'Yetimler Ağıdı'

Doğu Perinçek'in bu hafta Aydınlık'taki başyazısını okuyunca, keşke Hrant Dink için ortaklaşa yazdığımız 'Yetimler Ağıdı' şiirini, 73 değil de 173 şair yazsaydık diye düşündüm.

Doğu Perinçek'in bu hafta Aydınlık'taki başyazısını okuyunca, keşke Hrant Dink için ortaklaşa yazdığımız 'Yetimler Ağıdı' şiirini, 73 değil de 173 şair yazsaydık diye düşündüm. Şiirin yazılmasına önayak olmadığım halde, pek çok şair arkadaşım arayıp kendilerine ulaşılmadığı için sitem ettiler. Demek ki Perinçek'in suçlamasıyla 'satılık' daha pek çok şair var Türkiye'de!
'Yetimler Ağıdı', İzmirli arkadaşlarımız Fergun Özelli, Yücelay Sal ve Ahmet Günbaş'ın bir düşüncesi olarak başka şehirlerdeki şairlere de ulaştırıldı, kısa bir sürede 73 şairlik bir katılım sağlandı, İstanbul'da da Orhan Alkaya'nın katkılarıyla yaygınlaştırıldı, ben o günlerde yurtdışında olduğum için sınırlı bir destek sağlayabildim. Şiirin, Orhan Alkaya'nın kaleme aldığı sunuş metni şöyle: "Türkçenin 73 şairi, 19 Ocak günü sinsice, korkakça işlenen organize bir suikaste kurban edilen kardeşleri, cesur aydın, iyi gazeteci, mükemmel hayat arkadaşı, baba, dede ve Türkiye'nin iyi kalbi Hrant Dink'in ardından dizelerini buluşturdu. 'Yetimler Ağıdı', kardeşliğin, eşitliğin, özgürlüğün övgüsü; susturulmaya karşı koyan Türkiye'nin, faşist katillerden korkup sinmeyen yurttaşların, tarihiyle yüzleşmekten çekinmeyen berrak zihinlerin kederli ve ama teslimiyetten son kertede uzak sesi, acı ile karılmış gür fısıltısıdır."
176 dizelik şiirden bazı bölümlerse şöyle: "yattım yere bakıyorum toprağın hisli eşitliğine/ sular sınırları pasaportsuz geçer/ asıl azınlık yerkürenin kendisidir/ tek millet gökyüzüdür ölürken yürekli düşünüldüğünde/ iki damla gözyaşı düştü vurulunca sen/ pülümür'ün yaşsız kadınının gözlerinden/.../ ah ile eyvah ile geçiyor zaman/ dönsek kardeşliğimizi kutsayacak ardımızdaki kan/ vart'a gül demişler, ağlayan kim/ iki kalp, iki zehir, yüz yıllık birikim/.../ o ki bir fincan tuz istemişti yalnızca komşudan/ şimdi tuzlu bir nehir akıyor kalan ömürlerin arasından/.../ sürgüne okunmuş arguvan havası; ki kan/ yüzünü acıya dönmüş duduk, ah!
Gasparyan/ unutulmuş ötekinin cenneti değil miydi her insan/ kim yırttı vicdanımızı, sevgimizi kim düğümledi/.../ şairleri dinlemek lazım: kabuk, su, tir, naz/ bir nar ki kırılınca hikâyemiz olacak/ hadi ölümü tuzlayalım sonsuz deniz/ hrant'tan sonra kokmasın bari ülkemiz/ aslında ne türk'üz, ne kürd'üz, ne ermeni'yiz/ öyle bir 'baba'mız var ki hrant, hepimiz yetimiz!"
Peki Perinçek şiirle ilgili neler söylüyor? Şiir, Türkçenin içindeki Türk sözcüğünden mahcupmuş, topraklar satılırken şairi de birlikte satılmaktaymış, 'edebiyatta Pamuklaşma' varmış, şair, ilhamını emperyalizmin küreselleşme naralarından almaktaymış, "73 şairden biri kurtuluş savaşlarının şiirini yazmıyor ama, 73'ü bir araya gelip Atlantik'ten ısmarlanan ağıdı yakıyor'muş, 'Yetimler Ağıdı, Büyük Ortadoğu Projesi'nin şiiriymiş, bitirirken de "73 şair, yetimler enternasyonalizminde birleşiyor. Vatansız, milletsiz, halksız kalan şiir, elbette devrimden de yetim kalmıştır" diyor. Şiir ortada, sunuşu ortada, Perinçek'in sözleri de ortada. Şairlerin o dizeleri vicdan sahibi insanlar olarak yazarken akıllarına bile getirmedikleri suçlamalarda bulunuyor. Sanıyor ki ilk kez Hrant için ortaklaşa şiir yazıldı, Körfez savaşında da şairler dizelerini ABD'ye karşı birleştirip 'Barış İçin Dizeler'i kaleme almışlardı. Irak savaşında ABD Bağdat'ı bombalarken de böyle bir girişim başlatılmıştı, en azından Orhan Alkaya'nın 'Umm Kasr' ve benim 'Düğün Marşı' şiirlerimizi hatırlatırım kendisine. Hüseyin Haydar arkadaşımızın 'Doğu Tabletleri' şiirini bu sütunlarda muhteşem bir şiir olarak selamlamıştım. Ama Perinçek'in derdi her zamanki gibi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek! Bir de ihbar etsin de, romancılardan sonra 301'den yargılanma sırası şairlere de gelsin. Başım üstüne, hoş gelir safa gelir.
Faşistlerle işbirliği yapan Perinçek kalkmış bize 'enternasyonalizm' dersi veriyor. Cemal Süreya'nın 'Ortadoğu' şiirini yeniden okumasını öneriyorum Perinçek'e, sanıyorum son yıllarda okuma fırsatı bulamadı. Okursa, şairlerin kardeşleri Hrant için niye ağladıklarını ve şiir yazdıklarını da anlar belki. Eminim ki Cemal Süreya sağ olsaydı, bir 'abi' olarak bu girişimin ilk dizelerini de o yazardı: "Biz kırıldık daha da kırılırız/ Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü/ Hırsız da bilmiyor çaldığını/ Biz yeni bir hayatın acemileriyiz/ Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor/ Şiirimiz, aşkımız yeniden/ Son kötü günleri yaşıyoruz belki/ İlk güzel günleri de yaşarız belki/.../ Biz kırıldık daha da kırılırız/ Doğudan Batıya bütün dünyada/ Ama kardeşin kardeşe vurduğu hançer/ İki ciğer arasında bağlantı kurar/ Büyür, bir gün zenginleşir orada/ Çünkü Ali'yi dirilten iksir de saklı/Hasan'a sunulmuş ağuda/ Biz kırıldık daha da kırılırız/ kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza."