Gönlüm Old Trafford'da kaldı

Fenerbahçe-Oftaş maçından üç dört saat önce Manchester Derbisi'ni izledim. 50 yıl önce Münih yakınlarındaki uçak kazasında ölen 23 Manchester United futbolcusu ve görevlisi anıldı.

Fenerbahçe-Oftaş maçından üç dört saat önce Manchester Derbisi'ni izledim. 50 yıl önce Münih yakınlarındaki uçak kazasında ölen 23 Manchester United futbolcusu ve görevlisi anıldı. O yılki formalarıyla sahaya çıkmıştı United'lılar... Sırtlarında 1'den 11'e kadar olan numaralar vardı. Manchester City'liler de rakiplerine olan saygılarından sponsor isim ve logoları olmayan formalar giymişti. Saygı duruşunda, 3 bini City taraftarı 76 bin futbolseverden, ki bu bir seyirci rekoruydu, çıt çıkmadı. Slogan atmak gibi ucuz kahramanlıklar yapılmadı.
Fenerbahçe maçında da gözüm tribünlere gitti. Migros tribünü boştu. Polisin davranışını protesto etmek için maça gelmemişti bir bölük taraftar. Olayın geçmişi olmalı. Başkan Yıldırım önceki gün voleybol maçında küfür eden Fenerbahçeli taraftarlarla tartışmış. Taraftarın protesto hakkına saygılı olmak gerek ama bunlar taraftar mı yoksa tribün kliği mi? Bir klikse nasıl tribüne bu denli egemen oldular? Öte yandan Yıldırım'ın çabalarına da kimsenin itirazı olmaz ama her işi Başkan'ın yapması bir garip. Aziz Yıldırım hem güvenlik sorumlusu, hem saha komi-seri, hem yer görevlisi... Bütün yetkileri elinde toplamış tam bir monark. Taraftarın bir hareketiyle susmasını, bir hareketiyle kalkmasını bekliyor. Ancak durum denetimden çıkmış gibi. Aynı yönetim geçen yıl Abdi İpekçi'deki bir basket maçında taraftarı bayağı kışkırtmıştı. Saracoğlu'nun kale arkası tribünlerinde bıçaklamaya varan çatışmalar olmuştu. Stat koridorlarında futbolcu dövülmüş, TV kabloları kesilmişti... Taraftar klikleri/ağbileri aracılığıyla tribünleri denetim altına almaya çalışmak, terse tepiyor demek ki... Taraftarla oynamamak, taraftar üze-rinden güç mücadelesi vermemek gerek. Ayrıca, yöneticiler ezeli rakiplerine karşı gerçekten saygılı olursa Old Traffford'daki görüntüler burada da ortaya çıkabilir.
Yarı boş tribünler önünde oynanan maçta Oftaş oyunu hızlandırmak isteyen taraftı ama girişimlerini tamamlayamadılar. Hafif kaldılar. Fenerbahçeliler kolay alan daralttı, pas aralarına girdi. En çok da yeni transfer Maldonado yaptı bunu. Şilili sakin bir kesici. Şimdilik savunma önünde 10 metre çaplı bir dairede oynuyor. Aldığı topları yana ve geriye oynadı, hazırlık paslarını yönetti. Erken karar verilmez ama bir Appiah değil. Onun gibi geniş alanda mücadele etmiyor.
Maldonado'nun geriden yönlendirmesiyle kendini fazla sıkmadan çok rahat karşı alana gitti yine Fenerbahçe... Deivid'in oyunun gelişimine göre bir sağ kanatta, bir Kezman'ın arkasında Alex'in yanında oynaması verimli oluyor. Dış bekler kendi kulvarlarından gelişen ataklarda hep etkin. Karşı kanattaki oyuncu da 18'e dalınca Fener atakları baş döndürüyor. İkinci golde olduğu gibi. Baş dönmesinin asıl sebebi eski günlerine dönen Kezman'dı dün. Çizgiye açıldı, çok yer değiştirdi. Kaleyi önüne alıp gol alanları yarattı. Bir ara Alex santrfor, Sırp oyuncu
onun asistanı gibiydi. Alex'e olmasa da Carlos'a Türkiye'deki ilk sağ ayak golünü attırdı Kezman. Semih de gezen, bol alan yaratan bir futbolcu
ama Kezman'ın hızı ve sezgisi bir başka.
Pozisyon süzme becerisi pek olmayan hakem Arzuman verdiği garip penaltı kararıyla Sevilla teknik direktörü Jimenez'i bile güldürdü.
Ancak maçın bütününde Jimenez epey ürpermiş olmalı.