Yakın uzaklar ya da unutma(ma)klar

Geçenlerde insan haklarıyla ilgili bir yazı yazdım. Bir yerinde, Alman öykücü/romancı Ingeborg Bachman'ın bir sözünü andım: 'Faşizm bir bakışla başlar'.

Geçenlerde insan haklarıyla ilgili bir yazı yazdım. Bir yerinde, Alman öykücü/romancı Ingeborg Bachman'ın bir sözünü andım: 'Faşizm bir bakışla başlar'.
Bachman, gençliğimizin önemli öykücülerindendi. Ben bilmezdim. Bir Ankara ziyaretinde o zamanlar yakın dostum Selim İleri, 'Otuz Yaş' isimli öyküler toplamından söz etmişti. Büyük Sinema'nın bulunduğu pasajda, üst katta, sık sık gittiğim kitapçıya uğramış, mavi gözlerini hâlâ anımsadığım hanımdan kitabı edinmiş ve çok sevmiştim. Yankı Yayınları'nın bastığı, o küçük ve güzel kitaplardan biriydi. Selim, daha o sıralar, Bachman'ın, 'Faşizm iki insan arasında başlar' sözünü sık sık anardı. Daha sonra faşizmin siyasal bir sistem olmazdan önce bir davranış kipi olduğunu, orta sınıf ahlakının içinde bir yerlerde daima saklı ve tetikte durduğunu anlatan, gösteren çok güzel romanlar yazdı.
O yıllarda, şimdi anımsıyorum, Selim, Bachman'ın 'Malina' isimli romanından da laf açardı. Aradan zaman geçti. Sonra, 'Malina', Ahmet Cemal'in çok güzel çevirisiyle yayımlandı. Onu da çok sevmiştim, okuduğumda.
Benim yazım yayımlandıktan sonra büyük edebiyatçımız (sadece romancımız demek, hakkını yemek olur) Adalet Ağaoğlu'ndan kısa bir faks mesajı aldım. Bachman'ın bu sözünün nerede geçtiğini soruyordu. 'Yanıtsız kalmak' istemediğinden, ben de geciktirmekten endişe ettiğimden iki telaş arasında kısa bir notla 'Otuz Yaş'ın adını yazdım, gene faksla ilettim. Fakat, içime de bir kurt düşmüştü. Onun bir mesajla bunu soruşunda bu kurdu büsbütün kımıldatan bir şeyler vardı.
O yıllar, edebiyatçıların belli konuları tartıştığı ve birbirine bir hayli açık olduğu zamanlardı. Selim, Ankara'ya geldikçe Adalet hanıma uğrardı. Bir defasında beni de yanında götürmüştü. Adalet hanım da doğrudan faşizm meselesiyle olmasa da onu kapsayacak kavramlarla uğraşıyordu. Onun da bir yerde 'Faşizm bir bakışla başlar' anlamında bir sözü olduğunu o notu yazdıktan sonra anımsadım. Ama neredeydi acaba ve acaba Bachman, Ağaoğlu muydu?
Eve dönünce kitaplığımda eşelenip önce 'Otuz Yaş'ı buldum. 'Malina', hiç aklımda yoktu. Oysa o da yandaki ciltti. Ne hikmetse (ah bu belleğin oyunları...) ilkin onu aldım. Arkasını çevirdim: oradaydı. Bachman, açık açık 'Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar' diyordu. Gene de o güzel öyküyü, eski yılların anısına o gece hatmettim. Yenilik, onu ilk kez okuduğumda 30'un epey altında oluşumla bu okuyuşumda 30'un epey üstünde oluşumdu.
İyi ama, Ağaoğlu'nun faşizm saptaması neredeydi?
Aklımdan ilkin romanlarını, sonra çok sevdiğim oyunlarını geçirdim. Pek bir şey yakalayamadım. Düşünürken aklım o eski Ankara'ya gitti. Selim'in bu konuda (hele benim hakkımda) kadirşinaslıkla yazdığı şeyler vardı. İlkin onlara baktım. Sonra Adalet Ağaoğlu'nun o yılları da anlattığı, otobiyografik 'Göç' kitabını tekrar okumak istedim. Belki hepsini değil, tam oraları, Ankara'yı ve Selim'i yazdığı bölümü. Tam göz gezdiriyordum ki, yakaladım: Selim, ona yazdığı bir mektupta, bir toplantıda yaptığı konuşmayı anımsatıyor ve 'Faşizm bir bakışla başlar' dediğini söylüyordu. Evet, Bachman, 'iki insan arasında' derken Ağaoğlu,
'Bakışla başlar' diyordu. Belleğimdeki Bachman, Ağaoğlu'ydu.
Tam bu yazıyı kafamda yazıp bitirmişken 'komşum' Adalet hanımdan bir mektupla birlikte 'Göç' kitabını aldım. '128-129. sayfaları okusan ne iyi olur' diyorlardı. Okumuştum; iş, yazmaya kalmıştı. O da koyu kış ve siyaset arasında anıları harmanlayan, havalandıran bir hafta başı yazısı oldu işte.
Galiba, hatırlaya hatırlaya unutuyoruz. Oysa tersi, unuta unuta hatırlamak çok daha güzel olmaz mıydı?