Sevgili Tuna Kiremitçi

Sevgili kardeşim Tuna, yeni bir romanını, şiir kitabını okumayalı hayli zaman oldu. Bilirsin şiirini de romanını da severim, umarım yeni kitabın yoldadır,özlemle bekliyorum.

Sevgili kardeşim Tuna, yeni bir romanını, şiir kitabını okumayalı hayli zaman oldu. Bilirsin şiirini de romanını da severim, umarım yeni kitabın yoldadır,özlemle bekliyorum. Ayrıca düğününde bir şair jesti yapıp, sevgili hocamız Cevat Çapan'ın o unutulmaz şiirini, hani "Uzun, karanlık bir çığlığın da ardına düşebilir insan/ Titrek, eğri büğrü bir yazının çağrısına da uyar/Bırakıp her şeyi döner/ Aşk bir buluşmadır çünkü/ Her zaman gecikmiş bir buluşma" dizeleriyle başlayıp, "Yeniden duyulur bazen o uzun ve karanlık çığlık/ Çağıran o titrek yazı yeniden belirir/ Çünkü aşk en eski köprüsüdür Balkanların, en eski" dizeleriyle biten 'Soluk Soluğa' şiirini okumanın da sana çok yakıştığını söylemek isterim.
Bu mektubun sebebiyse pazar günü Vatan'da Ferhan Şensoy'un 'Fername' oyunuyla ilgili yazındır. Görmüşsün, beğenmişsin, güzel de yazmışsın. Ben biraz Şensoy'la ilgili tespitlerine takıldım: "Hâlâ muhalif, hala sözünü sakınmaz" diyorsun, "Mevcut düzeni çatır çatır eleştiriyor" diyorsun, bitirirken de "Fername, laiklik karşıtlarından, yobazlardan, İstanbul'u Teksas'a çeviren hödüklerden bir şikâyetname, yeni nesle bir vasiyetname, gözü açık uyuyanlara bir ihtarname ve özellikle bu günlerde hepimizin ihtiyaç duyduğu, kıymetli bir nasihatname" diyorsun.
Peki sevgili Tuna, Şensoy bu oyununda faşistlere, darbe özlemcilerine de çatıyor mu? Onların da en az şikâyet ettiği kesimler kadar tehlikeli olduğundan şikâyet ediyor mu? Mevcut düzeni çatır çatır eleştirirken, 'derin sistem'e de kaşlarını çatıyor mu? Şensoy'dan, kendisine 'Hacı Komünist' lakabını yakıştırdığı zamanlar da dahil pek hazzettiğimi söyleyemem. Solculuğu, demokratlığı da doğrusu pek 'hakiki' gelmez bana. Ama böyle de olsa, solcu ya da demokrat olduğunu iddia eden bir sanatçının açıkça 'darbe çığırtkanlığı' yapmasını da hazmedemem.
Bu mektubu seninle biraz okur önünde dertleşmek için yazıyorum. Çok değil daha bir kaç yıl önce, bir şiir toplantısının ardından 5-10 şair meyhaneye gittiğimizde bu ülkeye ilişkin kaygılarımızın da, çözüm önerilerimizin de ortak olduğunu bilirdim. Mekândan aynı yoldaşlık duygusuyla ayrılırdık. Şimdiyse o yoldaşların çoğu, adları hâlâ 'solcu' da olsa, demokratlığı kimseye bırakmasalar da içlerindeki 'gecikmiş faşist'i ortaya salıyorlar. Bu ülkenin zaten bir avuç kalmış azınlıklarına, Rum, Ermeni, Yahudi fark etmez, kinlerini kusuyorlar. Kürtler hakkında söyledikleri ırkçı sözleri buraya yazmaktan hicap duyarım. Geçenlerde Tuğrul Eryılmaz da kendi kuşağı, 68'li arkadaşlarının 'milliyetçi' ya da daha 'şık' bir sıfatla
'ulusalcı' olduklarından şikâyet ediyordu. Hadi kendime 78'liler kuşağındanım diyeyim, ODTÜ'lü eski arkadaşlarım ve kimi şair, edebiyatçı arkadaşlarım da bende aynı 'hüzünlü' duyguyu uyandırıyor. Hasan Bülent Kahraman'ın bir cümlesini hatırlıyorum, "Her başarısız solcu ömrünün sonunda faşist olabilir" diyordu. Bunlar geçmişte de gerçekten solcu, demokrat olmadıkları için mi bugün böyle oldular?
Kalktılar, Orhan Pamuk'un Nobel ödülü değil, rüşvet aldığını yazıp altına imza attılar. Çoğu beş para etmez isimlerdi, fakat aralarında eskiden sevdiğim birkaç edebiyatçı ve şair de vardı. Dün rastladığım, 'gazete' diye çıkan bir paçavra 'Orhan Pamuk kaçtı!' manşetini atmıştı. O 'paçavra'ya kızmıyorum, Orhan Pamuk'u can güvenliği nedeniyle ülkesinden asıl kaçıranlar da bu 'içimizdeki'ler değil mi?
Bu ülkenin kırılma noktası 1993 Sivas yangınıdır. Sosyalist, Müslüman ve nihayet 'İttihatçı' olan İsmet Özel, "Sivas semalarında Sırp tayyareleri uçurun bari!" diyerek, yakılan 37 canla alay etmişti. Türkiye halkı da kalkıp katliamı lanetlemedi, böylece bugünkü cinayetlere kadar geldik. İsmet Özel bugün 'muhteşem' şiirler de yazsa beni ilgilendirmiyor. Tıpkı Ferhan Şensoy ve adları solcu, demokrat da olsa, ırkçılığın sözcülüğünü, faşizmin savunuculuğunu yapan aydınların, şair ve edebiyatçıların da ilgilendirmediği gibi.
Fer, ışık demektir, name de mektup, iyi de bu adamlar mı aydınlatacaklar bu karanlığı? Umarım bu mektubumla seni kırmamışımdır, kırılması gerekenlerin alınganlık göstereceğiniyse hiç sanmam. Baki selam, sevgili kardeşim.