Onlar azıcık oynadı, biz seyrettik

Önceden haber verilmiş goller yedi Fenerbahçe... Hayır, Arsenal tipik gollerinden atmadı. Karşılarında hamle yoksulu bir savunma bulduklarında gollerini atıyor onlar zaten...

Önceden haber verilmiş goller yedi Fenerbahçe... Hayır, Arsenal tipik gollerinden atmadı. Karşılarında hamle yoksulu bir savunma bulduklarında gollerini atıyor onlar zaten... Fenerbahçe ligde yediği tipik gollerinden yedi. İlk golde Walcott ofsayt gibiydi. geriye kaçtı, aradan Adebayor fırladı, golü attı.
Bir tek Aghahowa perendeleri eksikti.
‘Topçular’ zaten ‘tek top-derin pas’ uzmanı... Bu işi eniyi yapan Fabregas baktı Fener savunma ortası maden gibi, bu kez Rıdvan Dilmen’in İngiltere şubesi Theo Walcott kaçtı: 0-2. Sonra da, maçın adamı Diaby 60 metrelik Clichy pasında aynı şeyi yapacaktı.
Maç öncesi “Fener bu savunmaya gol atar ama attığından fazla yememeli” demiştim. Arsenal geri dörtlüsü sadece son lig maçının ikinci yarısında birlikte oynamıştı. Clichy dışında hiçbiri yerinin adamı değildi.
Aslında Sagna, Gallas ve Toure’li ‘as savunma’ da eleştiriliyordu. Ancak ‘yeni savunma’nın güveni de yoktu dün. Olmadık pozisyon hataları yaptılar. Bir golü kendi kalelerine attılar. Ötekinin pasını verdiler.
Savunma güvenilir olmayınca orta alanı da çabuk geriye yaslandı Arsenal’in... Yine de atakta Adebayor’un yanına adam sokarak ve orta alanı ileri atarak rakip kaleyi ablukaya aldılar... Ancak konuk takımda iki oyuncu vardı ki, çok yönlü oynayarak oyunun dengesini açık bir biçimde bozdu. 19 yaşındaki Walcott bildiğimiz gibi hem kanadı aldı hem de sağdan Adebayor’un yanına sızdı. Maçın asıl adamı Abou Diaby’ydi. ‘2’ numaralı formayı giyerek mevkilerle alay eden 22 yaşındaki bu ‘Küçük Vieira’, Adebayor’un yanında ikinci santrfor gibi gözüktü.
Yerine göre orta alanı beşledi. Yerine göre kanada açıldı. Savunmanın arasına bile girdi. Golünü soğukkanlılıkla attı.
Aragones de temkinliydi. Savunma önüne Selçuk ve Maldonado’yu dikmişti. Ne ki
6 kişilik savunma Arsenal’i rahatsız bile edemedi... Hızınız ve hamle üstünlüğünüz yoksa şansınız da yok. Arsenal’lilerin kale içine kadar paslaşma hastalıkları nüksetmeseydi gol sayısı 6’lara, 7’lere çıkardı.
Aragones, Alex’i orta alanın sağına doğru yerleştirmişti. Alex sol iç yerine kaydı hep, sağ kanat Güiza ile Gökhan’a kaldı. Bu anlayışta tabii Alex sıradan bir oyuncuya dönüyor. Yine de derin toplar attı Kaptan ama Fenerbahçe takım olarak yavaş bir takım, bu toplar ya ofsayta ya Almunia’ya gitti.
Uzun söze gerek yok. Hızın yoksa, topa hamle edemiyorsan, gidince dönemiyor, dönünce bir türlü onsekizinden çıkamıyorsan, nasıl dizilirsen dizil, fark etmez.  Altıpasın içinde bir stoper (Silvestre) indirir, öteki stoper (Song) golü atar. Böyle golleri yersen sadece Arsenal gibi bir takımın Kadıköy’e gelmesine vesile olursun. Onlar da kendi standartlarına göre yürüyerek oynadıkları dünkü maçta bize çağdaş futboldan küçük sahneler sunar. Biz seyrederiz.
Maçın seyirliği: Diaby duran Fener kademeleri arasından topla hızlanarak slalom yaptı, Fabregas’a bıraktı. O derin ve sert pasla Adebayor’un koşu yoluna bıraktı. Ofsayt tuzağında bekleyen Walcott topun üzerinden atladı: 0-1.
Maçın adamı: Diaby. Günümüzün çok yönlü futbolcusu nasıl olur gösterdi. Wenger onun sakatlıktan dönmesini boşuna dört gözle beklemiyormuş.