Gerets diye biri var

Fedkamp'ın neden getirildiğini hiç anlayamamıştım. Gidişi garip gelmiyor o yüzden. Ancak yönetimin hazırlıksız olması pek garip. Koskoca Galatasaray'ı dünkü maça kimin hazırladığı muammaya dönüştü bu ortamda.

Fedkamp'ın neden getirildiğini hiç anlayamamıştım. Gidişi garip gelmiyor o yüzden. Ancak yönetimin hazırlıksız olması pek garip. Koskoca Galatasaray'ı dünkü maça kimin hazırladığı muammaya dönüştü bu ortamda. Adnan Sezgin diyen gazeteler var, dün resmi antrenör olarak gözüken Cevat Söyler diye yazanlar var. 'Takımın ağbileri' diyor başkaları... Sahaya çıkan 11'e bakınca "ağbiler olmalı" dedim ben. 2000 kuşağından Okan Buruk ve Hakan Şükür oynuyordu. Hani mümkün olsa Hakan Ünsal da yorumcu yerinden inip son 10-15 dakikada sol kanadı emniyete alabilirdi. Soru şu: 'yabancı kardeş' Lincoln cezalı olmasaydı kim kesilecekti, onu gelecek haftalarda göreceğiz. Ayhan'la değişerek oynar herhalde. Bir de kuşku: Dakika almayan Hasan Şaş 'ağbiler'den değil galiba.
Sorumluluk üzerlerine yıkıldığı için olmalı, hevesli başladı maça Galatasaraylı futbolcular. 4-1-3-2 gibi dizilişte, Mehmet Topal savunma önünü garantiye alıyordu. Okan, Ayhan ve Arda'nın, Şükür ve Karan'ın çevresine yay gibi dizilmesiyle ileride 5'li bir atak gücü yarattılar. Onlara kendini aşmakta olan 'hava desteği' Servet katıldı. İlk 30-40 dakika karşı kaleyi ablukaya aldılar. Sonra tempoları düştü ama devre arası imdatlarına değişti. İkinci yarıyla birlikte baskıyı yeniden kurdular.
Aslında Trabzonspor oyuna güç koyabilecek bir takım olsaydı, 5-5 bölünen Cimbom'un bu zaafından yararlanabilirdi. Golü yiyince cılız biçimde denediler bunu, birkaç gol pozisyonuna giriverdiler. Ancak genelde futbolu iki yönlü oynayamayan bir takım olmuş Trabzon. Sahaya 4-3-3 gibi çıktılar ama orta hattaki Hasan ve Hüseyin savunma önünden ayrılmadı. Sert presten fazla bir şey yapmayan Ayman onlara katıldı. İlerideki üçlü top bekledi. İlk gol pozisyonuna 43. dakikada girdiler. Bir tek genç Barış çabaladı ama o da sakatlandı, ikinci yarıya çıkamadı. Trabzon'un ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golünde Adnan'ın kafasını ben göremedim, yardımcı hakem gördü. Artık Adnan ne derse onu kabul etmemiz gerekecek. Değmişse ve maçtan sonra bunu söylerse 'hakça yarışma' ödülüm onun.
Maça dönelim. Rakibi karşılamaktan başka bir şey yapmayan Trabzonlular üstelik çok edilgen kaldılar. Her atakta altıpasa gömüldüler, topu kazanınca bir türlü açılamadılar. Bu tür futbolu ne Trabzonluların mücadeleci kişiliğine ne de Ersun Yanal'a yakıştırdım... 33. dakikada Arda 7 Trabzonlu arasından çok rahat vurdu topa. İkinci yarı başında benzer bir pozisyonda golünü atıverdi.
Aslında bu 'ağbiler takımı' hoş bir amatör duygu vermiyor değil. Hani, Trabzonlu arkadaşlarıyla bir maç almışlar gibi. 'Çıkalım oynayalım beyler' tarzı yani... Ne ki işin ucunda şampiyonluk var. Her takım Trabzon gibi edilgen çıkmayabilir. Eğer Cimbom bu haliyle öteki maçları geçerse 'teknik direktör ne gerek var?' sorusu futbol fikriyatımızın gündemine oturacak. Zaten 'ağbiler' varken kim gelirse gelsin köklü bir şey yapamayacak gibi. Buna karşın yöneticiler Avrupa'da şehir şehir hoca arıyormuş. Benim onlara bir tavsiyem olacak. Marsilya'da Gerets diye bir adam var. Bizim ülkeyi iyi tanır. "Türkiye'de çalıştıktan sonra her yerde çalışırım" vecizesinin sahibi ayrıca.