Alex attı, Fener kaçtı

Futbolcuları ve takımları tanıyoruz, ne oynayacaklarını üç aşağı beş yukarı kestirebiliyoruz... Yine de önlenemez bir heyecan ve merakla başlama düdüğünü bekliyoruz. İşte 'büyük maç' böyle bir şey.

Futbolcuları ve takımları tanıyoruz, ne oynayacaklarını üç aşağı beş yukarı kestirebiliyoruz... Yine de önlenemez bir heyecan ve merakla başlama düdüğünü bekliyoruz. İşte 'büyük maç' böyle bir şey.
Tribünde heyecan hoş da sahadaki futbolcular için iki taraflı kesen bir bıçak. Verimli koşar, daha enerjik mücadele ederseniz oyuna egemen olursunuz, oynadıkça açılırsınız. Yok eğer telaşlı ve gergin oynarsanız inisiyatifi rakibinize verirsiniz, hamle üstünlüğünü kaybedersiniz.
Dün Beşiktaş özellikle ilk 20 dakikada ikinci haldeydi. Fenerbahçe'nin orta sahayı rahat kullanmasına, kanatlara yayılarak özellikle sağdan gelmesine izin verdiler. Tello Cisse'ye yardım için ortaya kayıyor, sol kanat, sürekli edilgen alanda yakalanan İbrahim Üzülmez'e kalıyordu. Burayı Kazım çok iyi kullandı. Gol öncesinde serbest vuruştan daha serbest vurdu topa. Alex de bu asisti geri çevirmedi.
İşin garibi geride üç stoperle oynayan Beşiktaş'ın Alex'e kafa vurdurmasıydı. İbrahim Toraman'ın neden sağbek başladığını anlayamadım.
Çok geride kaldı Beşiktaş savunması...
Fenerbahçe ise 20. dakikadan sonra oyunu yavaşlatıp kontratak aradı. Bizde oyunu yavaşlatmak geriye yaslanmak demek... O ana kadar uzun toplarla gol arayan Beşiktaş, rakip onsekize girmeye başladı. Bu kez
sallanan ve ağır kalan Sarı-Lacivertli savunmaydı. Ne ki Beşiktaşlılar şut atmamaya yeminliydiler. Tello ilk şutu attığında dakika 65'ti.
İkinci yarı Toraman'ı göbeğe, Baki'yi sol beke aldı Sağlam. Sol kanada sadece savunma görevi verdi, sağ kanadı özgürleştirdi. Beşiktaş'ın bu kez solu durdu, Tandoğan ve Özkan'lı sağı çalışmaya başladı. Fener'in takım olarak seyrettiği üç paslık ve saniyelik gol bu kanattan geldi... 1-1'in ardından bu kez Beşiktaşlılar seyretti, Fener hızlı çıktı ve Alex'in ayağıyla üç puanı aldı kaçtı... Hafif kalan Cisse'nin pek rahatsız etmediği Alex maçın adamı oldu.
Heyecanlı bir maç izledik ama futbol kalitesi vasattı. Zirveye oynayan takımlarımızın demode futbol anlayışına bir kez daha tanık olduk. Bir; savunma beklere, atak forvetlere bırakılıyor. İki; yalnız kalan savunmalar kolay gedik veriyor. Üç; skora göre takımların ritmi ve oyun kalitesi büyük iniş çıkışlar gösteriyor... Hakem Yıldırım ifrata götürmedi ama bol düdüklü derbi hakemliğine uydu. Çaldığı faul düdüklerinin ve kartların yarısı gereksizdi. İlk sarıları kolay çekti, aynı pozisyonlarda ikincileri çıkaramadı.
Kornere giderken Alex'e atılan şişe tribünlerin tipik geri zekâlılığı ve bunu kimse engelleyemiyor. Güvenlik önlemi yüzünden Alex'in korner kullanmada zorlanması da ilkelliğimizin örneği... Güvenlikten futbolu öldürüyoruz. Oysa çare basit. Bütün statlarda sahaya yakın yerlere ağ gerilmesi gerek.
Sadece rakibi aşağılamak ve ayrımcılık yapmak için konuk seyirci bölümüne değil.
Beşiktaş'ın zirveden kopup kopmayacağı haftaya Sivas maçına bağlı. Buraya kadar zaten zorlayarak geldiler. Güçlerini ve motivasyonlarını liderliği ele geçirmek için erken harcadılar. Ayrıca her kritik maçta 'tarihi forma'ya sarılmaktan vazgeçmeliler.
İlk yüzyılın formasını müzedeki şanlı yerine koymalı, ikinci yüzyılını Beşiktaş gibi yaşamaya bakmalı Karakartal.