Solda ittifak

Kendisini sol olarak tanımlayan kesimin, kendileriyle işbirliğine yanaşmayan, hatta bunu müzakere etmeyi asgari nezaket veya siyaset...

Kendisini sol olarak tanımlayan kesimin, kendileriyle işbirliğine yanaşmayan, hatta bunu müzakere etmeyi asgari nezaket veya siyaset kuralları içinde bile düşünmeyen CHP dışında bir güç odağı oluşturmasının niçin önemli olduğunu çarşamba günü belirtmiştim. Böyle bir hareket neredeyse bütün tarihi boyunca kendisini 'sol' olarak tanıtıp büyük bir ilüzyona yol açan CHP'ye karşı gerçek bir sol hareketin teşekkül etmesi için bir fırsattır. Bu tartışma seçimlerden sonra ortaya çıkacaktır. CHP, seçimlerden oyunu artırarak çıksa bile bu ayrışma yaşanacaktır. Çünkü, CHP'nin önümüzdeki yerel seçimlerde oyunu artırması sol siyaset nedeniyle değil, sürdürülen kutuplaşmacı politikalar nedeniyle olacaktır. Kaldı ki, böyle bir hareket CHP oylarının düşmesiyle sonuçlanacaktır. Daha bugünden yerel inisiyatifler CHP merkezine kendi adaylarını açıklıyor. Onlar dikkate alınmazsa CHP'ye oy vermeyeceğini duyuruyor. Bu durumda CHP kale diye gördüğü kimi bölgeleri bile kaybedecek gibi duruyor. Öyle bir tablonun ortaya çıkmasında da sorumlu, bu hareketi dikkate almayan CHP olacaktır.
Şimdi gelelim böyle bir ittifakın mümkün olan şartlarına.
Bir siyasal ittifak sadece ve sadece 'programatik' bir temel üstünde gerçekleştirilirse anlamlıdır. Bugün SHP, YTP gibi partilerin gerçek bir sol açılıma ne kadar yatkın olduğu çok su götürür. Yani, bugünkü Türkiye'de sol bir siyaset kurmanın en önemli aracı olan 'yeni sosyolojiler' ve 'yeni talepler' bu örgütler tarafından ne saptanmış ne de somutlaştırılmış durumda. Öte yandan HADEP gibi partiler henüz 'Türkiye partisi', 'kitle partisi' olamadı. Tam tersine hâlâ geniş ölçüde etnik bir temelde , bölgecilik anlayışı içinde, cemaatçi dayanışma mantığıyla siyaset yapıyorlar. ÖDP ise bütün etkinliğini yitirmiş bir parti kimliği taşıyor. Bunlar, böyle bir hareketi başlatacak partilerin çok önemli zaafları.
Ne var ki, bu ve benzeri değerlendirmeler bu örgütlerin de yeni bir yaklaşıma zorlanmasına ve o yaklaşım içinde kapsanmasına engel değil. Eğer güçlü bir program hazırlanabilirse ortaya bir çekim merkezi çıkabilir. Fakat öncelikle şunu da bilmek gerekir ki, böyle bir çekim merkezi sadece partiler ve programlar aracılığıyla yaratılamaz. Bunu hazırlayacak olan bu güç birliğine katılacak sivil örgütlenmelerdir. Ancak onların etkisi ve aracılığıyla böyle bir hareket kendi dışına taşabilir, toplumsallaşabilir. Burada asıl dayanak noktası sivil örgütlenmelerdir.
Bu durumda program da şekilleniyor. Bu program ekonomik noktaları göz önünde bulundurmakla birlikte esas olarak 'yeni modernleşme' talepleri çerçevesinde olacaktır. Bugün AKP'ye başarısını sağlayan da odur. Kaldı ki, seçim, yerel seçimdir ve hareketin ona göre biçimlendirilmesi gerekir. Bu durumda,
1. Yeni sosyolojileri, kimlik ve tanıma politikaları ekseninde gözeten ve bunların oluşumu için gerekli önermeleri hazırlayan,
2. Yerel yönetim anlayışını, merkezle bütünleşmeye çalışan, öylece de modernleşmesini tamamlama uğraşında olan kitlenin talebine göre yeniden tarif eden,
3. Demokratikleşmeyi ve demokratik hakların en geniş anlamda toplumsal hale gelmesini gözeten bir siyaset önerisi bu paketin ekseni olabilir. Burada sivil örgütlerin varlığı demokrasi elemanını işin merkezi haline getirecektir. Bu, hem kaçınılmazdır hem de yerel yönetim anlayışının ruhuna uygundur.
Böyle bir paket diğer ayrıntılarıyla birlikte kendi rüzgârını estirmelidir.
Bu hareketin rakibi de kimse değil sadece kendisi olmalıdır. Solun, eğer olacaksa, geleceği buradadır. Gerisi ham CHP hayalleridir.