Yılbaşı ve sosyal değişim

Sevgili okuyucular, yarın yılbaşı gecesi... Eski yazılarımı gözden geçiriyorum. Neler neler döktürmüşüm...

Sevgili okuyucular, yarın yılbaşı gecesi... Eski yazılarımı gözden geçiriyorum. Neler neler döktürmüşüm... 2003'te, 'Mübarek Kırismısınız Kutlu Olsun' başlıklı yazımda, yılbaşı kutlamalarındaki tezatları mizahî bir üslûpla aksettirmeye çalışmışım. O cânım çam ağaçlarına kıyılmasından, hindi katliamına; Noel Baba edasıyla böğüren Ren geyiği meşrepli bir takım mahlûkattan, fukara şans tâcirlerinin 'trilyon dağıtması'ndaki ironiye kadar yılbaşıyla ilgili herşeyle dalga geçmişim.
2004'ün son gününde yayınlanan yazımdaki şu trajikomik tasviri, bir defa daha sizlerle paylaşmak istiyorum: "Bir yanda, yeni asgarî ücretle bir ay nasıl geçineceğini yılbaşı hindileri gibi düşünüp duran çoğunluk; diğer yanda, bu miktarı ve milyarları bir gecede harcayan azınlık ve bu çelişkiyi 'Çağdaş Türkiye' zanneden, fildişi kulelerindeki tuzu kuru aydınlar... İster misiniz, bir gün kulelerinden çıkıp da 'Jingle Bells' diye Kırismıs şarkıları söyleyerek, Marie Antoinette edâsıyla, 'Devlet Noel'de herkese birer kırmızı don dağıtsın da vatandaşlar don giyip donansınlar' deyip sosyal adalet teorisinde yeni sayfalar açsınlar."

Yılbaşı ve sosyal kutuplaşma
Efendim, bir zamanlar Türkiye'de yılbaşı kutlamalarında birbirine tamamen ters iki ayrı kutup vardı: Birincisi, yılbaşının çağdaşlık ve Batılı hayat tarzının gereği olduğunu düşünenler; ikincisi ise, yılbaşının mondenlik ve Hıristiyan kültürünün bir parçası olarak kutlandığı görüşünde olanlar...
Birinci grupta bulunanlar, özellikle Cumhuriyet'in ilk döneminde düzenlenen 'yılbaşı baloları'ndaki kutlamaları, âdeta modernleşmenin bir rumuzu olarak kabul ederken, ikinci grupta olanlar ise yılbaşı gecesini neredeyse bir mâtem vakti olarak görmüşlerdir.
1950'li yıllarda, bürokrasinin yanında burjuvazinin de arz-ı endâm etmesi, yılbaşı kutlamalarındaki yaygınlaşmayı hızlandırmış; bununla beraber kendi hâlindeki vatandaşın, nevi şahsına münhasır mütevazı bir kutlama biçimi ortaya çıkmıştır.
Kitle haberleşme araçlarındaki hızlı gelişme, özellikle çok sayıda özel ve renkli televizyon kanallarının yayınları, toplumda yılbaşı kutlamalarının yaygınlaşması sonucunu doğurmuştur.

Modernleşme ve yılbaşı
Sevgili okuyucular, yazıma başlamadan önce, kamuoyu araştırmalarını yakından takip ettiğim, değerli araştırmacı Tarhan Erdem'i aradım. Yılbaşı kutlamaları hakkında mukayeseli bir çalışmasının olup olmadığını sordum. Henüz yapmamış. Ancak, o da benim gibi, son yıllarda yılbaşı kutlamalarının daha çok benimsendiği ve bu bakımdan bir modernleşmenin olduğu görüşünde.
Sakın yanlış anlaşılmasın, yılbaşında küfelik oluncaya kadar alkol alanları, sabaha kadar kumar oynayanları, çam katliamında bulunanları tasvip etmiyorum. Lâkin, bu kutlamaları 'Hıristiyanlaşma' ve 'yabancılaşma' olarak da görmüyorum. Zira, toplumumuz yılbaşını, kendi hayat tarzı ve telâkkileri çerçevesinde âdeta 'yerlileştirmiş'tir. Sadece 'Yılbaşı'nı değil, 'Sevgililer Günü'nü, 'Anneler Günü'nü, 'Babalar Günü'nü de -menşei ne olursa olsun- kabullenmiş; bir bakıma kendi kültürü içinde meczetmiştir.
Bu kabullenişte, piyasa ekonomisinin rengârenk ışıklandırılmış süslü vitrinlerinin ve bol eğlenceli televizyon programlarının da rolü inkâr edilemez. Esasen, ekonomiyle desteklenen küresel kültürün tesirinden uzak kalmak pek mümkün değildir.
Bu konuda önemli olan, kendi ahlâkî ve millî değerlerimizin yozlaşmamasına dikkat etmektir. Türk toplumu, dinî ve millî bayramlarını da aslâ unutmamış, ihmal etmemiştir.
* * *
Sonuç olarak, yılbaşı örneğinde, Türk toplumunun çağdaş dünyanın dışında kalmadığını, ancak kendi değerlerini de muhafaza ederek kendine mahsus bir 'modernleşme sentezi' ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.
Yeni yılınızı kutluyor, 2008 yılında Türkiye'nin daha huzurlu günler yaşamasını diliyorum.