Porto?nun ön liberosu kimdi acaba?

Bence Fenerbahçe?nin grubundaki en zorlu takım Porto... Ne oynadıkları belli bir kere. Uyumlular. Oyun içinde iniş çıkış göstermiyorlar.

Bence Fenerbahçe’nin grubundaki en zorlu takım Porto... Ne oynadıkları belli bir kere. Uyumlular. Oyun içinde iniş çıkış göstermiyorlar. Olmadık yerlerde bireysellik yapan Quaresma’yı da yolladılar. Üstelik Porto’nun üstün olduğu yerlerde Fener zaaf gösteriyor.
1. Fenerbahçe kadrosu sürekli değişiyor, futbolcular ya bir tarafa yığılıyorlar ya da birbirlerinden kopuyorlar. Dün gollerde savunmaya yığıldılar gene ama hepsi edilgen alandaydı. Skor 2-0 olduğunda Selçuk’un, Maldonado’nun ve Emre’nin ayağı topa dokunmamıştı daha.
Öte yandan Alex top almaya geriye geliyor, Güiza ile arası 30-40 metre açılıyordu.
2. Porto artık alâmeti fârikası olan 4-3-3 dizilişinde oynuyor ama ilerideki altılı yer değiştirip duruyor. Aralarındaki mesafe hep aynı. Tek topla birbirlerini buluyorlar. İlk iki gol bunun kusursuz bir uygulamasıydı. Ayrıca Stoperlerin biri orta alana çıkıyor. Kanat bekler, sık sık ileri sızıyor. Hep dikine ve koşu yollarına pas atıyorlar. Yine gollerde olduğu gibi.
Fenerbahçe yana, arkaya gereksiz bir sürü pas yaptı yine. Bu arada bir sürü top kayıpları oldu. Top epey dolaştıktan sonra kanadı bulursa ne âlâ. O zaman Kanarya’nın üstünlüğü ortaya çıkıyor. Rakibin ağır kaldığı sol kanattan biri gol olan tehlikeler yarattılar dün.
3. Porto’lular ileri geri oynayıp her alanda pres yapmaya çalışıyordu. Fener’de bazı futbolcular savunmayla, bazıları atakla yetindi yine. Hafif bir baskı yiyince ayaklarındaki
topu kaybettiler. Rakibe pozisyonlar hediye ettiler. Adriano Lugano’ya baskı yaptı, topu kaptı, son Porto golü ağları buldu.
Madem öyle skor neden böyle diyeceksiniz? Bu farklar ilk 13 dakikada işledi, skor 2-0 oluverdi. Sonra artık klasik olan kural işledi. Rahat öne çıkan rakip “bu iş çok kolay olacak” diye rehavete kapıldı. Lisandro’nun  26. dakikada bomboş durumdayken lâkayt biçimde üstten aşırdığı top ve ardından kaleyi bulmayan iki şut maçın dönüm noktası oldu. Porto oyunun temposunu Fenerbahçe’nin oynayabileceği düzeye indirdi. O zamana dek kaleye atılan şutlarda Fenerbahçe 0-5 gerideydi.
Rahat top yapabilen Kanarya Güzia’nın didişmesi, Uğur Boral’ın dalışları, Josico’nun talihsiz sakatlığı sonucu zorunlu olarak oyuna giren Burak’ın yer değiştirmeleriyle oyuna egemen oldu, altı pasa kesilen toplarla beraberlik şansları buldu ama rakibi bitirecek tempoyu üretemedi.
Porto ise skorun üzerine yatıp geriye yaslandı, uzun toplardan medet umdu. Sevimli çizgi roman kahramanı devin adını taşıyan Hulk da takımını maç başı performansına döndüremedi.
Maçın gerçeği: Takım olarak oynamazsan, rakipten hızlı olamazsan işin son dakika şanslarına kalıyor. Fenerbahçe hep sonlarda skoru 2-2’ye getiriyordu. Şimdi şans dönmüş gibi. Son iki maçında son goller hep rakipten geldi.
Önlibero meraklılarına maçın sorusu: Fener’inkiler belli de Porto’nun ön liberosu / ön liberoları kimdi dün?
Maçın adamı: Gol pası veren, gol atan, kendi onsekizi üzerinden oyun kuran Lucho.
Maçın seyirliği: Tek topların öldürücü yerleri bulduğu ilk iki Porto golü... İlkinde Carlos’u pasifize eden ve Lisandro’yu en etkili yerde topla buluşturan Adriano’nun pası nefisti.
İkinci golde Lucho daha arkadaşı topu sökerken koştu geldi, çok temiz vurdu.