Şampiyonluğun dört şartı

Biz saha dışındakiler maç izlerken bir sürü yere takılıyoruz. Sahada topun peşinde koşanların böyle bir lüksü yok. Anbean gelişen oyunla ilgilenmeleri gerek... Dün de Galatasaraylı futbolcuların maça yoğunlaşması zor olabilirdi. Ligde 33 hafta ter akıtmışsınız, bir 90 dakika şampiyon olup olmayacağınızı belirleyecek. Hele iki yıl önce maçınız bittikten sonra saha içinde 17 dakika Denizli’den gelecek haberi beklemişseniz.
Gerçi dün Galatasaraylı futbolcular göreli olarak rahattı. Bir puan onlara yetiyordu. Hesapları rafa kaldıran ve tribünleri coşturan gol uzaktan geldi. 30. dakikada Trabzon’un gol attığı duyulunca iyice rahatladı Sarı-Kırmızılılar... Maç ‘şampiyon belirleyici’ olmaktan çıktı, kutlama gösterisine döndü.
Böyle maçları yazmak da zordur. Kimse aldırmaz nasıl geçtiğine... Tartışılmayacak biçimde ‘mühim olan netice’dir artık. Şampiyon takımın taraftarı maçtan sonra kutlamalara dalar, sadece övgü okumak ister. Kaybeden zaten gazete, TV falan görmek istemez.
Sezonun geneline bakalım. Feldkamp’ın yerleştirmeye çalıştığı futbol anlayışıyla şampiyonluğa ulaştı Cimbom. Bir; orta alanı kalabalık ve güçlü tutacaksın. İki; oyunu mümkün olduğunca rakip yarı alanda oynayacaksın. Üç; savunmanı ileri çıkaracaksın. Dört; kaleyi gördüğünde vuracaksın... Dün de öyle yaptılar. Sağ kanadı boş bulan Sabri beşinci orta alan oyuncusu gibi oynadı. Oftaş’ın sahasına yerleşti Cimbom. Tam “Arda gözükmüyor” diyordum. Sağdan kaçtı, Şükür’e tipik gollerinden birini attırdı... Savunma başlarda ürkekti. Trabzon golünden sonra ileri çıktılar. İkinci golü, ortada korner falan yokken Hakan Balta’nın atması rastlantı değildi. Hem de ne şutla!
Cevat Güler ve ekibi Kalli’nin yolundan gitti. Lincoln’a güvenmek gibi bir maceraya girmedi... Benim hiçbir futbolcuya takıntım yok. Lincoln üzerine oyun kurulacak bir oyuncu değil. İleri ikilide yararlı olabilir, maç sonlarında skoru değiştirmek için oyuna sürülebilir. Dün olduğu gibi.
Bu şampiyonluk kısacası orta sahanın zaferi... Öncelikle de Mehmet Topal’ın. İki yıl önce Hasan Kabze attığı kritik gollerle şampiyonluğa önemli katkı yapmıştı. Bu kez Çanakkale Dardanel’den gelen başka bir genç takımı ayakta tuttu... Onun olmadığı maçlarda sallandı Cimbom. Sonra Kalli’nin getirdiği Barış ve Serkan. Ve Ayhan...
Orta alan toplu olarak ileri geri çalışınca savunma rahatladı, oyuna çok katıldı... Servet hızlanarak beni olumlu anlamda yanılttı. Devre arası transfer edilmiş olmasına karşın Emre’yle uyum sağladı.
Karşı kaleye yakın oynadıkça Arda goller attı, attırdı. Dün gerek kalmadı ama Ümit Karan lig boyunca ileride geniş alanda çalıştı. Kritik maçlarda rakip savunmaları dağıtan Nonda işe yaradı. Onun dışındaki yabancı transferler fos çıktı. Dün zaten yabancısız bir takımla başladı maça Cimbom.
Galatasaraylılar şampiyonluğu doyasıya kutlayacak. Onların dışında herkese geçmiş
olsun. Lig kazasız belasız bittiği için. Gelecek sezon için gösteriş transferleri peşinde koşacağına, uyumlu, dengeli ve derinlikli bir kadro oluşturmalı Galatasaray... Yeni hoca bu anlayışla seçilmeli. “Sil baştan” demeye gerek yok ama şampiyonluk rehaveti de tehlikeli...
NOT: ‘Futbolsevmez kafa’ maçları aynı saatte oynatmaya devam ediyor. Birinciyi ve ikinciyi belirleyecek maçlarla üçüncüyü ve dördüncüyü belirleyecek maçların ne ilgisi var Allah aşkına!