scorecardresearch.com

Milliyetçiler, Ulusalcılar, Ergenekoncular ve Prof. Özdağ

Sevgili okuyucular, Türkiye, Anayasa Mahkemesi?nin 30 Temmuz Kararı?yla içinde bulunduğu açmazların önemli birinden sıyrılmaya muvaffak oldu.

Sevgili okuyucular, Türkiye, Anayasa Mahkemesi’nin 30 Temmuz Kararı’yla içinde bulunduğu açmazların önemli birinden sıyrılmaya muvaffak oldu. Lâkin, aydınlık bir geleceğe uzanabilmemiz için aşmamız gereken başka önemli engeller de var. Son aylarda bozulan ekonominin düzeltilmesi, başta yargı konusunda olmak üzere reformlar yapılması, Yeni Anayasa’nın hazırlanıp yürürlüğe konulması ve Türkiye’nin üniter bütünlüğünü koruyarak bölücü terörle mücadele edilmesi gerekiyor.
Bu arada, darbe taşeronluğu yapan Ergenekon Çetesi Dâvası’nın da bir an önce sonuçlandırılması, darbe heveslilerini caydırıcı olması ve demokratik rejimin rayına oturtulması bakımından çok önemlidir.

Milliyetçi, Ulusalcı, Ergenekoncu
Daha önce de müteaddit defalar yazıp çizdik. Her ne kadar aralarında terminolojik benzerlik bulunsa da, uygulamada ‘milliyetçi’ ile ‘ulusalcı’ birbirinden tamamen farklı, hattâ yekdiğerine zıt zihniyetteki kişileri ifade ediyor.
Şöyle ki, milliyetçi dindardır ya da en azından dine saygılıdır. Halbuki ulusalcı dini irtica olarak görür. Milliyetçi demokrattır, ulusalcı ise darbecidir ve dikta taraftarıdır. Milliyetçi halk adamıdır, ulusalcı halka tepeden bakar. Milliyetçi ‘Atatürkçü’ dür, buna mukabil ulusalcı, Atatürk istismarcısı ve ‘Kemalist’tir. Bu farklılıkları ve zıtlıkları daha da arttırmak mümkündür.
Darbeci terör çetesinin, adını milliyetçiler tarafından da sevilen Ergenekon Destanı’ndan alması ve vatanperverlik iddiasıyla ‘ulusalcı söylem’ geliştirmesi, milliyetçilere karşı hasmane tavır alan gayrimillî ve dışa bağımlı çevrelere, milliyet-
çilik aleyhtarı propaganda için fırsat vermiştir. Oysa, vatanseverlik anlamında bir milliyetçi anlayış, bir milletin ve devletin mevcudiyetini devam ettirebilmesi için asgarî şarttır. Demokratik rejim ve liberal hürriyetler, millî değerlerine bağlı bir toplumla aslâ çelişmez.
Diğer taraftan, her ‘ulusalcı’nın da, mutlaka ‘Ergenekoncu’ olması gerekmez. Görüşlerini hiçbir şekilde tasvip etmemekle beraber, bütün ulusalcıların ‘çeteci’ ithamıyla töhmet altında bırakılmasını da doğru bulmuyorum.

Katıksız bir Milliyetçi: Prof. Dr. Ümit Özdağ
Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı, televizyonlardaki tartışma programlarının dışında yakından tanır mısınız, bilmiyorum. Bana göre, Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli beyinlerin başında gelir ve katıksız bir milliyetçidir.
Aslen Kumuk Türklerinden olan Prof. Özdağ, hâlen Gazi Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü olarak görev yapıyor. Prof. Özdağ, Türkiye’nin en önemli iki stratejistinden biridir (Diğeri de Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’dur). 1994 yılında ‘Avrasya Dosyası’ adlı uluslararası ilişkiler ve stratejik araştırmalar dergisini çıkarmaya başlamış ve 1999 yılında dünyanın en büyük stratejik araştırma merkezlerinden birisi olan ASAM’ı (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) kurmuştur. Bunun yanında, 2000 yılında, ASAM’a bağlı olarak çalışan, Türkiye’nin ilk ‘Ermeni Araştırmaları Enstitüsü’nü de tesis etmiştir. Bu Enstitü, Ermeni meselesi konusunda kısa zamanda 26 cilt kitap yayınlamıştır.
Prof. Özdağ, ayrıca ‘Stratejik Analiz’ adlı aylık strateji dergisini, ‘Ermeni Araştırmaları’ adlı üç aylık bilimsel dergiyi ve Londra’da ‘The Review of International Affairs’ adlı üç aylık dergi ile ‘Ankara Papers’ adlı kitap dizisini yayınlamıştır. Hâlen de ‘21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ Başkanlığını yürütmekte ve ‘21. Yüzyıl’ adlı düşünce dergisini çıkarmaktadır.
Prof. Özdağ, kendisini Türkiye’nin meselelerine âdeta vakfetmiş bir ilim adamı ve vatansever bir aydındır. Terörizm ve etnik sorunlar konusunda çeşitli saha araştırmaları yapan ve bu alanda uzmanlaşan Özdağ’ın hepsi de birbirinden değerli ve tümüyle orijinal 25 kitabı yayınlanmıştır. Bunların arasında, Atatürk, İnönü ve Menderes dönemlerindeki ordu-siyaset ilişkilerini inceleyen eserleri, Kürtçülük sorununu, PKK’yı, Türk Ordusu’nun operasyonlarını ve terörizmi araştıran kitapları hemen sayılabilir. Geçen ay yayınlanan ‘Telafer-Bir Türkmen Kentinin ABD Ordusu ve Peşmergelere Karşı Direnişi’, bu alandaki tek eserdir.
Ümit Hoca, hâlen bir Türk devlet adamının mutlaka okuması gereken, bin sayfalık ‘Türkiye-Musul Vilâyeti İlişkileri’ ile gene sahasında ilk olacak ‘İstihbarat Teorisine Giriş’ eserlerini yayınlamak üzeredir.

Değerlerimizi karalamayalım
Efendim, benim Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı neden yazı konusu yaptığımı merak ediyorsunuzdur. Hemen anlatayım. Ne yazık ki, böylesine değerli bir vatansever ve dâhi bir bilim adamının Ergenekon Dâvası İddianamesinde bahsi geçiyor. Gerçi, kendisi hakkında doğrudan bir ithamda bulunulmasa da, Ergenekoncuların Prof. Özdağ’ın MHP Genel Başkan adaylığını destekledikleri iddia ediliyor.
Şunu açıkça belirtelim ki, eğer böylesine önemli bir dâvanın iddianamesinde, suçlularla karıştırılarak, suçsuzlara da yer verilebiliyorsa, işin ciddiyeti ortadan kalkar; bu da en fazla çetecilerin ekmeğine yağ sürer. Prof. Dr. Ümit Özdağ, ne derece milliyetçi ise o derecede demokrasiye ve hür iradeye inanmış bir demokrattır.
İddianamede, sanık Zekeriya Öztürk’ün bilgisayarından çıktığı ileri sürülen ‘Kişiye Özel Bilgi Notu’ olarak adlandırılan yazıda; Ergenekon Örgütü’nün Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın adaylığını desteklemek amacıyla bazı çalışmalar yaptığı; ayrıca Ergenekon sanıklarından
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile görüştüğü, şeklinde asılsız iddialara yer verilmiştir.
Bu arada, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır’ın, ‘Biz o yapılanmayı tespit ettik ve önlem aldık’ demesi, doğrusu hiç de şık olmamıştır. Ben Devlet Bahçeli’yi de sever ve takdir ederim. Parti içi ihtilâflarla da ilgili değilim. Lâkin, fırsatı ganimet bilerek vatansever bir Milliyetçiyi karalamayı siyasî etiğe uygun bulmuyorum.

Şimdi gelelim iddialara...
1. Eğer Cumhuriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni İlhan Selçuk örgütün üst düzey yöneticisi ise, Cumhuriyet Gazetesi’nde Prof. Özdağ’ı destekleyen tek bir makale veya haber neden yayınlanmamıştır? Bilâkis İlhan Selçuk’un 22 Temmuz seçimleri öncesinde MHP’yi ve CHP-MHP koalisyonunu desteklediğini görüyoruz.
2. Örgüt dâvasının ileri gelen sanıklarından Güler Kömürcü, MHP Kurultayı’ndan üç gün önce 16 Kasım 2007 tarihinde yayınlanan yazısında Ümit Özdağ’ın kongreye katılmasına karşı çıkmış ve aleyhinde bulunmuştur.
3. Örgütün basın yapılanması içinde gösterilen Halil Behiç Gürcihan’ın kitabının 24. sayfasında Prof. Özdağ ağır şekilde karalanmıştır.
4. Prof. Özdağ ile dirsek teması içinde olduğu söylenen ve çetenin üst düzey yöneticisi olarak tutuklanan Doğu Perinçek, 1 Temmuz 2006’da acıkgazete.com adlı internet sitesinde yayınlanan söyleşisinde, ‘Ümit Özdağ Türkiye düşmanıdır’ diyerek iftirada bulunmuştur.
5. Prof. Özdağ, İstanbul Ülkü Ocakları ile İşçi Partisi gençlik örgütünce düzenlenen toplantılara ve ‘Kızıl Elma Koalisyonu’ na da karşı çıkmış; 25 Kasım 2003 tarihli yazısında bu oluşumu eleştirerek milliyetçilik ile bağdaşmadığını ifade etmiştir.
6. İddianamede, örgüt mensuplarının Prof. Özdağ’ı desteklemek için ne yaptığı ve nasıl bir ekip oluşturduğundan da bahis yoktur.

Milliyetçi çetecilik yapmaz
Milliyetçi ve vatansever aydınlar, ülkeleri aleyhinde çetecilik yapmazlar. Nasıl ki, MHP hiçbir şekilde çetelerle ilgili değilse, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın da çetecilerle hiçbir ilişkisi olamaz.
Çetelerle mücadeleye sonuna kadar varız. Lâkin, bu milletin vatansever evlâtlarını da kimseye kurban ettirmeyiz.
Son bir hususu da sormadan geçemeyeceğim. Milliyetçiler Ergenekon Çetesi üzerinden kavga mı edecekler? Bu oyuna gelmeyelim.

http://www.radikal.com.tr/8916188916180