Derbi kazandıracak mucize formülü açıklıyorum

Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın, Fenerbahçe maçının hakemini önceden öğrendi ve onunla konuştu ya, kıyamet koptu. Neden koptu, hiç anlamadım. Bu memlekette kulüp...
Derbi kazandıracak mucize formülü açıklıyorum

Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın, Fenerbahçe maçının hakemini önceden öğrendi ve onunla konuştu ya, kıyamet koptu. Neden koptu, hiç anlamadım. Bu memlekette kulüp başkanları federasyon başkanıyla haftalık olağan ‘hakem seçmece’ telefonlaşmaları yapıyordu, kimsenin sesi çıkmıyordu... Bahis şikeleri ortaya çıkıyor, silahlar konuşuyordu, olay 3-4 aylık cezalarla geçiştiriliyordu. Teşvik primleri belgeleniyor, şike itirafları
yapılıyor, ‘zamanaşımı’ deterjanı her şeyi bembeyaz yıkıyordu...
Vallahi, son fırtınayı anlamadım. Belli ki birkaç haftadır hakem atamaları üzerinden bir iktidar kavgası sürüp gidiyor. Ulusoy Federasyonu artıklarıyla ve hükümet eliyle kurulan bu federasyonda sular durulmayacak gibi. Erkan Goloğlu bile bu toplara girmediğine göre hesaplar pek derinde ve pek karışık olmalı.
Neyse federasyon, ‘Sonradan sızacağına önce biz toptan sızdıralım’ diye haftanın hakemlerini pazardan açıkladı. Özellikle derbi hakemi üzerine yapılacak spekülasyonların da tadı kaçtı. Yalnız ben yine Fenerbahçe-Beşiktaş maçını yönetecek Bünyamin Gezer hakkında bir kaygımı dile getireyim. Daha önce izlediğim maçlarda çok düdük çaldığını gördüm. Kendisi polismiş. Trafik polisliğine yatkın olmalı. Aman lütfen, gelene gidene düdük çalarak, ona buna ceza yazarak maç günü stadın dışında arapsaçına dönecek trafiği saha içine taşımasın.


Denizler nasıl aşılır?
Ben iyisi mi hakemden sonra en çok reyting alan spekülasyon konusuna gireyim; takım dizilişlerine... Yani, Fener ve Beşiktaş sahaya nasıl çıkmalı. Hocalar da zaten bir hafta boyunca taktik tahtası başında bunu düşünecekler. Fazla zahmet etmesinler, ben söyleyeyim.
Bir kere kalelerde Rüştü ve Volkan olacak. Eski usta ve eski çırağı yani. İki kaleci de en çok kendi taraftarlarından tepki alabilir. Çünkü derbilere artık gol atma hevesinden çok gol yeme korkusu egemen. Baştan, ‘Bu maçlar berabere bitecek’ deseniz
yöneticiler hemen razı olur.
Beşiktaş’tan başlayalım. Bu maç üçlü defans fantezisi kaldırmaz. Geri dörtlü Tandoğan-Zapo-Toraman-Üzülmez olacak mecburen. Onların önünde Cisse biraz kaçak oynuyor. Bütün işi Alex’i tutmak olacak gibi. Yanına Sivok konmalı. O daha geniş alanda dolaşıyor. Zaten aslen defansif orta saha oyuncusu. Çek uluslararası takımında Galasek’in yedeği.
Defansif blokun önüne, sağa enerji küpü Ekrem Dağ. Onun yanına Delgado. Bu adam iki haftadır ortalarda yok. Baskıya direnemiyor, hıza uyamıyor ama kritik anlarda skoru değiştirecek yeteneği var. 0-2’den 5-2’ye dönen Kocaeli maçı ne çabuk unutuldu. Ne var ki tek başına Delgado’ya güvenilmeyeceğinden yanına Uğur İnceman konmalı. Sol tarafa da tabii ki Tello. Baktınız Şili’li burada kayboldu, yerine Serdar Özkan girer.
Mustafa Denizli arkadaşlarını kırmamalı, artık cesur yürek olduğunu hatırlamalı. Forvette Nobre ve Bobo’yu birlikte oynatmalı. Ancak elinde Holosko gibi hızlı ve delici bir forvetin varsa, üstelik asist de yapıyorsa onu kulübede oturtamazsın. Zaten en az üç forvetle oynamak çağdaş futbolun gereği. En uçta Nobre olur, Bobo solunda, Holosko sağında dolaşır durur.
Beşiktaş’ın mevcut kadrosunu en etkili kullanmanın formülü bu diziliş işte: 4-2-4-3.


Ararım sorarım
Fenerbahçe’ye gelince... Alex’in sakatlığında Aragones aradığını bulmuştu. Kendi alanına yaslanan ve zor gol yiyen bir takım ortaya çıkmıştı. Böylece Ankaragücü’nden bir puan kopardılar. Galatasaray’a 4 gol attılar.
Beşiktaş turuncu forma giymeyeceğine göre bu pazar işi o kadar kolay olmayacak Kanarya’nın. Geri dörtlü değişmez; Gökhan-Edu-Lugano-Carlos. Onların önüne ise Appiah ve Aurelio’nun boşluğunu doldurmak için ha bire defansif orta saha oyuncusu, yani ön libero alıyor başkan. Eh, başkan alınca oynatmamak olmaz. Boş bulunca ileriye de çıkan Selçuk mutlaka oynamalı. Yeni transfer Josico da... Son maçta Deivid’i çıkarıp Maldonado’yu oyuna soktu hoca. Beşiktaş’ın Ankaragücü’nden aşağı kalır tarafı yok. Aslında brakın ‘ön libero’yu, ‘ön stoper’ bile oynayamıyor ama Maldonado da tedbiren ilk 11’de başlamalı.
Onların önüne ortaya Alex’i koyacaksın bir kere. Büyük Türk atasözünde dendiği gibi ‘Alex Fener’in yarısıdır.’ Yanına da ona yardım etsin, her topu istesin, her top kaybında kendini yere atsın, takımına serbest vuruş kazandırsın diye Emre’yi... Sağda, Zico futbolundan emanet olsa da Deivid oynamalı. solda da hızlı Uğur Boral.
İleride Güiza tek forvet olarak oynadıkça, golcülüğünü unuttu. Yarın kaleye geçerse şaşırmayın. Onun yanına mutlaka ikinci bir forvet olmalı. Bu isim kafadan Semih... Yıllardır yedek bekleyen ‘genç futbolcu’ hem forvet, hem orta alan, hem de açık oynayarak Fenerbahçe’nin atak dinamosu oldu bu yıl. O sakatsa Fener gol atmada sıkıntı çeker.
Yerine İlhan Parlak oynamalı.
Bakın bu da Süper oldu: 4-3-4-2. Fenerbahçe kadrosunu verimli kullanmanın formülü budur işte. Hem de kimseyi dışarıda bırakmadan.


Yeter ki mantık çökmesin
“Oldu mu şimdi, Fenerbahçe’de 8, Beşiktaş’ta 7 yabancı var” dediğinizi duyar gibiyim. Neden olmasın? Aziz Yıldırım yabancı sınırlaması yüzünden futbolumuzun dünyayla boy ölçüşemediğini söylemiyor mu? Bir kereliğine kaldırın sınırlamayı, bakın futbolumuz nasıl çağ atlıyor.
Mustafa Denizli’nin adı ise zaten cesur yüreğe çıkmış. Yani anlamsız kuralları tanımayan, asî bir hoca. Fenerbahçe’nin başındayken de bir fazla yabancıyı sahaya sürmüştü ama bir şey de değişmemişti. Sahada 3-0 yenilen Fenerbahçe masa başında da 3-0 yenik sayılmıştı.
“Kardeşim saymayı bilmiyor musun, senin kadroların kaleciyi de sayarsak 14 kişi” mi diyorsunuz? Hakkaten öyle yaaa... Aman ne yapalım, futbolumuzun tekamülü adına federasyon göz yumsun buna artık. Göz yumsun ki, futbol fikriyatımızın dayandığı mantık çökmesin.