Cruzerio-Kreuzberg derbisi

Dünkü Radikal'de okudunuz. Fenerbahçe resmi sitesinde 'tahrik gücü yüksek' bir manifesto yayınlanmış bu maç için. O metin bir taraftar sitesinde yer alsa hoş olabilir.

Dünkü Radikal'de okudunuz. Fenerbahçe resmi sitesinde 'tahrik gücü yüksek' bir manifesto yayınlanmış bu maç için. O metin bir taraftar sitesinde yer alsa hoş olabilir. Taraftarların 'lokum gibi kura' lafı zekice bir espriydi örneğin. Ancak resmi sitede rakibi böyle küçümserseniz, ondan çok korktuğunuz da düşünülebilir. Ayrıca taraftarı rakibi ıslıkla korkutmaya çağırmak hangi efendilik kitabında yazıyor.
Verilen bütün gazlara karşın Fenerbahçeli futbolcular kazanma isteği pek gösteremediler dün. Deivid yine ortaya gelip, Topal'ın baskısından bunalan Alex'i kaçırmaya çalıştı. Ancak Volkan Yaman, Deivid'i izleyip orayı kapattı. Kanatları da tıkadı Galatasaray. Yapabildikleri kadar Fener'i alanında bastılar. Oyun kendi alanlarına geçince yakın kademelerle rakiplerini rahatsız ettiler.
Fenerbahçe Brezilya takımı Cruzerio'nun Kadıköy şubesi olarak anılıyor artık biliyorsunuz... Dün bir Brezilya takımı gibi narindiler... Hiçbir futbolcunun mesleğinden uzak kalmasını istemem ama Cimbom'a en büyük fayda sakatlardan ve cezalılardan geliyor. Gençler oynadıkça dengeli, uyumlu ve en önemlisi savaşan bir takım oluyorlar. Dün tümüyle yerli futbolcularla sahaya çıktılar. Gerçi takıma 'yerli' demek yanlış olur. Dört futbolcu Almanya'da yetişmiş. Ee, hoca da Alman. O zaman Cimbom'a Kreuzberg'in Florya şubesi demek yanlış olmaz. Tipik Alman takımları gibi disiplinli ve koşarak oynadılar. Topal, Alex'i kollamak için biraz geride kalır gibi gözüktü ama Serkan-Topal-Barış-Arda orta dörtlüsü ileri geri çalıştı. Arda fırsat buldukça ortaya geldi, Ümit Karan'a ve Şükür'e servis yaptı. Ne var ki Şükür iyice yavaşlamış. Böyle maçlarda sorun oluyor... Savunmada ise Servet her maçta futbolunu geliştiriyor. Brezilyalıları izlemeye gelen milli takım hocası Dunga "Siyahlılardan 66, 76 ve hatta 14 numaraları Brezilya vatandaşı yapmanın mümkünatı var mı acaba?" diye sormuş olabilir. 14 numaralı Mehmet Topal, adaşı Aurelio'ya göre topu az oyalıyor ve ileri oynuyor. Daha çağdaş bir tavır bu.
Lig maçında Galatasaray rakipten korkmuş, saçma sapan bir anlayışla sahaya çıkmış ve oynamadan yenilmişti. Dün maça asıldılar, önce kazanmayı istediler, sonra beraberliğe razı oldular. Fenerbahçe ise alıştığımız akışkanlığına ve yaratıcılığa bir türlü ulaşamadı. Bunun için önce oyuna egemen olmak gerek. Ev sahipleri oyunu ele alacak hızı ve gücü üretemedi... Özetle, 70. dakikadan sonra hareketlenen maçta futbol vasatı aşmadı. "Kupa ilk ayakları böyle olur" deyip Ali Sami Yen'i bekleyelim.
* * *
Vatandaşlarımızı yitirdiğimiz Isparta'daki uçak kazası sonrasında Tanıl Bora dikkat çekmiş, savaş çığırtkanlığı alanına dönen maçlarda kaza kurbanları için saygı duruşu yapılmamasını ayıplamıştı... Dört gün önce Davutpaşa'da 22 işçi kardeşimizi, kültürsüz, örgütsüz, standartsız Türk modernleşmesine kurban verdik. Emek şehitleri için bir saygı duruşu çok görüldü dün. Merhum Aras'ın anısına saygı sunulurken onlar da hatırlanabilirdi. Ölenler arasında mutlaka Fenerbahçe'ye ve Galatasaray'a gönül verenler vardı. Bu takımları 'büyük' yapan taraftarın parçasıydı onlar. Yaşasalardı dün tribünde ya da ekran başında takımlarını izleyeceklerdi... Derme çatma modernleşmenin sıcak localarında oturanların aklına gelmediler.