Yazıklar olsun!

Nokta Dergisi'nde ve bizim Radikal Gazetesi'nde, Genelkurmay İletişim Daire Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen 'Basın ve Yayın Kuruluşlarının Akreditasyon Yönünden İnceleme ve Değerlendirilmesi' başlıklı belge yayımlandı.

Nokta Dergisi'nde ve bizim Radikal Gazetesi'nde, Genelkurmay İletişim Daire Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen 'Basın ve Yayın Kuruluşlarının Akreditasyon Yönünden İnceleme ve Değerlendirilmesi' başlıklı belge yayımlandı.
Bu belgede ben de 'TSK karşıtı' olarak değerlendirilmişim. Haberin yer aldığı Radikal'in 9. sayfasının tam karşısında, benim 'Eyalet Sistemi Bölünmeye Yol Açar' başlıklı yazım, şu cümleyle sona eriyor: 'Milletimizin vatanseverliği ve kahraman ordumuz en büyük teminatımızdır'.
'Kahraman ordumuz'un pek de kahraman olmadıkları anlaşılan bazı mensuplarının bu değerlendirmesini(!) esefle karşılıyorum.
Tamamen millet ve devlet hizmetine vakfettiğim ömrüm gözümün önünden geçiyor.
Tek gün dahi izin kullanmadan sabahlara kadar çalışarak geçirdiğim bir ömür...
Kara Harp Okulu'ndaki tek kuruş almadan verdiğim dersleri, yıllarca Hükûmet ile TSK arasındaki işbirliğini sağlama görevimi, millî güvenlik konusunda en üst seviyede yaptığım hizmetleri, Türk tarih ve medeniyeti konusundaki araştırmalarımı düşünüyorum. Son yıllarda naçizane kalemimle Türkiye'nin millî menfaatleri ve bölünmez bütünlüğünü nasıl cesaretle savunduğum aklıma geliyor. Daha geçen gün, Kuzey Irak ile diyalog konusunda televizyonda 'Genelkurmay Başkanı haklıdır' deyişimi hatırlıyorum. Türk Milleti'nin her ferdi gibi, asker görünce nasıl heyecanlandığımı, kalbimin nasıl sevgiyle çarptığını düşünüyorum.
Ve, dudaklarımdan gayrı ihtiyarî şu kelimeler dökülüyor: 'Yazıklar olsun!..' Kendi kendime, 'Şayet doğruysa bu haltı işleyenler acaba benim kadar milliyetçi midir, vatansever midir?' diye soruyorum.
* * *
Bu fişlemeyi yapanlar, Anayasa'ya ve kanunlara aykırı davranmışlar ve açıkça suç işlemişlerdir. Elinde silah tutanların basın-yayın kuruluşlarını ve mensuplarını, siyasî eğilimlerini belirterek 'TSK karşıtı-yandaşı' şeklinde fişlediği bir ülkede basın hürriyetinden ve demokrasiden söz edilemez. Hiçbir demokratik ülkenin silahlı kuvvetleri bu tip bir fişleme yapmazlar. Nazi, Faşist ve Komünist diktatörlüklerde bile buna benzer fişlemeler, silahlı kuvvetler tarafından değil, özel olarak teşkil edilmiş birimler tarafından yapılır. Nazi Almanyası'nda bu gibi işlemler Alman ordusu tarafından değil SS'lerce yapılırdı.
Yıllardır haykırıyoruz fakat bazı 'darbe özürlülere' bir türlü anlatamadık. Biz ordumuzu başımızın üstünde taşırız. Ordumuz bizim için mukaddes, muazzez ve mübarek bir kurumdur. Bizim karşı olduğumuz, silahlı kuvvetlerin antidemokratik müdahaleleridir. Demokrasiye inanan TSK mensuplarının da bizim gibi düşünmesi gerekir.
Şu anda çok sayıda askerî birlikle Irak sınırında vatan savunması yapan silahlı kuvvetlerimizi desteklememiz gerekirken, bu saçma sapan andıç bozuntusu acemi fişleme erbabı yüzünden bize bu yazıyı yazdıranlar, TSK'ya en büyük kötülüğü yapmışlardır. Bu skandal, Türkiye aleyhinde on parmağında on kara bekleyenlere fırsat vermiş, yere göğe koyamadığımız ordumuzu yıpratmıştır.
Asıl TSK karşıtlığı, işte bu nevi işgüzarlıklardır.
* * *
Yazımı tamamlarken, Genelkurmay'ın bu konuda adlî soruşturma başlattığını öğrenip bir dereceye kadar müteselli oldum. Bu soruşturma, gittikçe daha çok sevmeye başladığım Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa başta olmak üzere, TSK'nın üst kademelerinin bu fişleme rezaletinin içinde olmadığını gösteriyor.
Anlaşılan, 28 Şubat kalıntısı bazı unsurlar hâlâ faaliyette bulunuyorlar. Bu konuda Hükûmet de gereğini yapmalı, 28 Şubat'ta olduğu gibi, bu skandalı görmezlikten gelmemelidir.
Bana gelince, Genelkurmay'ın başlattığı adlî soruşturmanın neticesini bekleyip, gerekli görürsem fişlemeyi yapanlar hakkında dava açacağım.
Bu arada, hakkımdaki 'kişi akreditasyonu' saçmalığını tanımıyorum. Genelkurmay Başkanlığı, kimsenin babasının malı değildir. Mensubiyetiyle gurur duyduğum büyük Türk Milleti'nin bir neferi, şerefli bir devlet adamı ve yazarı olarak, gerektiğinde oraya girmeyi de çok iyi bilirim.
* * *
Son olarak, bu hezeyanların, benim şanlı Türk Ordusu'na ve kahraman komutanlarına duyduğum sevgi ve güveni azaltmadığını da kaydetmek istiyorum.