İmam-hatip liseleri aldatmacası

Türkiye'de devam eden imamhatip liseleri (İHL) tartışmasını yapay bulmadığımı söylemeliyim. Bu sorun Türkiye'nin yönetim, yönetişim bağlamında ne türden kısıtlamalar...

Türkiye'de devam eden imamhatip liseleri (İHL) tartışmasını yapay bulmadığımı söylemeliyim. Bu sorun Türkiye'nin yönetim, yönetişim bağlamında ne türden kısıtlamalar, çıkmazlar, yetersizlikler yaşadığının çok ciddi bir göstergesi niteliğinde. O anlamda da YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç'in son açıklamalarını önemsediğimi daha işin başında belirteyim ve şu birkaç saptamayı yapayım.
1. İHL'ler bütünüyle ideolojik ve/veya ideolojikleştirilmiş kuruluşlardır. Bu okullar istatistiklerin de gösterdiği üzere zaman içinde başlangıçtaki anlamlarından uzaklaş(tırıl)mıştır. Bir işlev ve gereksinim kurumu
olmaktan çıkarılmış belli bir siyasal kesimin popülist sunumunun bir parçası, bir değişkeni haline getirilmiştir. Bugünün eğitim ve toplumsal sorunları arasında eğer İHL sayılıyorsa orada ideolojik ve olumsuz anlamıyla siyasal bir yaklaşım vardır.
Bu o kadar böyledir ki, bundan 55 yıl önce siyasallaştırılmasına başlanmış bu kurumlara dönük o günkü yaklaşımı dahi kabul etmek mümkündür. Daha yoksul, kırsal kesimde yaşayan, bir anlamda umarsız ailelerin çocuklarına bir gelecek hazırlamak için bu okulları çare olarak görmek/göstermek anlaşılabilirdi. Fakat günümüzde eğer devlet hâlâ bu değerlendirmenin aşılmasını sağlayamamışsa eğitim konusunda da, kitleleri dönüştürmek, onlara daha iyi bir gelecek sağlamak konusunda da görevini yerine getirmiyor demektir. Tersine, bu yaklaşımıyla kitlelerin aldatılmasına bizzat taraf olmuş demektir. Aradan geçen zamanda İHL çoktan kendi özgül işlevelerine kazandırılmalıydı. Hâlâ büyük bir (yoksul/kırsal/geleneksel) kesim çocuğunu İHL'ye göndermekten medet umuyor, iktidar da bunu sağlamanın çaresini arıyorsa ortadaki sorunu başka bir gözle değerlendirmek gerekir.
2. İHL'ler amaç ve işlev okullarıdır. Bu okuldan mezun olanların üniversitede her bölüme girmesini anlamak mümkün olmadığı gibi buna olanak sağlamaya çalışmak boşa kaynak harcamaktır. O zaman niye o çocuk o okulda okudu, ona başka bir eğitim almak/vermek olanağı sağlanmadı diye sormak gerekmez mi? Tam da yukarıda belirttiğim kolaycılık/popülizm nedenlerinden ötürü bu olanağın sağlanmadığı insanlara meslek okulu mezunlarına sağlanan olanaktan yararlanma şansını vermeye çalışmak ise bir başka aldatmacadır. Ayrıca niçin meslek okulu mezunu her üniversite bölümüne girsin? Eğitim planlaması diye bir şey vardır ve meslek okulu bu planlama içinde ya 'terminal' derecededir, adı üstünde kişiye bir meslek kazandıracaktır ya da sınırlı ve önkoşullar içinde o meslek eğitiminin uzantısı fakültelere devam edebilirler. Yoksa sağlık okulu mezunu hukuk fakültesine, İHL mezunu tıp fakültesine gidecekse bu okulların amacı, işlevi ne olacak? Türkiye bu kaynakları niye bu kadar ucuza harcıyor?
3. Prof. Teziç haklıdır. İHL'lerin eğitim düzeyi yükseltilmeli, bu okullara saygınlık kazandırılmalı, bu okullar çaresizliğin kapanına sıkışmış olanların kurtuluş umudu olmaktan çıkarılmalıdır. Bu okul mezunlarının İlahiyat fakültelerine ayrı bir kategoride devam etmesinin yolu bulunmalıdır. Gene bazı fakültelere belli önkoşullar içinde devam edebilmelidirler. Din adamı sadece en basitinden imam, vaiz değildir. Din akademiklerinin bu çerçeve içinde mütalaa edilmesinin zamanı gelmiştir.
Bu üç koşul etrafında düşünmedikçe, bu yönde adımlar atılıp tasarımlara gitmedikçe İHL'leri tartışma gündeminde tutmak bütünüyle politik bir yaklaşım olacaktır. Bugün yaşanan budur. Türkiye, nesiyle bu sorunu
çözememektedir sorusunu artık ciddi biçimde, hiçbir şeyin arkasına saklanmaksızın apaçık yanıtlamamızın zamanı gelmiştir.
Yapmıyorsak nedeni var: o zaman açık yürekle onu tartışalım!