Muhalefeti sola taşımak

Türkiye'deki gerçek muhalefetin ancak soldan gelebileceğini, bu solun ideolojik bir tabana oturması gerektiğini, kendisini neoliberal ve 'Yeni Sağ' bir politikalardan ayrıştırarak ve...

Türkiye'deki gerçek muhalefetin ancak soldan gelebileceğini, bu solun ideolojik bir tabana oturması gerektiğini, kendisini neoliberal ve 'Yeni Sağ' bir politikalardan ayrıştırarak ve bu sınır çizgisini dikkatle vurgulayarak harekete geçebileceğini daha önce belirtmiştim. Tekrar edeyim, bu, muhalefettir. Diğerleri, yani sağdan yükseltilecek bir hareket belirttiğim hususları gözetmeyecektir. O nedenle de ancak bir seçenek olabilir. Yani, özü değişmeyen, kabuğu değişen bir harekettir seçenek denilen şey. Türkiye'de belli kesimler bunu arıyor. Gerçek sol bir muhalefeti şimdilik görmezden geliyor. Ben de bu yazıda bu niteliğini belirttiğim sol muhalefetin Türkiye'deki muhtemel hareket noktasını ele almak istiyorum.
Gene daha önce bu köşede yazdığım bir yazıda şunu söylemiştim. Türkiye'deki muhalefet olgusu ilginç bir kavram. Çünkü, özünde devlete karşı olmayı barındırır. Muhalefet denilen şey, biraz zorlayarak söyleyecek olursak, Osmanlı'dan beri devlet-toplum zıtlaşması içinden çıkar. Sınıfsal bir tabana oturmamıştır hiçbir vakit. Öte yandan, Türk modernleşmesi devletle özdeşleşerek gerçekleştirilmiştir. Bu, tepeden inme ve devlete karşı tavır almaksızın gerçekleştirilen hamlenin 'ilerici' ve 'sol' diye tanımlanan kapasitesi, onu olmasa bile dayandığı devletçi 'demir kafes'i eleştiren ideolojinin 'sağ' diye algılanmasına yol açmıştır. İlginç olanı, 1946 sonrasında bu kesimin önce muhalefeti sonra da iktidarı temsil etmeye başlamasıdır. Bugüne kadar, çok kısa fasılalar dışında, bu kesim hep bu rolde kalmıştır. Yani, Türkiye'de devleti eksen alan bir sağ hem muhalefettir hem de iktidar. (Bu oluşumun diğer nedenlerini geçen hafta yazdığım yazılarda irdelemiştim.) O nedenle bugün gene bir sağ seçenek aranıyor.
Oysa bunun dışında bir olanak olduğu, tıpkı DP geleneğine benzer bir biçimde, yakın tarihte görüldü. Evet, iç kısıtlamaları vardı, ama 1973-1977 CHP ve Ecevit hareketi, aşağıdan yukarıya yükselen, sadece devlet eleştirisini getirmekle kalmayıp ekonomik yapı ve sınıf ilişkilerini de tartışmaya açan, o bağlamda kolektivite yaratmaya çalışan bir hareketti. Başarılı oldu. Yanlışlık, bundan vazgeçilmesinde, 1983 sonrasında bu hamlenin yeteri kadar uzağa taşınmamasındaydı. Bununla birlikte 1980'li yıllarda ve 1990'ların başında SHP'ye her şeye rağmen gösterilen teveccühte gene o dönemin sınıfsal ilişkilerinin ve ekonomik modelinin tartışmaya açılmasının katkısını unutmamak gerek.
Şimdi yapılması gereken aynı şeydir. Bu, birkaç nedenden ötürü önemli. Öncelikle, Express dergisinin son sayısında kısaca belirttiğim gibi, burjuvazinin maksadı sol birikimi sağa kaydırmak ve orada tutmaktır. Harap olmuş, kendisini yenileyememiş sol birikimin yanına bu hamle de eklenince durum büsbütün belirsizleşiyor. Buna mukabil solun yapması gereken sağı, üstelik de mahcup ifadelerle, tekrar etmek değil, ret ve mahkûm etmektir.
Bu anlamda bir merkezkaç gücün yaratılması ve solun sollaşması gerekiyor. Sol muhalefetse kendisini iki temel noktada gösterir: 1- devletin ve kurumsal yapının eleştirisi, 2- ekonomik ve toplumsal yapının radikal bir biçimde dönüştürülmesi. Bu iki önerme eşzamanlı olarak getirilirse çok eleştirdiğim, sola atfettiğim 'pasif modernleşme' kısa sürede 'aktif modernleşme'ye dönüştürülür. Türkiye'nin temel ihtiyacı bugün budur.
Solun istendiği fakat ideolojiden arınmasının beklendiği bir dönemden geçiyoruz. Sosyal demokrasi ve sol kuram yazarlarının yazılarında olsun, sol siyaset kurmaya çalışanların modellerinde olsun göze çarpan budur ve bilelim ki, bununla olmaz!