Gol, şut atanındır

İki puan aralığına sıralanmış 'ligin dört atlısı'ndan söz ediyoruz ya, Kayserispor'a haksızlık yapıyoruz. Oynadıkları futbola göre daha yukarıda olmalıydılar.

İki puan aralığına sıralanmış 'ligin dört atlısı'ndan söz ediyoruz ya, Kayserispor'a haksızlık yapıyoruz. Oynadıkları futbola göre daha yukarıda olmalıydılar. Ancak başları futbol dışı işlerle fazlasıyla kalabalıktı... Ortada uçuşan transfer rakamları kimin olsa aklını karıştırırdı. Gökhan Ünal ve özellikle Mehmet Topuz yine de sağlam durdu. Kulüp yönetimi ise belediye seçimleri öncesi futbolcu satma riskini alamıyor galiba. Ne alâkası var demeyin, bizde futbol bunlara endeksli...
Sezonun 'parlayan hocaları'ndan Tolunay Kafkas İnönü'de, gol bulamamış ama sınavı geçmişti. Dün de benzer bir anlayışla oynadı. Futbol içinden bakarsak Kayseri'nin temel zaafı Saidou'nun geride, Ragıp'ın onun önünde oynaması... Baklava orta alan rakibe oyunun egemenliğini kolay veriyor. Dün de öyle oldu. Üstelik ileri ikiliye yaklaştıkça etkili olan Mehmet Eren bir türlü sol çizgiden kurtulamadı. 25-35 dakikalar arasında Saidou ileri çıktı, konuk takım pozisyonlar buldu... Futbolumuzun müzmin zaafını epeydir birlikte oynamalarına karşın Kayseri savunması da gösterdi. Yedikleri ilk golde Karan içeri kaçarken bütün savunma altıpasa devrildi, dönen topta Sabri'yi karşılayacak adam kalmadı.
Kalli Beşiktaş maçının özeleştirisini yapar gibiydi; Şükür kulübede, Arda solda. Orta alanın sağında ise Mehmet Güven... Benim "savaşkan orta saha görevi tek bir futbolcuya verilemez, üç futbolcu bu işi yapmalı" öngörümü haklı çıkarırcasına oynadı Güven-Topal-Arda üçlüsü... Orta alana egemen olup oyunu rakip yarı alana ittiler. Güven'in arkasında Sabri olunca sağ kanadı hem sert hem akışkan işledi Cimbom'un. Galatasaray'ın sol kanadının önceliği Mehmet Topal'a oynama alanı bırakmamaktı. Başarılı oldular. Arda forveti dörtledi. Artık kalenin içine kadar çalımlarla girmek yerine şut da atıyor.
Onun seken şutunu Karan tamamladı: 2-0. Skorun ardındaki ders: "Gol, şut atanındır"... Cimbom'un 'gizli beyni, açık yüreği' Topal'ın ikinci yarıdaki şutu da şıktı...
Milanesk 4-3-3 dizilişinde iki forvet arkasındaki Kaka rolüne soyunan Lincoln 10 dakika koştu, sonra sadece korner ve frikiklerde gözüktü. Onun açığını Arda ve son dakikalarda savunmaya geçen Karan koşarak kapattı.
Kayseri kırmızı formayı alınca, siyah forma Galatasaray'a kalmıştı. Bizde formayı konuklar seçiyor, ev sahipleri her maçta başka formayla oynuyor. Oysa büyük liglerde takımlar içeride klasik formayla oynar, konuklar ona kontrast forma getirir. Federasyon yeni sezonda bu standardı uygulamalı... Neyse ben formalara alışmakta zorlandım. Maçın başında Ragıp belki bu yüzden arkadaşından gelen topu aut diye bırakmış olabilir. Çok sayıdaki top kaybını ise formalara değil, iki takımın alan daraltma ve baskı çabasına bağlayabiliriz. Yine de mücadele düzeyiyle zevk veren bir maç izledik.
Kayseri kaybederek hem ligin tepesindeki öteki üç takımın taraftarını üzdü, hem de Avrupa umudunu Türkiye Kupası'na bıraktı. Galatasaray ise Fener'in Sevilla zaferinin ve Beşiktaş'ın liderliğinin ardından pek bir mücadeleciydi... Üç büyükler işte böyle birbirlerini yükseltiyor. Bu da futbolumuzun erdemi.