10. yıl bayramı

Ercan Karakaş'ın girişimciliğiyle kurulan fakat sayısız insanın katkılarıyla işlevini sürdüren Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) 10. yılını kutluyor.

Ercan Karakaş'ın girişimciliğiyle kurulan fakat sayısız insanın katkılarıyla işlevini sürdüren Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) 10. yılını kutluyor. Türkiye gibi hâlâ sosyal demokrasinin ne olduğunun tartışıldığı, temel kavramların bilinmediği, temel metinlerin çevrilmediği, temel siyasetlerin saptanmadığı ve temel partilerin bulunmadığı bir ülkede sosyal demokrasi alanında çalışan, kamuoyu yaratmaya gayret eden, çeşitli sorunlar karşısında tavır alıp tepki gösteren, bilinç yaratan bir kurumun bunca yıl ayakta kalması inanılmaz bir şeydir. İşi bununla sınırlı kalsa bile SODEV'i ve yöneticilerini yürekten kutlamak gerekir ama daha fazlası da var.
SODEV sadece İstanbul'la sınırlı değil. Çeşitli illerde temsilcilikleri var. İkincisi, SODEV'in bir Sosyal Demokrasi Okulu var. Her yıl konularının en önde gelen bilim adamları ve entelektüelleri haftalarca süren o seminerlerde öğrencilerle birlikte çalışıyor. Onunla birlikte aynı anlayış ve mantıkla kurulmuş bir de Yerel Yönetimler Okulu bulunuyor. Belki hepsinden daha önemlisi SODEV, sadece liyakata dayalı bir anlayışla yoksul, olanakları kıt gençlere burs veriyor. Bunun ne demek olduğunu bilenler bilir.
10. yıl nedeniyle çıkarılmış kitapçığa bakıyorum. 10. yılda 398 etkinliği var bu kurumun. Ayrıca, Beyoğlu Bekâr Sokak'taki merkezinde 3 binden fazla kitaba sahip bir sosyal demokrasi kitaplığı bulunuyor. Düzenli çıkardığı bir bülteni var. Ayrıca 10 yılda 50'ye yakın son derecede önemli kitap yayımladı.
SODEV, her yıl bir ödül veriyor. Bugüne dek özellikle insan hakları konusunda çok ciddi etkinlikler düzenledi. Sayısız uluslararası kuruluşla işbirliği içinde. Ünlem işaretini ise belki de en doğru yere koyuyor: gençler! Onlara toplantılar, geziler ve kamplar örgütlüyor. Ayrıca da Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği'nin partnerleri arasında bulunuyor. Çeşitli yurtdışı katılımları gerçekleştirdi.
Evet, tek başına bir 'devlet' gibi çalışan bu örgüt sadece gönüllülük esasına ve üyelerinin bağışlarına dayanarak yaşıyor. Temel amacı 'toplumumuzda çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin bütün kavram, kural ve kurumları ile yerleştirilmesi, emeğe, insana ve doğaya saygı anlayışının yaygınlaştırılması, özgürlük, eşitlik, dayanışma, adalet, barış ve dürüstlük gibi değerlerin tüm insanların ortak anlayışı olarak benimsenmeleri için çalışma yapmak'. Böyle bir amacı bugüne dek bu kadar açıklıkla ve bunca etkinlikle sergileyen herhangi bir sosyal demokrat parti görmedi Türkiye. Eğer bu özen ve dikkat gösterilseydi herhalde her şey çok daha farklı olurdu.
Türkiye gibi her şeyin merkezileştiği bir ülkenin asıl sorunu toplumsal bilinç ve duyarlılığı yaratmaktır. Gerçek bir demokrasi ancak ondan sonra yerleşebilir. Çünkü, demokrasi, ne seçimler demektir ne de parti. Demokrasi onları da yönlendirecek, aşağıdan yukarıya doğru örgütlenen bir toplumsal tepkidir. Bunları da ancak sivil kuruluşlar gerçekleştirebilir. SODEV'in büyük başarısını bu anlayışa sahip çıkışında aramalı.
Madem bizim 10. yıl bayramımızdır, o halde bu yazıyı daha şen bir şeyle bitireyim. Cumartesi günü 10. yıl nedeniyle düzenlenen panelde İsmail Cem'le birlikte konuştuktan sonra yemekte ikinci panelin konuşmacısı Kemal Derviş'le sohbet ediyordum. Derviş, etrafındakilerle benim yazıp ve söylediklerimle neredeyse tamamıyla hemfikir olduğunu fakat onların kendisinde bir 'karamsarlık' yarattığını, 'Çok işimiz var' diye düşündürttüğünü belirtti.
Ona vermediğim cevabı burada vereyim: iyimser olmak için de, gerçekten yapılacak çok şey olduğunu görmek için de SODEV'e daha çok gitmemiz gerekiyor.