Fena çocuk

Onun fena bir çocuk olduğuna hiç şüphem yok. Kim olduğunu söylesem siz de bana hak verirsiniz. Fakat ona feci halde ihtiyacım var. Fena çocuklar öyledir, bizi 'sinir' edecek ölçüde...

Onun fena bir çocuk olduğuna hiç şüphem yok. Kim olduğunu söylesem siz de bana hak verirsiniz. Fakat ona feci halde ihtiyacım var. Fena çocuklar öyledir, bizi 'sinir' edecek ölçüde sessiz sedasız hayatımızın bir köşesinde varlıklarını sürdürürler, görmezden geliriz, küçümseriz, ilgilenmeyiz, doğrusu onlar da pek ilgimizi çekmeye çalışmazlar, fakat günün birinde...
Sizin şiire ihtiyacınız var mı? Benim var. Hatta şiir yazmaktan çok şiir okumaya ihtiyacım var. Ola ki sizin de vardır. Şiirsiz bir dünyada kendimi hiç arkadaşı olmayan bir 'muhallebi çocuğu' gibi hissederdim. Hani okula yalnız gönderilmeyen, fena çocuklarla konuşmaması için sıkı sıkıya tembihlenen, neredeyse arkadaştan başka her ihtiyacı anında 'satın alınan', yalnızlığın nevrozlarını ömürboyu taşıyacak o 'zavallı çocuk' gibi hissederdim. Şimdi böyle hissetmiyorsam, bunu şiir yazmaktan çok okumaya borçlu olduğumu biliyorum.
Zaman öldürmek için roman okuyorsunuz, ne kadar çılgın olduğunuzu öğrenmek için fazlaca hamaset soslu kitapları hızla tüketiyorsunuz, gözlerinize 'görsel bir şölen' yaşatmak için sinema salonlarını dolduruyorsunuz, müziğin de ruhunuzun gıdası olduğunu biliyor, meşrebinize göre şarkılarla kendinizden geçiyorsunuz. İyi de kuzum, niye şiir okumuyorsunuz? Şiirden niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz? Şiir deyince tüyleriniz adeta diken diken oluyor, bilmediğiniz bir yabancı dilden sınava çekiliyormuş gibi terliyorsunuz? Şiirin sizin için eskiden bir 'sihri' vardı da o mu yok oldu? Yoksa şiir artık çoktan geride bıraktığınız bir nev'i 'çocukluk hastalığı' mı? Belki de artık 'ezberlenecek' şiirler yazılmadığı için şiir okumayı bırakmışsınızdır, kim bilir?
Hiç düşündünüz mü belki de şiire en çok şimdi ihtiyacınız vardır. Belki bir üniversite öğrencisisiniz, henüz geçim derdiniz yok ya da çoktan evlenip çoluk çocuğa karıştınız, ele güne mahcup olmayacak bir geliriniz de var, arabanızı da değiştirdiniz, her yıl standart tatilinize de çıkıyorsunuz, ara sıra eski arkadaşlarla toplanıp kafa çektiğiniz de oluyordur. Mutlusunuz ya da gibisiniz... İyi de bunca mutluluk biraz canınızı sıkmıyor mu? Bu güven, bu konformizm sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Mülkün, paranın, güvenin sağladığı huzur zaman zaman da olsa biraz rahatsızlık vermiyor mu? Kendinizi daha iyi hissetmek için ruh taciri sahte peygamberlerin ve 'guru'ların icat ettiği 'new age' 'din'lere mürit yazılıyorsunuz, Paulo Coelho'nun kitaplarıyla 'light mistik' tecrübeler yaşıyorsunuz...Pes yani, şiir okumamak için bu kadar çabaya, bu kadar masrafa değer mi? Hem kendinizi bu kadar rahat hissetmek de, kusura bakmayın ama, biraz 'ayıp' olmuyor mu?
Şiir okuyun, biraz rahatsız olun!
Alıştığınız düzgün cümlelere aykırı dizelerle karşılaşmaktan, bazen anlamakta sıkıntı çektiğiniz imgelerden, 'muhayyile'nize sığmayacak derecede 'saçma' şiirlerden, bildiğiniz kalıpların, ezberlediğiniz dörtlüklerin dışında yazılan, hatta 'bu da şiir mi?' diye isyan edeceğiniz şiirlerden biraz rahatsızlık duyun! Şiir rahatsız eder, en başta da edebiyatın diğer türlerini rahatsız eder, o çocukluğunuzda yakınlaşmanıza izin verilmeyen 'fena çocuk'lardandır çünkü. Ne işte ne güçte, ne malda ne mülkte, ne evde ne arabada, ne şöhrette ne parada gözü vardır çünkü şiirin.
Şiire ihtiyacımız var, çünkü rahatsız olmaya ihtiyacımız var, arkadaşlığa ihtiyacımız var. 'Fena çocuk'lar olmasaydı, ne devrimler gerçekleşirdi ne de daha iyi bir dünya özlemi düşerdi içimize. Hayalsiz, ütopyasız yaşayıp giderdik. Yerleşik düzene, egemen dile aykırı olan her şey 'fena'dır ve şiir de 'fena çocuk'tur, ama bu vahşi ilişkilerin, azgın kapitalizmin ve hepimize kandan başka bir şey vaat etmeyen milliyetçiliğin tutsağı olmamak için şiirin arkadaşlığına ihtiyacımız vardır. Onunla yoldan çıkarız, yola geliriz, onunla hülyalara dalar, imkânsız aşkların peşine düşeriz, onunla, hangi yaşta olursak olalım, genç olur, gençliğimizi yaşarız. Onun büyüttüğü hayallerin izini sürmeden, 'Yaşadığımı İtiraf Ediyorum' demek mümkün mü? Şiir gibi gerçek yoktur, çünkü şiir belki de 'gerçekçi ol imkânsızı iste!' şiarına en çok yakışan imkândır, bütün hayaller onda mevcuttur.
Şiir işte o 'fena çocuk'. Size bir iyilik yapıp sizin için olmadık hayaller kuruyor.
O hayallere ihtiyacınız varsa, hayatınızda şiire de ihtiyacınız var demektir. Bugün Nevruz ya da Newroz, yani bir tür 'Bahar Ayini'. Şiir ihtiyacınızı karşılamak için bundan daha güzel bir gün olabilir mi?