Şimdi ders çıkarma zamanı

Maçın oynandığı stadın adı 4 Eylül... 89 yıl önce o gün bir avuç insan, imkânsız deneni gerçekleştirmek için Sivas'ta toplanmışlar. Yanlarında sadece cesaretleri varmış...

Maçın oynandığı stadın adı 4 Eylül... 89 yıl önce o gün bir avuç insan, imkânsız deneni gerçekleştirmek için Sivas'ta toplanmışlar. Yanlarında sadece cesaretleri varmış... Sivasspor içinse şampiyonluk o kadar imkânsız değil. Gözlerden uzakta iki yıldır çalışıyorlar. Dengeli ve sağlam bir takım kurdular. Her maçta oyuna egemen olmaya çalışıyor, kazanmak için gerekli sabrı ve inadı gösteriyorlar. Tek yapmaları gereken İstanbul'un üç büyüğünü yenmek...
İlk durak dünkü Fenerbahçe maçıydı. Sivasspor rakibini inceleyerek, ona saygı duyarak başladı oyuna. Ancak saygının dozunu kaçırmış gibiydiler. Bülent Uygun, Fener'in zaaflarından yararlanmak yerine üstün taraflarını durdurmak üzerine yoğunlaşmıştı anlaşılan. Rakibi önce karşılamak, sonra hızlı çıkarak avlamak niyetindeydi. Alex'i tutmakla görevli Sezer takımını 10 kişi bıraktı. Deivid, Alex'in yanına ortaya girerek bu önlemi boşa çıkarıverdi. Öndeki Semih'le 2-1 gibi bir 'gol gücü' yarattı Kanarya.
Fener zaten gün geçtikçe kalitesini artırıyor. Tek tek oyuncuların özellikleri bakımından söylemiyorum bunu. Oyuna göre esneyebiliyorlar. İvmeyi yükseltip alçaltabiliyorlar. Herkesin başka ad taktığı kafa bantlarına olmasa da Sivas'ın çekingen tavrına hemen uyum sağlayıp karşı kaleye yüklendiler dün... Bülent Uygun 4-2-2-2 gibi dizmişti takımını... Orta alandaki Devran Abdurrahman'ın önüne açılarak sağ kanada biraz işlerlik kazandırdı. Buradan atak girişiminde bulunabildi Yiğidolar. Ancak sol kanatları inanılmaz biçimde boş kaldı. Musa ortaya kaydı. Bu zaaftan Gökhan'la, Aurelio'yla, Deivid'le çok kolay yararlandı Kanarya. Kesilen her topa, Sivas geri dörtlüsü arasından rahat dokundu forvetler. Alex ilk golü atmadan önce aynı pozisyonu beş kez denemişti Sarı-lacivertliler...
Bu gediği kapamak için devre arasında yardımcılarının getireceği verileri beklememeliydi Uygun. Beklemeseydi, yine aynı kanattan çok rahat gelen bir topta ikinci golü yemezdi belki... İkinci yarı önlem olarak Devran'ı, sonra da onun yerine giren İlhan'ı sola çekti ama bu kez yeni transfer Saidi'ye uyum sağlamaya çalışan geri dörtlü verkaçlarda kolay açık verdi. Aynı geri dörtlü, bu kez sağ kanatlarından kesilen iki topta bitiriciliğini hatırlayan Kezman'ı seyredecekti. Gerçek Sivas'ı bir tek derin ve hızlı çıktıkları 58. dakikada gördük. Mehmet Yıldız'ın sıfırdan kestiği topa Musa dokundu ve alıştığımız Sivas gollerinden birini attı. Ancak oyuna egemen olmalarına yetmedi bu parlama...
Sonuçta, güvenli, rahat ve esnek oynayan Fenerbahçe kazandı... Paranız, tesisiniz, desteğiniz olmayabilir.
Ancak buraya kadar gelmişken çıkıp oynayacaksınız. Kazanmaya cesaret edeceksiniz. Dün Sivas'ta bu yoktu.
* * *
Sahaya ve tribünlere bakınca 1960'lar öğle sonrasında bir maç izliyorum sandım. Üç beş amatör takımın birleşmesiyle kent takımlarının kurulduğu, yerel halkın heyecanla ve sadece takımını desteklediği bir dönemdi o yıllar... Sivas halkı bugün de takımını benimsiyor mutlaka. Ayrıca 'Sivas diyasporası' geri dönüyor gibi... Galibiyetler gelirken takıma sahip çıkmak kolaydır. Esas taraftarlık yenilgide belli olur. Yoksa takım politikacıların, türedi zenginlerin güç mücadelesinin aletine döner. Sivaslı yetkililer futbolu bırakıp oraya buraya çok laf yetiştirir olmuşlardı son zamanlarda. Şimdi bütün Sivaslılar bu yenilgiyi sindirmeyi, buradan ek bir güç çıkarmayı bilmeli.