CHP ötesi CHP

CHP söz konusu olduğunda iki sorunu tartışmak zorunlu. Bunların ilki bir sorun değil daha çok bir soru; o da şu: Niye dışarıdan CHP'ye böylesi bir dönüşüm, değişim isteği dayatılıyor?

CHP söz konusu olduğunda iki sorunu tartışmak zorunlu. Bunların ilki bir sorun değil daha çok bir soru; o da şu: Niye dışarıdan CHP'ye böylesi bir dönüşüm, değişim isteği dayatılıyor? Eğer CHP söylendiği ölçüde toplumun gündeminden düşmüş, ideolojisi eskimiş, işlevini yitirmiş ise o takdirde ona dönük bu teveccüh niye? Öteki partiler kurultay da yapsa, genel başkan arayışı içine de girse böylesi bir toz bulutu kaldırmıyor. O zaman, niye CHP?
Bu sorunun galiba birisi CHP'ye dönük, diğeri onu aşan ve sosyal demokrasiye açılan iki yanıtı var. İşin CHP'yle ilgili kısmı sadece 'parti olarak CHP'den kaynaklanmıyor. Kuşkusuz bir parti örgütü, organizması, bünyesi olarak CHP hâlâ bir önem taşıyor. Zamanında merhum Turan Güneş'in dediği gibi bugün bile bir kişi Edirne'den Kars'a kadar sadece CHP'liyim diyerek yürüyebilir. Her köyde yiyecek ekmeği, yatacak yeri vardır. Bu anlamda 1908 öncesinden, 1856'lardan başlayan, öğretmenleri, subayları, nihayet sivil halkı kapsayan bir örgüt CHP. Dolayısıyla mesele CHP'yi parti olarak aşıyor, bir toplumsal gerçekliğe dönüşüyor. Orada da kalmıyor. CHP, bir zihinsel arka plan olarak toplumu derinden etkilemeyi bugün de sürdürüyor. Bu da bir toplumsal örüntü meselesi. Yani, toplumun temel normlarından, neredeyse sembolik değerlerinden birisi. Kolektif hafızanın bir öğesi. Giderek bir geleneksel değer demek de mümkün. Bu da, cemaat ilişkilerini hâlâ sürdüren bir toplumda kolay kolay aşılamayan bir öğeye dönüştürüyor onu.
Hem iyi hem kötü bir şeyden söz ediyoruz. Buna bağlı olarak CHP kendi geleneğini kıramıyor ve onun dışına çıkamıyor. Gene bir zihinsel sorunla karşı karşıyayız. ''Değişim' amaçlı bir adım atıldığında, o adım ne kadar radikal olsa da sonunda dönüp dolaşıp geleneksel CHP gerçeğiyle kesişiyor ve ona mağlup oluyor. CHP'nin bunu aşacak bir görüş ve model üretmesi ise zaten toplumsal dönüşümle ilgili bir şey. Dolayısıyla belki biraz zorlayarak, bu partiye dönük beklentiyi hâlâ onun simgelediği değer yargılarına ait bir dönüşüm ihtiyacının toplumsal düzeyde dile getirilmesi diye yorumlamak mümkün. Kaldı ki, bu iddianın bir katılaşma noktası da var: CHP'nin yetersiz kaldığı bir toplumsal-siyasal düzen hayati bir ideolojiden yani soldan yoksun kalmış demektir. Onu da kabul edecek ve doğrusu budur diye yorumlayacak bir tek kişi bile ortaya çıkamaz. Bu nedenle CHP'ye hasredilmiş bu beklentiyi sola dönük bir beklenti diye tanımlamak gerek. Ama o bağlamda da CHP belki sadece boş bir sembol. İş, onu aşacak bir sol bağlam oluşturmak.
İkinci yanıt bu noktada çıkıyor karşımıza: bu sol nedir?
Yukarıda değindiğim gibi bu sol toplumun tarihsel ve bilinçaltı olarak CHP'de simgeleşmiş modernleşme ihtiyacıyla kendisini bugünkü koşulların ötesine taşıyacak bir yeni model beklentisi arasındaki bireşimdir. Sorun bunu yaratıp yaratamamaktır. O açıdan bakınca, CHP'ye dönük sol ilginin aslında tamamlanmamış, yarım kalmış bir projeye dönük ilgi olduğunu vurgulamak gerekir. Geçenlerde siyasetbilimci genç bir meslektaşımla konuşurken belirttiğim gibi Ecevit'in 1965'lerde başlattığı ve 1970'lerde hırsla sürdürdüğü ama 1980 darbesiyle kesintiye uğrayan bir ölçüde de Ecevit'in bizzat kendisine yenilmesiyle tamamlanamayan proje şimdi son bir atılımla tamamlanabilecek midir diye bakıyor toplum.
Kritik eşik bu. Bugünkü haliyle CHP'nin bu atılımı yapamayacağı ortada. Çünkü, bu CHP içinde ve CHP savaşlarıyla ve perde önü ve arkası adaylık oyunlarıyla başarılacak bir şey değil. Ancak CHP dışı bir hamle bu süreci başlatabilir. Tıpkı daha önce ve her defasında olduğu gibi!