Böyle buyurdu Yusuf

Galatasaray, Kayseri maçı dışında hep zayıf takımlarla oynadı bu sezon. Bir şekilde 2-1?i bulunca farka gittiler. Bursa maçı, klasik deyişle ?ilk ciddi sınav? olacaktı.

Galatasaray, Kayseri maçı dışında hep zayıf takımlarla oynadı bu sezon. Bir şekilde 2-1’i bulunca farka gittiler. Bursa maçı, klasik deyişle ‘ilk ciddi sınav’ olacaktı. Galatasaraylılar bu sınavda,  boş kâğıda bakıp durdular. Gol yedikten sonra bile bir reaksiyon gösteremediler. Oyun bitti sanıp onsekizine yığılan Bursalıların arasından bir gol attılar. Umutsuz öğrenciler gibi 10 üzerinden ‘1’ alıp çaktılar.
Oyun anlayışları hiç de bu sınavı geçeceklermiş gibi değildi zaten. Hakan Balta ve
Arda orta alanda Ayhan’ın yanına kümeleniyor, savunma da onsekizinden çıkmayınca
geri dörtlü ile orta üçlü arasında büyük bir boşluk oluşuyordu. Atakta ise kanatları
hiç kullanamadılar. Zaten atağa pek niyetlenmediler. Lincoln’un süper slow-motion
denemeleri dışında. Halı saha oyuncusu Lincoln rakiplerinin rüzgârından sık sık
düşünce o atak denemeleri başlamadan bitti... 2-1’den sonra bile çok yavaş oynadılar.
Topu ilk kez gören çocuklar gibiydiler.
Bursaspor, savunma önündeki Mustafa Sarp ve Bekir Ozan ikilisiyle göbekten gelen cılız Galatasaray ataklarını rahatça durdurdu ilk yarı. Esas etkinlikleri ise Galatasaray orta alanı ve savunması arasındaki yayla misali boşluktaydı. Solda Romaşenko savunma görevleri üstlendiğinden biraz edilgen kaldı. İkinci yarı yerini Melo’ya bıraktı. Sağda ise Sercan cirit attı.
Ancak bu ortam tam Yusuf’un istediği ortamdı. Bütün becerilerini gösterdi. Hele bir yöne doğru giderken ayağının ucuyla ters yöne, arkadaşının gol yoluna uzattığı ‘Ronaldinho pasları’ yok mu? Defalarca izlenmeye değerdi. Savunma onun yönlendiği yere kademelenirken ters toplar Bursalı oyuncuları kaleciyle burun buruna getirdi. Böyle bir topta Mustafa Sarp ilk golü attı. İkinci gol de Yusuf’un Adriano’yu kaçırdığı bir ters pastan doğdu. Hazreti Yusuf’un, ataksever bek Veli’nin koşu yoluna 28. dakikada bıraktığı top da nefisti. Veli ceza alanı yan çizgisinden, yani öldürücü yerden ayağa kesti ama genç Sercan gevşek davrandı.
Bursalıların rehavetinden yararlanan Arda’nın attığı gol de Galatasaray’ı diriltemedi. Cim Bom’da orta alan direnci diye bir şey yine yoktu. Oyunu egemenlikleri altına alamadılar. Savunma yapıyoruz diye onsekiz ön çizgisine yığılıp rakibi bekliyorlar. Böyle olunca 61. dakikada Bekir Ozan’ın yaptığı gibi rakip slalomla savunmanın arasından geçiyor.
Sakatlıklar Galatasaray’daki esas sorunun üzerini örtüyor. Bu sorun kadro dengesizliği... Bir Mehmet Topal’ın yokluğu takımın ileri geri oynama yeteneğini bitiriyor. Yedeği de yok. Savunmanın göbek ikilisi, tandemin gereği olan, pozisyona göre bir kişinin geriye sarkma işini beceremiyor. Song’u arıyorlar. Servet-Meira ikilisinin güçlü bir alternatifi yok.
Sezon sonu olsa neyse, sezon başında çok düşündürücü bir sorun bu. Sakatlar bir gün iyileşir. Ancak kadro dengesizliği sürerse ve Lincoln’ün ritminde oynarlarsa her ciddi sınavda çok  terler Cim Bom.
Maçın adamı: Maestro Yusuf Şimşek.
Boş alan bırakırsanız o da futbolseverleri böyle mest eder.
Maçın Seyirlikleri: Yusuf’un ters yöne gol pasları...