Lincoln sayesinde üç puan

Maçın futbol kalitesini oyunun boyu belirleyecekti. Oyunun boyunu da savunmaların ne kadar geride ya da ileride kurulduğu...

Maçın futbol kalitesini oyunun boyu belirleyecekti. Oyunun boyunu da savunmaların ne kadar geride ya da ileride kurulduğu... Başka bir deyişle de Mehmet Topal ve Maldonado'nun ne kadar geriye yaslanacağı... Topal, Alex'i kollayınca Galatasaray rakibini geride karşıladı. Yine de
Topal top kendilerine geçtiğinde çok enerjikti.
Fenerbahçe'de ise Maldonado savunma önündeki 'önstoper' yerinden kıpırdamadı. Üstelik kollaması gereken Lincoln gibi bir forvet arkası oyuncu yoktu. Oyun kanatlara yığıldığında Şilili tamamen işlevsiz kaldı. Fener 10 kişi oynadı.
Futbol oynamak ve kazanmak isteyen taraf Galatasaray'dı ilk yarıda. Geriye yaslandıkları zamanlarda uzun toplardan medet umdular. Kanatlardan geldiklerinde rakiplerini edilgen duruma düşürdüler. Oyun da futbola benzedi o anlarda. Arda ve Ayhan'ın araya attığı toplarda güçlü Nonda yumuşak Fener göbeği arasında etkili oldu. Fenerbahçe ise üstün olduğu dış beklerden hemen hemen hiç yararlanamadı. Kaleci Volkan'la birlikte takımın tek yerlileri olan Uğur Boral ve Gökhan Gönül alıştığımız kanat dalışlarını yapamadılar. Gökhan sadece 25. ve 35. dakikalarda top yolladı karşı onsekize. Sabri ve Barış Deivid'in Uğur'a bıraktığı sağ kanadı daha çok kullandı. Sahadaki 4 dışbekten atağa en çok çıkan
isim Sabri'ydi. Zico ikinci yarıda Kazım'ı buraya çekti. Kazım çıkana kadar savunma anlamında etkili oldu bu önlem.
Fenerbahçe'nin sanki beraberliğe yatar bir havası vardı. Şampiyonlar Ligi'nin elemeli maçlarında yaptıkları gibi önce rakibi yavaşlatmaya çalıştılar. Sadece Kezman'ın çizgiye doğru yaptığı yer değiştirmelerden
ve şişirme toplardan medet umdular.
Galatasaraylılar çok koştular, kazanmayı istediler. Lincoln'un yokluğunda takım olarak savaştılar. En olumlu yanları öne geçince fazla kapanmamaları oldu... Kazım çıkıp Semih girince Fenerbahçe'nin kanatları iyice boşaldı. Galatasaray bu zaafı hızlı çıkarak kullanır gibi oldu. Ne ki savunmayı dağıtan Nonda'yı çıkarıp Şükür'ü almak zekice değildi.
Genelde iki takım da ürkekti ve gole gidecek ısrardan, akışkanlıktan yoksundu. Karan'ın direği bulan şutu dışında başka pozisyon yoktu. Bu kadar top kayıplı ve yavaş futbola ancak rastlantısal bir gol yakışırdı. Öyle de oldu. Şişirilen bir topa Volkan ve Edu yine sallapati çıktılar ve Galatasaray'ın tek yabancısı Nonda'ya kariyerinin en rahat golünü atma fırsatını verdiler... Zico onsekiz içindeki telaşı ve düzensizliği gidermezse Fenerbahçe kendi kalesine daha çok gol atar. Volkan'ın sakatlığı konusunda bir türlü karara varamamaları başka bir kenar yönetim zaafıydı.
Futbol oyunu açısından şampiyonluk üzerinde çok etkili olacak derbiden futbol açısından zorlaya zorlaya çıkardığım notlar bu kadar... Bu futbolla iki takım da puan kaybedebilir son iki haftada... Fenerbahçe Sevilla ve Chelsea maçlarında gruptaki etkin futbolunu oynamamıştı. Rakibi izin verdiği zamanlarda parlamıştı. Sonuçlar yanıltıcı oldu. Şimdi
ligde erozyon geçiriyorlar. Galatasaray ise yapabileceğinin en basitini yapıyor. Kimsenin sakatlanmasını istemem ama Lincoln'un oynamaması Cimbom'un en büyük artısıydı.
Üç puan buna bağlanabilir. Bazen eksiklik fazlalık oluyor... Bu da bizim futbolun garipliği...