Gelecek final ayda oynansın

Uzaydan bir futbolsever gelse, bir sürü milliyetten oyuncunun yer aldığı, birini İskoç ötekini İsrailli hocanın yönettiği iki İngiltere Premier Lig takımının Avrupa?nın en büyük kupasının finalini...

Uzaydan bir futbolsever gelse, bir sürü milliyetten oyuncunun yer aldığı, birini İskoç ötekini İsrailli hocanın yönettiği iki İngiltere Premier Lig takımının Avrupa’nın en büyük kupasının finalini neden Moskova’da oynadığına akıl sır erdiremez. Yukarıdaki bu cümle küresel futbolun bir özeti gibi...

Küresel lig
Premier Lig giderek küresel futbol ligi olma yolunda... Yıllar önce Wimbledon Premier Lig’de oynuyordu ama çok seyircisi yoktu. Orta ve üst sınıfların oturduğu Wimbledon semti sakinleri daha çok tenis gibi sporlarla anılmak istiyordu. Takım da maçlarını az bir seyirciye Crystal Palace’ın stadında oynuyordu. Bu sırada çok ilginç bir öneri gündeme geldi. Takımın sahipleri kulübü İrlanda Cumhuriyeti’nin başkenti Dublin’e taşımak istediler. Böylece bütün İrlanda’nın ve İrlandalıların takımı olacaklardı. Öte yandan ‘İrlandalı kanı’ İngilizlerin kutsal değerlerinden birine, futboluna karışacaktı(!).
O gün Wibledon’un Dublin’e taşınması gerçekleşmedi. Takım da bir iki yıl sonra alt kümelere düştü. Ne var ki o zaman tartışılan, Premier Lig takımlarının İngiltere dışına taşınması konusu gündemde duruyor. Bugün Finlandiya’da şampiyonluğu belirleyecek maça 500-600 kişi ancak geliyor ama her hafta binlerce Finli Premier Lig maçı izlemek için İngiltere’ye taşınıyor.
Aynı şeyi İskandinav ülkeleri için de söylemek mümkün. Uzakdoğu ülkeleri de Premier Lig’in bir başka “fan kıtası”...
Ben “Eninde sonunda Premier Lig İngiltere dışına taşacak” derken biliyorsunuz bir süre önce lig maçlarının bazılarının Avrupa’da değişik kentlerinde oynanması konuşuldu. Premier Lig giderek, dünyanın en rasyonel spor organizasyonlarından Amerikan basketbol ligi NBA’in düzeyine gelebilir. NBA’de biliyorsunuz Kanada takımları oynuyor. NBA gittikçe ABD dışındaki oyunculara yöneliyor ve NBA takımları Avrupa ülkelerinde, şimdilik gösteri düzeyinde maçlar yapıyor.
Premier Lig maçlarının öteki Avrupa kentlerinde oynanmasına en büyük tepki UEFA patronu Michel Platini’den geldi biliyorsunuz. Çünkü Premier Lig’in Avrupa istilası, bir tür Kamu İktisadi Teşekkülü (KİT) gibi çalışan UEFA’nın elindeki en büyük gelir ve iktidar kaynağını, Şampiyonlar Ligi’ni tehdit edebilir. Şampiyonlar Ligi ile Premier Lig arasındaki sponsorluk ve seyirci kapma rekabeti kızışabilir.
Bugün televizyon haklarından, gişeden, reklam ve sponsorluklardan en fazla parayı bu iki lig topluyor ve gittikçe birbirlerinin alanına giriyor.

Küresel futbol
Başka bir süreç de Şampiyonlar Ligi’nin bir tür Avrupa Premier Lig’i haline gelmesi olabilir. Bugün pek etkisiz kaldılar ama 14 büyük Avrupa kulübü kendi aralarında böyle bir Avrupa ligi oynamaya çalışmıştı.
Öyle ya da böyle Şampiyonlar Ligi zaten Premier lig takımlarının karşı konulmaz istilası altında. Son dört yıldır finalde bir İngiltere takımı var. Bu yıl kura denk düşşeydi yarı final, Premier Lig’in ilk dört takımı arasında bir tür Lig Play-off’u gibi oynanacaktı. Olmamış bir ilginçlik daha: Liverpool Chelsea’yi eleseydi, son üç turda, ligde kendi üzerinde bulunan 3 takımla sırasıyla oynamış olacaktı. Ben de Arsenal’i eledikten sonra onların kazanmasını istiyordum.
Çünkü en iyi futbolu ‘Kızıllar’ oynuyordu; üçlü savaşkan orta saha, onlarla içiçe geçen ve hızlı yer değiştiren üçlü bir forvet... Kendi evlerinde uzatmada kendi kalelerine attıkları golün kurbanı oldular. Daha önce çizgiyi geçmeyen bir top gol sayılmış, bu golle Chelsea’yi eleyen Liverpool sonra İstanbul’da kupayı kazanmıştı... Belki de futbolun adaleti böyle tecelli ediyordu(!).
Ne ki o zaman Chelsea’nin başında Mourinho vardı, şimdi Avram Grant var. İngiliz medyası ona ‘ortalama, sıradan’ dese de, maçlara baktığınızda Grant’ın, Şevçenko’yu kulübeden oyuna sokmaya kadar, Mourinho’nun ayak izlerinden gittiğini görüyorsunuz. Mourinho’nun ‘temkinli’ versiyonundan gidip Makalele’yi savunma önünden ayırmadığı ve Essien’i sağ beke çektiğinde gol yememeye öncelik veriyor. Essien’i orta alana sürdüğünde ise gol atmaya...
Mourinho’dan esinlenen sadece Grant değil. İngiltere’de bütün medya ve hocalar Portekizliyi ukalâ ve küstah bulmuştu ama ondan etkilenmeden de edemediler. Bugün bir kez daha Premier Lig’i kazandıktan 10 gün sonra Devler Ligi kupasını kazanmak için sahaya çıkacak olan Ferguson bile... Onun bu yılki Manchester United’ı, Mourinho’nun takımları gibi orta alanda 3 savaşkan ama teknik adamla oynuyor. İleride de son derece hızlı ve hareketli 3 adamla... Eskiden farklı olarak sadece ayağa pas oynamıyor Man U, sprinterlerin önüne uzun ve derin paslar da atıyor.
Ne var ki Şampiyonlar Ligi’nde yarı finalden itibaren tipik kupa futboluna döndü Ferguson. Barcelona’da oynadıkları maç bir yüz karasıydı. Sağ kanada hapsedilen Rooney karşı alana geçmedi, Messi’nin başına üç kişi dikti ‘Kırmızı Şeytanlar’... “Kazanan her zaman haklıdır” ama Barça kale içine kadar verkaçla girmeye çalışmasaydı, Deco da topla o kadar oyalanmasaydı, görürdüm ben kazananı” demek de futbolseverin hakkı.
Bu akşamki finalin futbol düzeyi konusunda kuşkularım var bu yüzden... Bir hafta önce Manchester’ın City stadında Advocaat’ın Zenit’inin bir finali nasıl güzelleştirdiğini izledik. Orta alanı dörtleyip ileri üçlüyü de bunların arasına sokarak müthiş bir dinamizm ve iştahla oynadı Petersburg takımı... Denisov’u taktik olarak çok iyi kullandı ve en azından Şampiyonlar Ligi finalinin Rusya’da oynanmasını haklı çıkardılar.
Bu akşamki final ‘Zenit potansiyeli’ taşıyor ama büyük olasılıkla bir piyon kazanmak için bir sürü sıkıcı hamla yapan satranç oyuncuları gibi başlayacak hocalar. Dilerim bu denge çabuk bozulur ve cenenemi bir kreşendoya dönüşür maç.

Dünya finali
Son turların elemeli olmasının getirdiği sorunlar dışında Şampiyonlar Ligi gerçekten dünya ligi... Dünyanın en iyi oyuncularını iziyoruz burada. Bundan öte futbolun en ileri sorunlarını tartışıyoruz. Örneğin, bu akşamki iki takımın temelini altyapılardan yetişmiş futbolcular oluşturuyor. Chelsea kaptanı Terry bu takımda açmış gözünü... Man U’nun kilit adamı Scholes ile Brown ve Fletcher da kendi takımlarında... Efsane ‘Kızıl Şeytan’lar arasına giren Galli Giggs’i 14 yaşında Manchester City’den getirmiş Ferguson... Ve finalde başka bir İngiliz takımı da var aslında: West Ham United... Man U’dan Rio Ferdinand ve Micheal Carrick, Chelsea’den Frank Lampard ve Joe Cole bu takımın Premier Lig’e armağanı...
Bu akşamki maç ne şekilde geçerse geçsin bütün dünyada izlenecek, konuşulacak. Bu kesin. Bir başka kesinleşmekte olan nokta da lig takımları kupalarının ulusal takım kupalarını gölgede bırakmakta olduğu...