Felsefe kongresi

Son olarak 1970'lerdeki Marksist heyecanın yarattığı canlanmanın ardından felsefe, hayatımızdan çekildi.

Son olarak 1970'lerdeki Marksist heyecanın yarattığı canlanmanın ardından felsefe, hayatımızdan çekildi. Bundan bir elli yıl öncesinin günlük gazetelerinde, haftalık dergilerinde bile ağırbaşlı, ciddi, kapsamlı yazılarla tartışılan felsefe bugün okul müfredatlarında yer almıyor.
İnsanlar felsefenin özünü oluşturan 'gerçek nedir?' sorusuyla karşılaşmak istemiyor. Öyle olmadığı için de toplumda eleştirel düşünce doğamıyor. Toplum, önüne koyulan, kendisine dayatılan şeyi gerçek diye kabul edip benimsiyor. Onu ayrıca irdelemek zahmetine katlanmıyor.
Bu, en basitinden, felsefeden uzak bir toplumdaki insanın kendisi üstünde düşünmemesi demek. Kant'ın 'insan nedir?' sorusunu ele alıp onu 'birisi olmak nedir, ben nasıl olduğum kişi oldum ve neden olduğum şeyden bunca acı çekiyorum?' sorusuna çeviren Nietzsche'nin sorusu bu toplumda havada kalmış demektir. Ama mesele sadece Varoluşçu bir düzlem yaratmak değil. Tam tersine. Ancak bu sorular yanıtlandıktan sonradır ki, insanlar iktidar, güç (kullanımı), toplumsal kurumlar, hatta tarih, politika ve özne gibi sorunlar üstünde düşünebilir. Hayatımızı değiştirecek tek güç olan siyaset ancak bu sorunun etrafında ele alınırsa anlamlı bir eyleme ve sürece dönüşebilir.
Bu eksiğin belki çok önemli bir nedeni daha var: edebiyatın ortadan çekilmesi. Oysa Derrida'nın sözü doğrudur ve iyi edebiyat gerçekten de felsefedir. İnsanın kendisi üstünde düşünmesinin, insanın maddeyi sorgulamasının en önemli yolu edebiyat ve onun deneme dalıdır. Ama hangisinin hangisini beslediğini bilmek mümkün değil: edebiyat mı felsefeyi, felsefe mi edebiyatı?
Bütün bunları XXI. Dünya Felsefe Kongresi'nin İstanbul'da yapılacağını ve kongrenin kapsamını öğrendiğimde düşündüm.
Kolay değil neredeyse olanaksız bir girişim bu kongreyle birlikte başarılıyor ve bütün bunların onuru kuşkusuz Türkiye Felsefe Kurumu'nun başkanı ve özellikle insan hakları konusunda çok önemli, çok verimli çalışmalar yapan Ionna Kuçuradi'ye ait.
10-17 Ağustos 2003 tarihinde yapılacak olan kongreye 1.600 kişi katılacak, 1.100 civarında bildiri sunulacak. Habermas, Benhabib, Vattimo, Heller, Young gibi kitaplarını derslerimizde okuttuğumuz büyük felsefecilerin katılımı elbette heyecan verici. Ama benim ilgimi daha çok iki husus çekiyor.
İlki, kongrenin felsefe öğrencileri için yapacağı katkı. Onlara yönelik üç oturum var: 'İnsan Hakları: Eleştiriler ve Savunmalar, Ben ve Öteki tartışması Açısından Yabancı Düşmanlığı, Postmodern Dönemde Politik
Aktivizm'. Ayrıca kurumun Çocuklar İçin Felsefe Birimi'nin Uluslararası Felsefe Olimpiyatları'na katılan lise öğrencileri için bir oturum düzenlemesi de çok sevindirici. Özellikle Felsefe Olimpiyatları'nın ne derecede önemli olduğunu felsefeye uğraşan gençlerin kendilerini ifade edecekleri, tartışacakları bir zemin bulmalarının ne kadar yararlı olduğunu kişisel deneyimlerimden biliyorum İkincisi, en çok bildirinin Toplum ve Siyaset Felsefesi seksiyonuna gönderilmesi. Bu, felsefenin ne kadar hayata dokunduğunun en güzel kanıtlarından birisi. Siyasetin bittiğini, onun salt bir tekniğe dönüştürülmesi gerektiğini düşünenlere bundan daha iyi bir yanıt olamaz. İnsan üstüne düşünen felsefeyle insanın kendisi demek olan siyaset belki de en önemli sentezini kaydediyor böylece.
Görmek isteyenler için, felsefeyle hayatımız arasındaki ilişkiyi anlatacak bu kongreden daha iyi bir fırsat olamaz ve acaba bu kongrenin felsefeyi yeniden bu toplumun yaşamına katmak için gerekli tartışmayı başlatacağını düşünmek bana hiç de hayal gibi gelmiyor.
P.S. Kongrenin web sitesi: www.wcp2003.org