Zemin kaymaları ve TC

ABD'nin son açıklamalarından çıkan birkaç önemli sonuç var. Bunların bir bölümü Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor.

ABD'nin son açıklamalarından çıkan birkaç önemli sonuç var. Bunların bir bölümü Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Bir bölümü de ABD'nin Türkiye üstünden Avrupa'ya gönderdiği dolaylı mesajlardır. En azından Avrupa'nın bundan böyle takınması gereken tutumla Türkiye'nin AB bağlamında yapması gerekenler arasındaki ilişkiye işaret eden bir dizi olgu var son ABD açıklamasının içinde. Onları teker teker gözden geçirelim.
1. Türkiye, sanıldığı gibi bundan böyle ABD'nin gözden çıkardığı bir ülke olmayacaktır. Fakat bu ABD'nin Türkiye'ye mahkûm olduğu anlamına da gelmez. Ayrıca, bu, ABD'nin özellikle Türkiye bağlamında aldığı bir karar değil. Daha ziyade ABD'nin uluslararası ilişkilerde geliştirmek istediği yeni yaklaşımın bir uzantısıdır bu durum. Çünkü, ABD, artık hiçbir ülkeyle hatta hiçbir bölgeyle doğrudan bir ihtiyaç ve bağımlılık ilişkisi içine girmek istemiyor. ABD'nin NATO ve BM bağlamında geliştirdiği tepkinin altında yatan budur. ABD, karşısında güç odaklarının bulunmadığı, kendisinin yatay bir düzenlemeyle herkese eşit uzaklıkta olduğu yeni bir strateji tasarlıyor. Bundan böyle ABD de diğer ülkeler de ilişkilerini, birbirlerine olan pozisyonlarını her gün değişen, yeniden kurulan oynak bir anlayışa göre saptayacak. Türkiye de bu bağlamda bir yere oturacak.
2. Türkiye'nin bu koşullar altında ne yapacağını tartışmadan önce böyle bir anlayışın ne derecede uygulanabilir olduğunu görmek gerekiyor ki, o sorunun yanıtı olumsuzdur. Amerika'nın bugün tek dünya gücü olduğu kuşkusuz. Ne var ki, bu, öyle bir politikanın yeşermesi için yeterli değil. Özellikle diyalektik buna olanak vermez. Belli bir oluşum beraberinde tepkisini de getirir. Bu tepkinin oluşmasına yol açacak süreç de başlamıştır. Çünkü, ABD'nin dışında kalan dünya bu ülkenin kendisini kaptırdığı çılgınca taleplerin karşısında bugün bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyor. Daha da düşünecektir. Dünyada her şeyi belirlemeye soyunmuş bir ülkenin dengelenmesi için açık veya kapalı ittifaklar oluşacaktır. ABD'nin bir anlamda çökertmeyi başardığı AB, bu nedenle yeniden toparlanacaktır. Eski 'düvel-i muazzama' unsurları bu nedenle yeni mekanizmalar, yeni birleşmeler içine girecektir. Var olanları da kuvvetlendirecektir.
3. Türkiye, yeni konumunu bu oluşumların çerçevesi içine yerleştirecektir. Bunun ilk adımı geleneksel politikaları bırakmaktır. Bu zorunludur. Çünkü, son dönemde yaşanan zemin kaymaları nedeniyle TC'nin uyguladığı geleneksel yaklaşımların tamamı iflas etmiştir. Bugün ayakta duran, geçerli bir politika ekseninden söz edilemez. Bu durum geriye dönülerek de aşılamaz. Şimdi, Türkiye'nin yeni yapıların ortaya çıkışını gözlemlemesi ve onlara göre ideolojik-pragmatik bir çizgi üstünde kendisine yeni hareket izlekleri bulması gerekiyor.
Bu, o kadar zor bir şey değil. Öncelikle, Türkiye, AB'ye yeni bir anlayışla
yönelmek zorundadır. Bu köşede çok yazıldığı üzere bir çaresizlik ve
teslimiyet duygusu içinde değil AB sürecinin öngördüğü hususların demokratik bir ülkede yaşayan yurttaşların hakkı olduğunu bilerek bu adımı atmalı ve genişleme anlaşmalarının önümüze koyduğu şartları gün yitirmeksizin yerine getirmelidir. Bununla kazanacağı onur duygusu ve saygınlık onun şimdi kaçınılmaz olarak Türkiye'ye yönelecek AB'ye girmesine olanak sağlayacaktır. Bugün işler tersine dönmüştür: AB açık ve kesin olan bütün kompleksine rağmen her zamankinden daha fazla Türkiye'ye muhtaçtır.
Türkiye'nin bu yeni adımı atması zorunlu. Ama illa da gelenekten bir şeyler devralalım deniyorsa onun adı da denge politikasıdır. Bu konuya devam etmeli.