Hız, ideolojidir!

Hız diye bir ideoloji var. </br>Hızlı yaşa, hızlı yaz, hızla unut, hızla kazan.Yavaşlığın üretiminin hızla tüketildiği günlere geldik, yine de bizden istenen daha hızlı, daha da hızlı tüketmemiz.

Hız diye bir ideoloji var.
Hızlı yaşa, hızlı yaz, hızla unut, hızla kazan.Yavaşlığın üretiminin hızla tüketildiği günlere geldik, yine de bizden istenen daha hızlı, daha da hızlı tüketmemiz. Tükeninceye kadar tüketiyoruz biz de. Fethi Naci 'İnsan
Tükenmez' diyordu iyimserlikle, oysa insan kendini tüketmekle yetinmedi,
intikam alır gibi doğayı, çevreyi de tüketti. Küresel ısınma dediğimiz de
küresel hızlanmadır belki.
Arkadaşım Aydın Şimşek'in geçen yıl yayımlanan, ilginç o ölçüde de öğretici ders kitabı 'Yaratıcı Yazarlık ve Deneysel Düşünme'yi (Kum Yayınları) okuyordum. Yazı, yazarlık, yazı disiplinleri üstüne çeşitli atölyelerde gerçekleştirdiği seminerleri bir araya getirerek, akıcı kurgusuyla kendini okutmayı başaran bir kitap hazırlamış Aydın Şimşek. Kitapta bir konu başlığı dikkatimi çekti: "Hız bir ideolojidir ve
metin hıza karşıttır." Yazının girişinde şunları söylüyor: "Çağımız büyük altüst oluşlar çağı. Hemen her şey bağımsız bir varoluş peşinde. İlişki içerisine giren ötekini yok sayarak kendini var kılmaya çalışıyor. Artık bir arada iş yapabilmenin yerini, giderek kendi başına varolmak alıyor. Bunun için birey her türlü aracı yaşamsal ve olağan sayıyor. İnsanlığın yüzlerce yıllık mücadelesi sonucu edindiği etik, estetik, ideolojik değerlerinin yerini her şey olma iddiası alıyor. Şeyleşme insanın temel değerlerine hâkim kılınıyor. Yeni denilene alışamadan, onunla duygusal-fiziksel ilişkiler geliştirilemeden eskiyor. Tekrar bir boşluğa bakakalıyoruz. Yaşam biçimlerimize, tercihlerimize yeni bir ideoloji yerleşmiş durumda: Hız." (agy. s.53)
Samimiyetle mahremiyetin birbirine karıştırıldığı, sahiciliğin yerini itirafın aldığı, özel hayatın, yani insani olanın, yeni 'özgürlük' anlayışı uyarınca teşhire tabi tutulduğu, direnenlerin eski kafalı, tutucu, 'ideolojik saplantılı' olmakla suçlandığı, milliyetçilik kadar azgın bir liberalizmin sonucu bu yeni ideoloji. Batı'yı çoktan teslim almış olan hız ideolojisi bulaşıcı bir hastalık olarak Doğu'ya da yayılıyor. Başka hiçbir keşfe sahip çıkamasa da, tartışma götürmeyecek biçimde yavaşlığı keşfetmiş olan Doğu'nun elinden bu harika keşif de alınmaya, alınıp yok edilmeye çalışılıyor. Türkiye, insanlarıyla olmasa da, sonsuz ve açgözlü bir iştahla davranan yöneticileri, 'burjuvazi'si, Anadolu aslanları, kaplanları nev'inden pışpışlanan yeni zenginleri eliyle, bu utanç verici yarışa koşuluyor. Batının yürüyüşüne yetişmek için bizim koşmamız icap eder ne de olsa!
Yurtdışındaki 'şöhret'lerimiz de, modacısı, tekstilcisi, sinemacısı,
davulcusu, bizim yavaşlığımızdan şikâyetçi. Bazen basında onlarla yapılan söyleşileri okurken, Balzac'ın 'Taşralı Bir Büyük Adam Paris'te' romanı geliyor aklıma. Bizimkiler de Osmanlı'yı seviyorlar, Cumhuriyet'e bayılıyorlar, ikisinin oluşturduğu sentezi yere göğe sığdıramıyorlar, fakat yetmiyor! Kültürümüz üzerinden yaptıkları işlerde kazandıkları para ve şöhret onları kesmiyor. Daha diyorlar, daha hızlı olmamız gerek! Sanki Frenk illerini fethe çıkmışlar gibi. İnanılmaz bir iştiyak ve göz yaşartıcı bir heyecan içinde mübarek gazalarını kutlamamız için çırpınıyorlar.
Oysa içerdeki hızımızı bir görseler! Görücüye çıkmış sanatçılarımızı,
görünmek için çırpınan edebiyatçılarımızı, 'oryantalist' numaralar çeken
popçularımızı, magazinleşen kültür hayatımızı bir görseler, eminim bu
hızdan duydukları mutlulukla sevinç gözyaşları dökerlerdi. Galiba dışarda kala kala 'Türk mucizesi' dediğimiz şeyi unutmuş görünüyorlar. Oysa memleket 'ver coşkuyu' sloganıyla almış başını gidiyor işte!
Buyrun, sol şeridi boşaltalı çok oldu, yol sizin! Anısız, belleksiz, unutkan bir 'topluluk' olarak (Ece Ayhan böyleleri için 'insan toplumu değil, topluluk bunlar' derdi) istediğiniz hızla gidin.
Nasılsa yolları da tüketersiniz bu hızla, imkânları da, anıları da, yazıyı da. Durduğunuzda geç olacakmış ne gam, nasıl olsa kendinizden başka tüketecek bir şey bulamayacaksınız yolun sonunda.