Sosyal demokrasi mi Kemalizm mi?

CHP'nin yaşadığı sorunlara çare olarak önerilen iki çıkış noktası </br>var: bunların ilki yeni bir CHP'yi neyle kuracağız sorusuna yanıt vermek, ikincisi de, biraz buna bağlı olarak, Kemalist ilkelere sarılmak.

CHP'nin yaşadığı sorunlara çare olarak önerilen iki çıkış noktası
var: bunların ilki yeni bir CHP'yi neyle kuracağız sorusuna yanıt vermek, ikincisi de, biraz buna bağlı olarak, Kemalist ilkelere sarılmak. Bunların ikisi de uzun boylu ele alınacak sorular. Ben kısaca ilkinden başlayayım.
Gerçi biraz farklı bir bağlamda söylemiştir ama Lenin'in bir yaklaşımı radikal dönüşümlerin ardından ortaya çıkan 'yeni inşa süreçleri'nin niteliğini tanımlamakta çok kullanılır. Lenin, yeni bir yapının eski yapının taşlarıyla yapılacağını söylüyordu kültür söz konusu olduğunda. CHP'nin yenileşmesinin temel sorunlarından birisi bu: yeni bir yapıyı eski CHP'yle kurmak mümkün mü? Buradaki yeni yapıdan kasıt yeni bir sosyal demokrasidir. Bu arayışa verilen iki yanıt var: bir grup evet, bir grup da hayır diyor. Evet diyenler iki şeye başvuruyor. Öncelikle, CHP'nin bir birikim, bir ocak olduğunu, bir örgüt olduğunu öne sürüp bu özelliklerinin kullanılması gerektiğini belirtiyorlar. İkincisi, Kemalizmi bu bağlamda bir bağlayıcı çimento, bir yapıtaşı diye nitelendiriyorlar.
Bunların içinde, daha önce de belirttiğim gibi, 'eski yapıyı kullanmak' modeli başka ülkelerde ve başka bağlamlarda da denenmiş bir yaklaşımdır. Ne var ki, yeterli değildir. Eski yapı teknik olanakları itibarıyla kullanılabilir, ama asıl sorun, siyaset söz konusu olduğunda, ideolojik yenilenmedir. Bu da gereken budamaların yapılmasını öngören bir husustur. Denenmiş modeller de bunu öngörür ve içerir.
Gene CHP söz konusu olduğunda bu çok zor bir süreç. Çünkü, eğer bu 'eski yapı' Kemalizm'le simgelenen şey ise, o oldukça sorunlu bir olgu. Bu, Kemalizm'in tarihisel anlamıyla ilgili bir şey değil. Onu daha önce belirttim. Ama, dünyada bir ideolojinin aldığı farklı biçimler, modeller ve nihayet yaşadığı farklı açılımlar var. Bu, felsefi ve sosyolojik bir veri. Kemalizm de o bağlamda bu kapasitesini yitirmiş bulunuyor. Ama bu Kemalizm'in reddedilerek işe başlanması demek değil. O da bir başka yanlış olur. Mesele onun tarihselliği içinde vurgulanması fakat Kemalist bir partinin olamayacağının bilinmesi. CHP sembolizmasının da bundan öte bir anlamının olamayacağının o kitleye kabul ettirilmesi gerekiyor.
O zaman sorun sosyal demokrasinin yenilenmesine geliyor. Asıl sorun budur.
Budur, çünkü, sosyal demokrasi Türkiye'de iki büyük sorunla yüz yüzedir. Bunların ilki reel ve 'seküler' bir sosyal demokrasi geleneğimiz yok. O nedenle sosyal demokrasinin kendi iç dinamikleriyle kendisini yenileme şansı yok. Biz, sosyal demokrasiyi kendi geleneğimizin (ki o Kemalizm'dir) bir iç dönüşümü olarak yaşadık. Dolayısıyla Kemalizm'e içkin bütün zihinsel sıkıntılar bu bağlamda göğüslendi. Bu da, üç büyük aksta, siyaset, ekonomi, kültür akslarında yeni bir hacme ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor. Bunlar da zaten mevcut sosyal demokrasinin gerek Türkiye'de gerekse dünyada karşılaştığı ana sıkıntıların kaynağını oluşturan sorunlardır.
Sonu. Bizi şöyle bir noktaya getiriyor: Türkiye önemli bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün momentumu solun elinde bulunmuyor. Çünkü özünde teknolojik-kapitalist bir dönüşüm bu. Yaşadığımız sorunlar da ondan kaynaklanıyor. O zaman sosyal demokrasinin kendisini bu eksenler etrafında yenilemesi zorunlu. Bu, başlı başına bir projedir. Dolayısıyla burada yenilenmesi (hatta kurulması) gereken sosyal demokrasidir. Yapılması gereken de yeni bir ideoloji ve onu taşıyacak bir parti oluşturmaktır.
Türkiye'deki 'pseudo' sosyal demokrasi ise bunları değil CHP'yi ve Kemalizm'i tartışıp onarmaya çalışıyor. Kendileri bilir!
Dünkü sanat sayfasında yayımlanan yazımda, Marx'ın 11. tezi 13 olarak çıkmıştır, düzeltirim.