Amerikan bilmecesi

Şu sıralarda dünyanın cevap aradığı belki de bir tek soru var: Amerika'da ne oluyor.

Şu sıralarda dünyanın cevap aradığı belki de bir tek soru var: Amerika'da ne oluyor. Gelin görün ki ve işin garip yanı bu sorunun cevabını hem Amerikalıların da araması hem de cevabı onların da bilmeyişi. Gerçekten de, kıta, yakın tarihinin en belirsiz, en huzursuz ve en karanlık döneminden geçiyor. Bir yanda yükselen şiddetli ve koyu bir milliyetçilik var bir yanda da aklı başına her geçen gün biraz daha gelen Amerikalılar. Her geçen gün daha çok insan Bush yönetiminin saçmalığını biraz daha berrak bir biçimde kavrıyor.
Newsweek dergisinin yaptığı ankete göre bir önceki seçimde oy veren kitlenin yüzde 51'i Bush'u bir daha başkan olarak görmek istemiyor. Onun yeniden seçilmesini isteyenlerin oranı yüzde 46'da bugün ve bu rakam hızla küçülüyor.
Gerçekten de Bush, her şeyden önce Irak'ta yaşananlardan ötürü çok ciddi bir sıkıntı içinde. Her gün bir veya birkaç kişinin ölüm haberi geliyor ülkeye. Bu, altından kalkılacak bir şey gibi de görünmüyor. Hele helikopterlerin düşürülmesi gibi olaylar büsbütün altından kalkılmaz şeyler. Bu, o kadar böyle ki, başkan veya yakın çevresinden hiç kimse ortaya çıkıp olaylar hakkında açıklama yapmıyor. Daha açıkçası yapamıyor. Yönetim bu açıdan yoğun ve şiddetli bir eleştiri alıyor.
Bunun üstüne başkan yaptığı konuşmada ağırlığı ekonomiye verdi. En son eylül ayında açıklanan rakamlara göre bu iktidar işbaşına geldiğinden beri işsizlik sürekli artıyordu. Ekonomide görülen genişleme işsizliği dengeleyemiyordu. Şimdi de öyle. Fakat başkan kısa sürede bunu yeneceklerini, aşacaklarını öne sürüyor ve ekonomide kendisini gösteren iyileşmeleri vurguluyor. Sanki Amerika'nın öncelikli işi Irak bataklığından çıkmak değilmiş gibi unutturucu bir hava estirmeye çalışıyor. Oysa, görünen, ABD'nin Irak konusunda bütün umutlarının suya düştüğü ve teorilerinin iflas ettiğidir. Kısa sürede bunu aşmasına da bir olanak görünmüyor.
Bütün bunlar Bush'un yeniden seçilmesini engeller mi?
Çok zor bir soru bu. Bir açıdan bakılırsa, böyle gittiği takdirde Bush'un yeniden seçilmesi çok zor. Fakat, bu konuda kesin bir dille konuşmak sadece erken değil aynı zamanda çok güç. Her şeyden önce muhalefetin
önemli bir çıkışı bulunmuyor. İşin daha da önemli yanı, Amerikan liberallerinin, yani sol kesiminin önemli yayın organlarından The New Republic'in kapak konusu: Dergi, savaşa karşı olunsa da onunla 'evlenilmiş'
olunduğunu söylüyor. Bunu Demokratlara bir eleştiri olarak yöneltiyor. Bu parti de sadece iktidarı kınıyor ama onu aşacak yeni ve güçlü bir politika önerisi getirmiyor. O zaman da bir sonuç alamıyor. Tersine, yönetimi eleştirse bile kısır bir 'yurtseverlik' yaklaşımı içinde öncelikle ABD'nin başladığı işi bitirmesi gerektiğini vurguluyor. Hatta bu konuda hükümete destek veriyor. Onun Senato'dan istediği paraları onaylıyor.
İş sadece burada da kalmıyor.
ABD'de, Bush yerine Al Gore seçilseydi belki gene aynı yollar denenecekti diyenlerin sayısı hızla artıyor. Bugünkü durumun ABD'nin gelip dayandığı bir yerden kaynaklandığını, bunun ciddi bir sonuç olduğunu belirtiyor bu kesim. Bunu, ülkenin ekonomik durumuyla, uluslararası ilişkileriyle birlikte değerlendirenler var. Sorun, yönetimin değil, daha ileri bir model üretemeyen ABD'nin deniyor. Buna örnek olarak da bütün olumsuzluklara rağmen son dönemde yapılan seçimleri gene Cumhuriyetçilerin kazanması gösteriliyor. Bunların en çarpıcısı da Schwarzenegger'in seçilmesi.
Kısacası cevabını Amerika'nın da bilmediği bir Amerikan bilmecesi var orta yerde ve tıpkı Amerikan sakızı gibi herkes onu çiğniyor, Amerikan gazozu gibi herkes onu içiyor.