Sakalsız bir oğlan

'Alnını/ dağ ateşiyle ısıtan/ yüzünü kanla yıkayan dostum/ senin/ uyurken dudağında gülümseyen bordo gül/ benim kalbimi harmanlayan isyan olsun/ şimdi dingin gövdende/...

'Alnını/ dağ ateşiyle ısıtan/ yüzünü kanla yıkayan dostum/ senin/ uyurken dudağında gülümseyen bordo gül/ benim kalbimi harmanlayan isyan olsun/ şimdi dingin gövdende/ uğultuyla büyüyen sessizlik/ birgün benim elimde/ patlamaya sabırsız mavzer olsun/ başını omzuma yasla/ göğsümde taşıyayım seni/ gövdem gövdene can olsun."
Adı 'Arkadaş' olan, şiiri 'Arkadaş' olan bir şairin dizeleri bunlar, Arkadaş Zekai Özger'in. 'Aşkla Sana' başlıklı şiirinin ilk dizeleri 80 öncesi neredeyse hepimizin ezberindeydi. küçük İskender'in sözleriyle "Herkes, ölen arkadaşlarından çok öldürülen arkadaşları için ağlar"dı ve biz ağlamamak için yüksek sesle okunan bu gür şiire sığınırdık. Öldürülen arkadaşları uğurlarken, anarken, henüz tamamlanmamış devrime ve gençliğimize umut vermek için okunan şiirlerin çoğu da ya Nâzım'dandı ya da 'anonim'. Bu şiiri ise bilirdim, Arkadaş'ındı ve tamamını 1972'de Yansıma dergisinde okumuştum.
Mesele dergisi Mayıs 2007 tarihli 5. sayısında Arkadaş Z. Özger'i kapsamlı bir dosyayla hatırlıyor, 9 Mayıs 1973'te toprağa verilen Arkadaş'ın 34. ölüm yıldönümünde. 1971'deki, şimdi adı Cumhuriyet Yurdu olan SBF Yurdu'na yapılan polis baskınında Arkadaş başına ağır darbeler almıştı. 2 yıl sonraki ölümüne de bu darbelerin neden olduğu söylenir. Düştüğü yerde günler sonra bulunur. Sina Akyol bir şiirinde "Erken öldük/ erken ölen mintanıyla gömülsün" diye yazar bu faili belli 'meçhul' ölüm için ve şöyle der: "Zıbına benzetirim ben mintanı. Çocuksu bir hava verir giyene. Dünya kadar insan erken öldü o dönemde. O kadar yakışmıyordu ki ölüm, daha yaşayacağı o kadar çok gün vardı ki, kefene sarmayalım mintanıyla gömülsün, demekti muradım." (Mesele, s.13).
Mesele'de Arkadaş'ın yakın arkadaşı olan Sina Akyol'un uzun bir söyleşisiyle, Osman Akınhay, İlhan Durusel, küçük İskender ve benim yazılarımız yer alıyor. küçük İskender "Bir isim bir insanı bu kadar mı yorar; hatta yormakla kalmaz, çevreler, belirler ve tüm düzeneğini, hayat mücadelesini tanımlar? İsmiyle barışık yaşayan ve ona yakışanların doğru tanımlandığını düşünürüm mistik seyahatlere çıktığımda; örneğin bir Nazım'a, bir Edip'e, bir Yunus Emre'ye isimleri, anlamlarıyla öylesine sirayet etmiştir ki, hem imgesel hem de sözlük temelinde, onları isimleriyle doğmuş sanırsınız. Başka hiçbir ismi layık göremezsiniz onlara." (agd. s.9)
Arkadaş Z. Özger de kendine 'Arkadaş' ismini layık görür ve o isimle doğmuş olmasa da o isimle ölür ve yaşar. Nasıl bir öngörüyle
seçmiş olmalı ki adını bütün 'arkadaş' ölümlerinde onlara yoldaşlık eder. Hrant Dink'i uğurlarken de Agos gazetesinin penceresinden
o gür dizeler bir kez daha duyuldu. İlhan Durusel'in tanımlamasıyla o "bütün sokaklarda en güzel ölü" oldu. 'Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası'ndan 'Ferhat'a uzanan bir şiir yolculuğunda, önce adından başlayarak hepimizin acılarına, duygularına 'arkadaş' oldu. 'O Eski Bir' şiirinde "Bir gün ben/ çocuk olucam olucam/ kanıma güller takıcam/ eskitip yüreğimi çarşılarda pazarlarda/ tanrıya şeker alıcam/ koparıp ellerimi kitaplardan/ nedenleri niçinleri sorucam" dediğinde yıl 1969'du, nedenleri niçinleri soracağı sadece 4 yıl kalmıştı önünde.
Arkadaş Z. Özger, dönemin başat eğilimlerine rağmen 'birey'in şiirini yazma cesaretini gösterdi. Cemaatten dışlanma kaygısının o günlerde ve sonrasında da etkisini ve baskısını hissettirdiği bir toplulukta, bu kuşkusuz 'devrimci cesaret' gerektiren bir tutumdur. Hem kabile içinde olmak, hem de yaralayıcı eleştirilere göğüs gererek 'birey'in şiirini yazmak, tam da sözünü ettiğim türden bir 'cesaret'le mümkündür ancak. 'Birey'lerden oluşan devrimci bir topluluğa ait olmak bugün bile 'ütopik' bir tasarıyken, Arkadaş'ın yaptığı da yazdığı da ütopyaya inanan bir devrimciyle, sezgisine güvenen bir şairi buluşturma eylemidir.
Arkadaş Z. Özger'i 'Sevdadır' (Mayıs Yayınları) kitabındaki şiirleriyle ve Mesele dergisinin bir kadirbilirlik örneği olan dosyasıyla hatırlayalım, yaşatalım.