Türkiye niye asker gönderecekmiş?

Çarşamba günü ABD dış politika yönetiminde çok etkin bir dostumun anlattıklarını aktarmıştım. Şimdi onların da esinlediği ve pekiştirdiği bir muhakeme içinde Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi konusundaki görüşlerimi belirtmek istiyorum.

Çarşamba günü ABD dış politika yönetiminde çok etkin bir dostumun anlattıklarını aktarmıştım. Şimdi onların da esinlediği ve pekiştirdiği bir muhakeme içinde Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi konusundaki görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Bugünkü koşullarda Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi çılgınlıktır ve hiçbir makul gerekçesi yoktur. Anlatayım...
1. Neden asker gönderdiğimiz konusunda getirilebilecek tek açıklama var. Hükümet de ordu da o açıklamayı yapmıyor. Muğlak, müphem, meçhul birkaç cümlenin arkasına sığınıyor. Oysa asıl neden ve gerekçe belli. Türkiye değil, Başbakan Erdoğan göreve gelmeden önce ABD'ye, bizi AB ilişkilerinde desteklemesi için, onların istediği her şeyi yapacağımıza dair söz verdi. Sonra içerideki tepkiyi görünce o sözünü tutup Türkiye'yi ABD'ye kullandırtamadı. (Çok da iyi oldu.) Bundan ötürü o yönetimin tepkisini çekti. Şimdi bunu kırmak istiyor. Ayrıca son IMF anlaşmaları bağlamında neler konuşulduğunu da bilmiyoruz. İşte bu 'cümle'nin devamı olarak, şimdi sadece bir tek gerekçeyle, ABD'yle ilişkileri düzeltmek için, Irak'a asker göndermeye çalışıyoruz. Bunu dile getirmediğimiz için o saçma sapan, içi boş cümleleri kullanıyoruz.
2. Bu o kadar böyle ki, hükümet, bugüne dek kalkıp niye Irak'a asker gönderdiğimiz konusunda kamuoyuna en küçük bir açıklamada bulunmadı. Bulunamıyor. Çünkü, hem bu konuda kendi kafası karışık, hem, kamuoyu bir yana, kendisini bile inandıracak kanıtlara sahip değil, hem de orduyla arasında süren kapalı gerilimde bu konunun nasıl bir rol oynayacağını kestiremiyor. Sonunda ABD'yi oyalamak gibi akıl almaz bir yanlışın içine düşüyor.
3. Türkiye'nin Irak'a asker göndermekte kullandığı, kullanabileceği ikinci önemli dayanak Kuzey Irak'ta kurulacak bir Kürt devleti ve onu önleme girişimi. Bu, bir gerekçe olabilirdi. Fakat, ABD, Kuzey Irak işini Türkiye'yi kesinlikle dışarıda tutarak kendisi idare etmeye karar verdi. Eğer asker gönderirsek bizi Kuzey Irak'a sokmayacağını, sadece Bağdat'ta konuşlandıracağını ve gene sadece Bağdat'taki durum için 'kullanacağını' biliyoruz. (Belki hükümet bilmiyordur.) Bu şartlar altında Türkiye, Bağdat'ta ABD'nin en belalı işlerdeki maşası olacak.
4. ABD'nin Irak sorununda dünyayla da karşı karşıya geldiği malum. Bu konuda yalnız kalma hususunda direniyor. Fakat bu işi daha fazla bu gidişiyle sürdüremeyeceği malum. Eninde sonunda dünyayla Irak konusunda bir masaya oturacak ve bir pazarlık süreci başlayacak. O noktada da Türkiye, ABD'nin yanında bu işe battı diye herkesten daha fazla bir pay alamayacak. Bunda hem, benim baştan beri sürdürdüğüm iddiam olan, Kuzey'de ADB'nin bir Kürt devleti kurdurma plan ve projesi, hem de onu diğer Batı ülkelerinin özellikle de Fransa ve İngiltere'nin desteklemesi rol oynayacak. Dolayısıyla Türkiye alacaksa da 'marjinal' bir payla, attığı taş kaçırdığı kuşa değmeyecek bir biçimde bu işe bulaşmış olacak. Bu, ne Türkiye'yi küçük görmek ne de 'Biz zaten yapamayız' mantığıyla düşünmektir. Eğer yabancı basın (İngiliz, Amerikan, Fransız) yakından izlenirse bu değerlendirmenin 'gerçekçi' bir değerlendirme olduğu anlaşılabilir.
5. Bir son husus Kuzey Irak'taki Türkmenler ve Musul Kerkük meseleleri, şimdi bazı 'eski milliyetçiler'in sık sık hatırlattığı Misak-ı Milli sorunudur. Evet, oralar bizimdi ve her türlü hakkaniyet ölçüsünün dışına çıkılarak koparıldılar. Bu bir tarihsel gerçek. Ama o tarihsel gerçek 70 yıl sonra hesabı emperyalistik bir mantıkla görmenin yanlışını hafifletmez. Hükümet ne diyor acaba?