Erkek sadakatsizliği kadın sorunu

Türkiye'nin tek sorununun Kürt sorunu olduğunu düşünmek abes. Fakat, Türkiye, sorunlarını çözmemekte direnen, gerekli çözümleri bulmamak için zaman yitirmeyi neredeyse fazilet sayan...

Türkiye'nin tek sorununun Kürt sorunu olduğunu düşünmek abes. Fakat, Türkiye, sorunlarını çözmemekte direnen, gerekli çözümleri bulmamak için zaman yitirmeyi neredeyse fazilet sayan bir ülke olduğundan hem sorunları değişmiyor hem de aynı olan o sorunlar gitgide daha ağdalı bir hal alıyor. Bu durumun kendisi de başlı başına bir başka sorun. İçe dönük, kendisiyle meşgul, cemaatçi bir anlayışın ve nihayet bir türlü yeterli ölçüde modernleşmeyen bir ülke olmanın sonucu bu hal. Örnek olarak kadın sorununu ele alalım.
Mevcut kadın sorunlarından sorumlu Devlet Bakanı'nın basına yansıyan açıklamalarından yeni bir şey öğreniyoruz(!) Buna göre kadınların en büyük sorunu sadakatsiz eşlermiş. Kadınlar aldatılmayı, erkeklerinin kendilerine bağlı olmayışını en büyük sorunları olarak değerlendirmekteymişler. Belki sayın Bakan başka bir şey murat etmiştir ama basına sıçrayan sözlerine herhangi bir tevil, açıklama, ek yorum katmadığı için bunları doğru kabul ediyoruz.
Kim bilir, muhtemelen, gerçekten de sadakatsiz eş toplumun bir kesimi için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Kırsal alanda bunun ihmal edilemeyecek, yadsınamayacak bir öneme sahip olduğunu anlamak da o kadar güç değil. Terk edilen, ihmal edilen kadın ve o arada kadının sırtına bindirildiğinden hiç şüphe duyulmayan aile tabii ki sadakatsizliğin oluşturduğu sayısız sorunla yüz yüze gelmektedir. Ne var ki, bunu tek başına bir sorun olarak kabul etmek bana göre kadını mevcut şartlarının içine hapsetmeyi istemekten başka bir şey değildir.
Ağır gibi duran bu yargının dayandığı bir gerçek var: kadının sadakatsizlikten kaynaklanan sorunları aslında onun 'çaresizlik' sorunlarıdır. Yani, ekonomik özgürlüğüne sahip olmayan, aldatılma durumunda kendisine bir hayat kurmayacak, bunlara kalkıştığında toplumdan ayrı bir baskı görecek olan kişidir o kadın. Dolayısıyla da sorun aldatmanın değil kadının toplumsal konumunun ürettiği bir çıkmazdır. Bu anlamda da değiştirilmesi gereken kadının içinde bulunduğu düzendir. Kadına dönük şiddetin, ayrımcılığın, ekonomik yetersizliklerin, feodal kısıtlamaların, eğitimsizliğin getirdiği darboğazlar aşılırsa erkek sadakatsizliği de doğrudan önemini yitirecektir.
Bu, o kadar böyle ki, Meral Tamer, bu görüşmenin arka planını çok ilginç gözlemleri dikkate getirerek Milliyet'teki köşesinde yazdı. Bunların başında siyasal düzende kadının ne ifade ettiği geliyor ve ne yazık ki bu çok hazin bir tablo. Tamer'in bizzat Devlet Bakanı'nın ağzından aktardığında göre kadın adaya seçimlerde ne burjuva kesimlerde oy çıkıyor ne de diğer çevrelerde.
O arada bir vurgulama daha da çarpıcı. Bakan, AKP içinde kadınlara ancak yok denecek ölçüde bir destek verildiğini belirtiyor. Bu şartlar bize kadın kotası kavramını ve önemini hatırlatıyor. Fakat sayın Bakan o konuda da kendi partisinden umudunu kesmiş durumda. Bu işin Batı'da sosyal demokrat partiler aracılığıyla yapıldığını belirterek girişimleri o kesimden beklediğini belirtiyor. Öte yandan, öyle anlaşılıyor ki, toplum siyaset-kadın ilişkisinde iç kısıtlamalarını aşmıyor. Toplum ne derecede iyi donanımlı olursa olsun kadınları değil erkekleri seçmekte direniyor. (Fakat verilen burjuva çevre örneğinde ben vurgunun 'kadın olmaya' değil 'AKP'li olmaya' yapıldığını sanıyorum. Bu da başka bir sorun.)
Yani kadın sorunu bir sadakatsizlik sorunu değil bir toplum-ekonomi-demokrasi sorunudur. Yani, sadece Kürtler ve Güneydoğu değil Türkiye'deki tüm kesimler bu kısıtlamaları aşmak mücadelesindedir.