittifakı, Kuzey Irak'ta bir Kürt oluşumuna zemin hazırlamış; ABD'nin ve AB'nin desteğinden cesaret alan Türkiye'deki ırkçı-ayrılıkçı Kürtçü hareket ve arkasındaki PKK terörü saldırılarını arttırmıştır.
2. Türkiye'nin AB'ye giriş süreci hızlanınca, AB çevrelerinin haksız talepleri ve baskıları artış göstermiştir.
3. Kıbrıs konusunda AB'nin takındığı tavır ve vaadlerini tutmaması toplumun maruz kaldığı haksızlık duygusunu körüklemiştir.
4. Ermeni diyasporası'nın Türkiye aleyhindeki faaliyetleri yoğunlaşmış ve başta Fransa olmak üzere Batı ülkelerinin aldıkları haksız tavır açıkça müşahede edilmiştir.
5. Hükûmet'in, AB'ye giriş konusunda bu haksızlıklara karşı koyamadığı fikri yaygınlaşmıştır.
6. Bu arada, bazı basın ve yayın kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin bu haksızlıkları savunması da duyulan rahatsızlıkları tahrik etmiştir.
Sonuç olarak, Türkiye'de âdeta patolojik bir vehim halinde süregelen 'Sevr' ve 'İrtica' öcüleri, toplumu ve bazı bürokratik çevreleri endişeye sevk etmiştir.
***
Son günlerde 'milliyetçi yükseliş' adı altında tartışılan meselenin aslını bu noktada aramak lâzımdır.
Türk Milleti, vatansever ve devletine bağlı bir millettir. Vatanın bölüneceği endişesi, insanımızı huzursuz etmekte ve ümitsizliğe düşürmektedir. Bu dumanlı havada, kendilerine hiç sıkılmadan 'ulusalcı' ya da 'milliyetçi' adı veren bazı psikopat kişiler, kendilerine, tepki içindeki birtakım müritler bulmakta sıkıntı çekmezler. Nitekim, 'Kuvayı Milliye' diye ortaya çıkıp, İttihat Terakki Cemiyeti'ni taklide çalışarak saçmalayan bazı uç gruplar da bu dumanlı havanın figüranlarıdır.
Gerçek milliyetçilerin, vatanseverlerin bu klinik vakaların peşine düşerek Türkiye'ye zarar vermeleri mümkün değildir. Bu marjinal grupların 'Vatan elden gidiyor!' haykırışlarına aldanmak için, ya büsbütün aptal ya da politik hırstan kör olmak gerekir. Hükûmet'in bazı icraatlarını beğenmeyebilir ve sert şekilde eleştirebilirsiniz. Ancak, millet tarafından seçilmiş bir Hükûmet'e, 'Vatanı satıyorlar' gibi ithamlarda bulunamazsınız.
Vatanın bir yere gittiği filan yok. Bilakis Türkiye, gün geçtikçe gelişip, güçleniyor.
***
Geliniz Büyükanıt Paşa'ya kulak verelim: 'Bazı korkularımız var. Bu korkularımızın üstesinden gelmemiz gerekiyor. Türkiye bölünüyor mu? Kim bölecek Türkiye'yi? Kim bölebilir? Türkiye'yi bölmeye kimin gücü yeter? Türkiye'yi bölmeyi rüyalarında görenler, bu rüyanın sonunda kâbus görür(...) Kimseye Türkiye'yi böldürtmeyiz.'