Şimdi daha çok hayır!

Savaş başladı! Böyle bir durumda insan soğukkanlılığını yitirebilir. Hiç gerek yok.

Savaş başladı! Böyle bir durumda insan soğukkanlılığını yitirebilir. Hiç gerek yok. Doğru yerde duranlar doğru şeyleri söylemeyi sürdürmeli. Çünkü, bu savaşın başlaması savaşın ne kadar yanlış ve anlamsız bir şey olduğunu anlamayanlara da anlatacaktır. Hiçbir unsur bu savaşın haklılığını, meşruiyetini savunamaz. Gene hiçbir akıl yürütme bu savaşın içinde
'olmayanların' kaybettiğine dünyayı inandıramaz. Toplumların tarihi ve tarihin bilinci ne birkaç yılla sınırlıdır ne de birkaç olayın alelacele aldığı yönle. Savaşın çıkması ABD'nin haklılığını değil haksızlığını ve büyük yanlışlığını gösteren en önemli şeydir.
Bu yönden bakınca savaşa hayır diyenlerin susmasını gerektiren hiçbir şey yok. Tersine onlar seslerini daha da çok çıkarmayı sürdürmeli. Çünkü, savaşa hayır diyenler bugüne kadar birçok şeyi başardı. Türkiye bunun en somut örneği. Savaşa hayır diyenler, Türkiye'nin bu batağa bütün boyuyla saplanmasına engel oldu. Türkiye, bu savaşta, ABD'nin yeryüzünde 'eylemli' tek destekçisi olmaktan kurtuldu. Hayır diyenlerin diretmesi sonucu, ABD ve dünya planlarını değiştirmek zorunda kaldı. Bunun sonucunda Türkiye'nin pazarlık edilebilir, satın alınabilir, kullanılabilir ülke görüntüsü kayboldu.
Şeamet tellalları her şeyin daha kötü olacağını yüksek sesle söylemeyi sürdürecek. Bunda da hiç kuşku yok. Ama o kötülükleri yaratan Türkiye'nin savaşa girmemesi değil; olmayacak da. O çıkmazların tek nedeni hükümetin ehil olmaması, beceriksizliği, üst üste, art arda yönetim hataları yapması. Bir ufkunun olmaması. Farklı seçenekler karşısında nasıl tavır takınacağını bilememesi. Kim şimdi diyebilir ki, bu işi bu hükümet bugüne kadar iyi götürdü? Daha çarşamba günü birbiri ardınca yapılan çocukça hatalar ortada değil mi? Birçok kişi ama en çok da savaşa şöyle veya böyle taraf olanlar bu değerlendirmelerin ideolojik olduğunu, gerçek ve somut bir analizden uzak kaldığını söylüyor. Tepeden tırnağa yanlış bir değerlendirme bu. Çünkü, onların yanlış dediği şey doğrudur ve onların tutumu yanlıştır. İdeoloji her şeye egemen olan bir kavramdır. İnsan öncelikle ideolojik tercihi doğrultusunda hareket eder. Savaşa hayır der, ondan sonra ötesini düşünür. 'Reel analiz' yapıyoruz diyenler de bu nedenle önce ideolojik olarak önce savaşa yandaş ve taraf olma kararını verdi. Ötesini ona bağlı olarak düşündüler. Yani, 'hayır' diyenler ideolojik davranıyor, 'evet' diyenler ideoloji dışı hareket ediyor diye bir şey yok. Üstelik onlarınki yanlış ideoloji!
Şimdi herkesin kafasında aynı soru kıvrılıyor: Türkiye'nin hali ne olacak?
Yeryüzünde hiçbir işte mutlak kazanmak diye bir şey yoktur. Hatta, Amerikalıların dediği gibi, 'İnsan hepsini, her şeyi kazanamaz'. Bu, bugüne kadar böyleydi, bugünden sonra da böyle olacak. Biraz kazanacak Türkiye biraz da yitirecek. Kendi aklı, kararlılığı, dikkati ve ufku olursa kazanabildiği kadarını kazanacak, ötesi zaten söz konusu değil. Ama, Şark kurnazlığıyla, görmemişlik açgözlülüğüyle, sonradan görme hileleriyle daima daha fazlasına tamah etmemeyi de öğrenecek.
Geriye, Kuzey Irak'ın durumu kalıyor. Planları çok önceden yapılması gereken bir işti bu. Ama şunda beis yok: Türkiye, kendi güvenliği, ama sadece güvenliği neyi gerektiriyorsa onu yapacak büyük bir gönül ferahlığıyla ve dünya da, ABD de bunu kabul edecek.
Kosova'ya müdahale gibi insani bir girişimde bile hava sahasını kullandırtmayan Yunanistan yanı başımızda duruyor. Ona bakmak gerekmez mi? Kazananlar daima doğru yanda duranlardır. Bu kural bundan böyle de geçerli olacaktır.