Sözcüklerin uçurtması

Bazen kimin içeride, kimin dışarıda olduğu birbirine karışır, derler. İçerinin sözcükleri göğü kucaklamak isterken, dışarının sözcükleri dilimize yapışır, bir türlü çıkamayız içimizden.

Bazen kimin içeride, kimin dışarıda olduğu birbirine karışır, derler. İçerinin sözcükleri göğü kucaklamak isterken, dışarının sözcükleri dilimize yapışır, bir türlü çıkamayız içimizden. Sonra bizi de içimizden kurtaracak sözcükler kendi parmaklıklarından uçup bizim parmaklıklarımızdan içeriye süzülmeye başlar. Sanki en son çocuk olduğumuz günden beri, sahi ne zamandı, görmediğimiz bir arkadaşımızın uçurtması gelip kapıya, pencereye durmuştur, ruhumuza konmuştur.
Uçurtmalarından tanırız arkadaşlarımızı, acemi uçurtmalarından, acele uçurtmalarından, uzunkuyruklu uçurtmalarından, süsünden, sadeliğinden, renginden, gökyüzüyle ilişkisinden, yüksek maviliğinden, bulutlu tedirginliğinden, bazen uçurtmalar içinde hiçbiri güvercin gibi takla atmada onunla yarışamadığından, bazen çapkın göz kırpmaları kimselere bırakmadığından tanırız. Biri de vardır ki uçurtmasının çıtası kırıldı kırılacak, o çocuğun da ruhu dağıldı dağılacak ya da birazdan uçurtmasıyla birlikte o da havalanacak...
Uçurtma mevsimi kapanır. Elbette her zaman erken ve erkenden. Uçurtma mevsimiyle birlikte gökyüzü de kapanır mavilikler de. Artık iç içe değilizdir onlarla, sadece altındayızdır, ara sıra başımızı kaldırır bakarız, ordan bize çapkınca göz kırpan bir uçurtmayı boşuna ararız. Kimimiz evlere kapanırız, kimimiz işlere, evlere, hesaplara kitaplara. Kimimizi okullara kapatırlar, kimimizi hastanelere, kimimizi de 'mahsus mahal'lerimize. Tip tip cezaevlerine, hücrelere kapatırlar. 50 Tevkifatı'nda büyük ozanımız Ruhi Su da bundan payını alır ve 'özel hücre' olan 'mahsus mahal'e konur. Yargıcın karşısına çıktığında 'Bizi tabutluklara koydular' der Ruhi Su, yargıç 'Onlar tabutluk değil, mahsus mahal' yanıtını verir.
Şimdi uçurtması dışarda, kendisi içerde olanların sözcükleri cezaevlerinin duvarlarını aşıp, eski çocukluk uçurtmalarının yerine geliyor gözlerimizin önüne. Uçurtmalarından tanıdığımız arkadaşlarımızı sözcüklerinden doğru da tanıyalım diye. Şiirler, öyküler, denemeler, romanlar ve nihayet 'üç aylık mahpushane ve edebiyat dergisi Mahsus Mahal'. Adını Ruhi Su'nun şiirinden almış: "Mahsus mahal derler kalırım zındanda/ Kalırım kalırım dostlar yandadır/ İki elleri kızıl kandadır kanda/ Ölürüm ölürüm kardeş aklım sendedir." Eski siyasi mahpuslardan, 'Labirentin Sonu: İçimizdeki Hapishane' kitabıyla tanıdığımız ve 'İçerden Gelen sesler' dizisinin
editörlüğünü yapan Aytekin Yılmaz yönetiminde çıkıyor. Yalnızca siyasilerin değil, adli tutukluların ürünlerini de yayımlamayı amaçlıyor: "İçerikte, siyasal olandan ziyade sanatsal olanla ilgiliyiz" cümlesi de ilk yazıdan.
İçerdeki ve dışardaki yazarların, şairlerin bir buluşması olmuş ilk sayı. İçerden yazanların bölüm başlıkları ise 'hapishane coğrafyası'ndan derlenmiş:Kapıaltı, müşahede, zuladan, cehennet, duvar tozu, mazgal deliği, volta. Nusret Yıldız 'Kayıtsızlık bütün suçların evidir' başlıklı yazısında "Dışardaki insan, kendisi de hapis olduğu için başka hapishanelerle ilgilenmiyor" diyor. Burdur Cezaevi'den Nibel Genç'in 'Yağmur Kokan Gözyaşları' öyküsü, Marsilya Akdeniz Forumu 2005 birincisi olmuş. Sivas'tan Ruşen Özkan "Hele özgür olma uğruna bir ömrü hapis geçirmek söz konusuysa işte o zaman soru işareti tüm ağırlığıyla abanırdı üstüne ve daha da acıtırdı hapishane. Kafesin bir kuşu, saksının bir kır çiçeğini acıtması gibi" diyor. Hepsi bu kadar değil, içerden başka yazar ve şairlerin yanı sıra, 'dışarı'dan da Sennur Sezer, Ece Temelkuran, Müge İplikçi, Şeyhmus Diken gibi yazarlar da 'Mahsus Mahal'deki yerlerini almışlar. Ben de 'içeriden' gelen şiir ve denemelere ilişkin görüşlerimi yazacağım her sayıda.
Özellikle cezaevlerinden gönderilecek şiir, öykü, deneme, mektup, anı, mizah, eleştiri, çizgi ve karikatürleri yayımlayacak olan 'Mahsus Mahal', sözcüklerin uçurtması olsun. Önder Birol Bıyık'ın dediği gibi 'Mahsus Mahal 'dışarıdan içeriye bir tünel kazma çabası'. Bu çabayı ürünleriyle desteklemek isteyenler için iletişim adresi: P.K. 138 Beyoğlu, İstanbul