Verginin algısı

Pazartesi günü yayımlanan yazımda vergi affı konusuna değinerek mevcut hükümetin iki amaçla böyle bir girişimde bulunduğunu belirtmiştim.

Pazartesi günü yayımlanan yazımda vergi affı konusuna değinerek mevcut hükümetin iki amaçla böyle bir girişimde bulunduğunu belirtmiştim. Hükümet bir yandan kendisini iktidara taşıyan burjuvaziyi biraz daha desteklemek, bir yandan da kendisine karşı olduğunu beyan eden büyük sermaye kesimlerini
okşamak ve onlarla nikâh tazelemek için böyle bir adım atıyor. Devletse buna karşı çıkıyor. O da anlaşılabilir bir şey. Devlet hem mevcut iktidara ve onu arkalayan burjuvaziye, hem de artık kendisinden nispeten bağımsız(laşmış) bir biçimde hareket eden, kendisine ne yapması gerektiğini söyleyen burjuvaziye karşı. Bu durum çok ciddi bir dönemece işaret ediyor, bakalım bundan sonrası nasıl gelecek diye de yazımı bitirmiştim.
Bugün de bundan sonrasıyla ilgili olarak basit bir spekülasyon yapmak istiyorum.
O noktada da iki şey söyleyeyim...
Birincisi şu: Benim görebildiğim kadarıyla Türkiye'de devlet yakın tarihin hiçbir döneminde bu derecede yalnız kalmamıştı. Hemen her dönemde siyasi merkezi destekleyen belli bir sosyolojik taban mevcuttu. Oysa epey bir zamandır böyle bir taban yok. Bu, Türkiye'de toplumun devletle olan ilişkisinin niteliğine dönük çok ciddi bir çıkmaza işaret ediyor. Toplum devleti artık siyasal olarak desteklemiyor veya devletten siyasal bir adım atmasını beklemiyor. Tabiriyle söylemek gerekirse devleti artık sonul bir amaç, yani bir 'telos' olarak tanımlamıyor. Devleti sadece 'araçsal devlet' olarak sınırlandırıyor.
Bu çıkışın önemi şurada: Böyle bir durum ortadayken devletin bundan böyle hem siyasal karar alması hem de alacağı kararı toplumsallaştırması olanaksız denecek kadar zor. O itibarla devletin kendisini siyasal yapıyla bütünleştirmesi, en azından o siyasal yapıyı içselleştirmesi gerekiyor.
İkinci nokta da en az bir önceki kadar kritik: Türkiye'de vergi ve dolayısıyla da vergi affı ekonomik dengeler ve katmanlar açısından bakıldığında daha çok üst gelir gruplarıyla ilgili bir mesele. Bunun açık bir nedeni var: vergi, bugüne kadar Türkiye'de asla yaygınlaştırılmadı. Şu kadar milyon oy kullanan insana karşın ne yazık ki onunla karşılaştırılmayacak kadar az sayıda vergi mükellefi var. Bu, şimdiye kadar anlaşılabilir bir nedene dayanıyordu: Belki yeteri kadar açık ve görülebilir değildi, ama müthiş bir gelir dağılımı eşitsizliği yaşayan bir toplumda devlet vergisizliğe razı olarak gelirin biraz daha adil dağılımına
olanak sağlıyor, en azından küçük üreticiye bir tür örtülü kaynak tahsis ediyordu. Bu nedenle işbaşına gelen her yeni hükümet işe küçük üreticiyi de kapsayan bir vergi affıyla başlardı ve yeni vergi salmaktan korkup kaçınırdı.
Aradan geçen zamanda bu eşitsizlik daha vahim noktalara eriştiğinden bugün küçük üreticiyi affetmeyi içerse de bir vergi affının o düzeyde ifade ettiği hiçbir anlam yok. Vergi bugün orta ve yüksek gelirli burjuvazinin sorunu. (Orada da vergi kesintilerinin anormal denecek kadar yüksek olduğunu bir kez daha belirtelim.) İktidar da onların sırtını sıvazlamak gayretinde. O zaman da sorun başka bir şeye dönüşüyor. Mevcut iktidar vergi konusunda genel anlamda hangi adımları atacak?
Liberal görüşün bu adımların ne olacağına dönük öngörüsü belli: vergi yaygınlaştırılmalı, ama aynı zamanda da vergi oranları düşürülmeli. Yani, devlet ancak daha az vergi topladığında, buna karar verdiğinde modernleşiyor. Fakat bu tek başına bir yol değil. Bunu destekleyecek liberal piyasa ekonomisinin daha ileri aşamalarda uygulanması zorunlu. Onun mahzurları da ortada. Dolayısıyla hükümet iki ateş arasında. Onun uzantılarını da cuma günü irdelemek istiyorum.