Ermeni ve Azeri futbolseverlerle aynı takımdayız

Ermenistan-Türkiye maçına gitmek istiyordum. Her şeyden önce meraktan... Baktım, sınır kapalı, doğrudan uçuş yok. Kapı komşumuza gitmek için dünyayı dolaşmak gerek.

Ermenistan-Türkiye maçına gitmek istiyordum. Her şeyden önce meraktan... Baktım, sınır kapalı, doğrudan uçuş yok. Kapı komşumuza gitmek için dünyayı dolaşmak gerek. Aktarmalı uçuşlar bir yerde kopuyor. Ulusal takım uçağına zaten bana sıra gelmez. Gelse de gitmek istemem. Takımın mahremiyetine girmek gibi bir şey. Üstelik maç günü gidip dönüyorlar. Nerede kaldı yeni yerler, yeni insanlar tanımak, Ermenilere Türklerin ‘canavar’ olmadığını göstermek. Ya da gösterip gösteremeyeceğimi görmek.
Neyse benim derdim, futbol gibi ‘yoz’ ve ‘apolitik’ bir şeyle ilgili. Yani nereden baksan ‘gayri ciddi’ bir konu... Ermenistan sınırındaki halkın, Ermenistan yoksullarının, Karabağ’dan sürülmüş Azerilerin gündelik dertleri gibi... Maça gitmek için basın mensuplarının çektiği eziyete bakın anlayın bölgedeki insanların çektiklerini...
Ermenistan sınırı kapalı olduğu için bizim o bölgedeki halk önemli bir ekonomik etkinlikten yoksun kalıyormuş, insanlarımız İstanbul’a, oradan da Avrupa’ya kaçmaya çalışıyormuş. Sınır kapalı olduğu için Ermenistan gereksinimlerini Türkiye’den değil, daha pahalı yollardan karşılıyormuş, halkın yoksulluğuna yoksulluk katılıyormuş. Bütün tarafları tatmin edecek onurlu bir barış için masaya oturulmadığı için Karabağ’dan göçen Azeriler yıllardır sefalet içinde yaşıyormuş... Bunlar da futbol gibi ‘önemsiz’, ‘sıradan’ işler anlaşılan.

Gayri ciddi futbol ve diplomasi
‘Ulus devlet’in güvenlik sorunlarının, ulus devletler arasındaki politikanın, yani diplomasinin yanında lâfı mı olur bunların. Yine de benim gibi sıradan insanların anlayamadığı şeyler var. ‘Ulus devlet’i Batı’dan aldık, şimdi aynı Batı “Ulus devletin 21. yüzyılda ulaştığı yerin gereklerini de yerine getirmelisiniz” dediğinde bizim muktedirler, özellikle de üzerlerine vazife olmayanlar neden bozuluyor?
Benim gibi sıradan insanlar, “Bu devlet biraz da sosyal devlet olsun, saydam ve küçük olsun, halkın hizmetinde olsun, gelir dağılımını düzeltecek önlemler alsın, sağlık ve eğitim hizmetlerini eşit ve çağdaş düzeyde versin” dediğinde neden ‘Marksist-Leninist ve hattâ Postmodernist’ oluyor?
İnsan gibi yaşamaktan başka bir şeye aklı ermeyen benim gibiler, “Bu devlet biraz da hukuk devleti olsun, inancına inançsızlığına düşüncesine etnik kökenine bakılmadan herkes bu ülkenin vatandaşı olsun, vatandaşlık bağı ‘kayıtsız sadakat’ değil ‘hak ve özgürlükler’ üzerine kurulsun, Türk ve Sünni vatandaşlar ‘daha fazla vatandaş’ olmasın” dediğinde, neden hemen ‘güvenlik tehdidi’ oluşturuveriyor?
Ben iktidarın yüksek tepelerindeki konutlarda, dinlenme kamplarında oturmadığımdan, siyah camlı arabalarında gezmediğimden binbir çeşit vatandaşla bir arada yaşamak zorundayım her gün. “Komşum okul arkadaşım dostum Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermeniler Ermenistan’la ve Diyaspora’yla aynı görülmesin, etnik kökeni yüzünden farklı muamele görmesin, kendilerini rahatsız hissetmesin, gelecek kaygısı taşımasın” dediğimde neden bölücü oluyorum?
Benim gibi, dünyada ne olup bittiğini hasbelkader televizyondan öğrenenler bazı şeylere takılıyor maalesef. Muktedirler üst perdeden bağımsızlık gösterileri yapıyor ama Kıbrıs müdahalesinden bu yana süren savaş durumu dış borcu katlayarak artırmış, bu borç bizi küresel finans kapitalin pençesine atmış galiba... NATO üyesi ordumuzun generalleri AB ve ABD’ye kızıyor ama onlardan trilyonluk araç ve teçhizat almayı sürdürüyor... Ordu ABD istihbaratı olmadan hareket edemiyor... Anlı şanlı diplomasimiz son Gürcistan krizinde olduğu gibi ABD ile Rusya arasındaki çekişmenin arasına sıkışıveriyor. Boğazlar savaş gemilerine kapatılamıyor.

Futbolsever sınır tanımaz
“Bunların futbolla ilgisi ne?” diyeceksiniz. Efendim, bir süre önce Dünya Futbol Kupası eleme gruplarını belirlemek için kura çekildi. Torbalardaki toplar yuvarlanıp Ermenistan ve Türkiye’yi aynı gruba sokmaz mı? Üstelikte gruptaki ilk maçımızı, Ermenistan’la
Erivan’da 6 Eylül’de oynanacağız. Yani bu cumartesi... Yazının başında gidemediğime üzüldüğüm maç işte bu maç.
Bu maçla birlikte, futbol gibi ‘gayri ciddi’ bir konu, diplomasi gibi “ciddi” bir konunun alanına giriverdi. Her türlü musibetin ‘kaynağı’ olan futbol birden ülkeler arası anlaşmazlıkların çözümü için bir ‘fırsat’ olarak görülmeye başladı.
Biliyorsunuz gündem şu: Cumhurbaşkanı Gül maça gidecek mi, gitmeyecek mi? Gitsin tabii. Maçı beklemesi ayıp. Masaya oturmazsan, karşındakini dinlemezsen, derdini anlatmazsan, durduğu yerde mi çözülecek bu sorunlar.
Valla biz topun peşinden aptal aptal koşan futbol hastaları Ermenistan maçını Erivan’da tribünde izlemek istiyorduk. Öncelikle de Erzurum’da, Van’da, Kars’ta yaşayanlar.. Erivan nah şurası... Erzurum’un biraz ötesinde... Sınır Tanımayan Taraftarlar Girişimi zaten günler öncesinden “Sınır maç için açılsın, Gül maça gitsin” diye kampanya başlatmıştı. Taraftar ‘holigan moligan’ ama iş top oynamaya gelince doğruyu buluyor. Çünkü bu oyun her yerde aynı; topu ayağınla iki direğin, direk yoksa taşın arasından geçireceksin. Bunun için de bir rakip takım bulacaksın... İki hafta önce Ermenistan ve Türkiye 21 Yaşaltı takımları orada maç yaptı zaten. Hiçbir şey de olmadı. Sonucu merak ediyorsanız, Türkiye 1-0 öne geçip ‘büyük ağabey’ havalarına girince uzatmada iki gol yiyiverdi.
Bana kalırsa sınır hep açık kalsın. Türkiye ve Ermenistan görüşmelere başlasın. Azerbaycan’la Ermenistan kendi aralarındaki sorunları çözsün... İsterlerse Türkiye hakem olsun.
Ayrıca, rövanş maçı Kars’ta ya da Van’da oynansın. Biz gidemedik, Ermeni futbolseverler gelsin. “Protestolar olur, Milli marş ıslıklanır, saldırılar olur” mu dediniz. Bunu yapacak ayrılıkçılar, düşmanlıktan medet uman kesimler zaten var. Siz sınırı kapalı tuttukça ve büyük güçlerin koltuğunun altından dayılanma politikası izledikçe, barışseverler ‘bölücü’, ‘güvenlik tehdidi’, ‘posmodernist’ diye iyice eziliyor. Irkçılar, intikamcılar, yani savaşseverler daha da azıyor.
Siz savaşseverlerle aynı takımda oynuyorsunuz, biz Ermeni ve Azeri futbolseverlerle aynı takımda.