Az pas çok gol

Uğurdan mı, rastlantı mı bilemeyeceğim, Skibbe?nin kravatı mavi-bordo renklere çalıyordu dün. Tamam kravat bir şey değil de, Galatasaray?ın turuncu forma sevdası da ?uğur olsun...

Uğurdan mı, rastlantı mı bilemeyeceğim, Skibbe’nin kravatı mavi-bordo renklere çalıyordu dün. Tamam kravat bir şey değil de, Galatasaray’ın turuncu forma sevdası da ‘uğur olsun’ diye mi? Öyleyse, dünkü yengiden sonra hep portakal izleyeceğiz Sarı-Kırmızılılar’ı... Çünkü Trabzon karşısında sadece üç puan almakla kalmadılar,
daha önemlisi futbol kalitesi bakımından büyük takım kimliğini yeniden kazandılar... Ve ilk
kez ‘tek top-hızlı atak’ tarzına geri döndüler.
Bütün büyük liglerde takımlar iç saha maçlarını kendi renklerindeki ana formalarıyla oynuyor, sadece dış saha maçlarında alternatif renklerdeki formaları kullanıyor... Galatasaray’ın  Ali Sami Yen’de dış saha forması giymesi bir bakıma eğrinin doğruya gelmesi gibi oldu dün... Trabzon ev sahibi gibi başladı maça çünkü... Golü isteyerek saldırdılar. Ancak orta sahalarından ikiye bölündüler.
Bordo-mavililer’de Colman kulübedeydi. Orta alanda Serkan-Hüseyin-Selçuk yer alıyordu. Hüseyin’in hep savunma önünden ayrılmaması ve orta üçlünün ‘V’ harfi biçiminde oynaması büyük maçlarda sorun yaratabilirdi. Dün yarattı işte.
İleri giden Trabzon beşlisi ataktan geri dönemeyince Galatasaray bundan yararlanmasını bildi. Bu taktikle mi sahaya çıkmışlardı, yoksa Trabzon mu böyle oynamalarını sağladı, bilemem. Ne ki deplasman takımı gibi oynadı Cim Bom. Bu sezon ilk kez kaptıkları toplarda dikine ve tek paslarla çıktılar. İlerideki Arda-Baros-Kewell üçlüsü sürekli yer değiştirerek Trabzon savunmasının dengesini bozdu, hamle üstünlüğünü aldı. Ayhan’ın Hüseyin üzerine yaptığı baskı da rakibin savunmadan çıkmasını zorlaştırdı.
Dün üçlü savunmaların günüydü galiba. Ankara’da Beşiktaş 3-4-3 gibi dizilmişti. İleri üçlüde Holosko, Nobre ve Tello sürekli yer değiştirerek Gençler’i dağıtmıştı. Ancak sadece 15 dakika... Bu maçtan bir saat sonra Galatasaray dörtlü savunmayla çıktı sahaya gerçi. Ancak Meira, Emre ve Servet’in önünden ayrılmayınca, ve kanat bekler Sabri ve
H. Balta çok ileri çıkınca 3’lü savunmayla oynar görüntüsü verdiler. Olgun tarafları, 2-0 öne geçtikten sonra çok gömülmemeleri, ileride basmalarıydı.
Bu bakımdan Lincoln’un kırmızı kart görmesi sonucu 10 kişiye düşmeleri fark etmedi.
Trabzonspor’un ilk hamlesi orta alanda top tutacak Colman’ı oyuna sürmek oldu. Bu
oyunu dengeledi ama skor 2-0 olmuştu bile.
İkinci yarı antrenman eksiği olan Yattara’dan medet umdu Yanal. Tabii mucize gerçekleşmedi. Kalabalık ama yavaş geldi Bordo-Mavililer.
Sonuçta, orta alanın çabuk geçildiği, iki kale önünde bol pozisyon doğduğu, oyunu hızlandıranın ve topu eveleyip gevelemeyenin kazandığı bir maç izledik. Yorum ve seyir zevki yüksekti.
Seyirlik maçın en seyirliği: Elbette Arda’nın arka direğe keserek attığı gol. İnanılmaz golü sokakta yürür rahatlıkta attı. Öncesinde, taçtan ofsayt olmayacağını sezerek dip çizgiye sızması çok akıllıcaydı.
Maçın adamı: Elbette Arda Turan. Üstelik ikinci yarı çok savunma yaptı.
Maçın hoşluğu: Lincoln, korner bayrağını gitar gibi çalarak kutladı golünü... Hakem
Gezer, dördüncü hakemle bir süre tartıştıktan sonra kartını çıkartmadı. İyi de oldu.
Kimseye zararı yoktu bu hareketin. Futbolda böyle sevimli hareketlere yer olmalı.