Sivriservi sivrildi

Maça baktığınızda İBB'nin ne oynadığını okuyabiliyorsunuz. Djikuzu geri dörtlünün önünde. Topu kazandıklarında Efe ve İlyas'ın arasına girip orta alanı üçlüyor.

Maça baktığınızda İBB'nin ne oynadığını okuyabiliyorsunuz. Djikuzu geri dörtlünün önünde. Topu kazandıklarında Efe ve İlyas'ın arasına girip orta alanı üçlüyor. En uçtaki Adraino'nun arkasında ise Necati ve İbrahim Akın serbest dolaşıyor. 4-1-4-1 ile 4-3-3 arasında esneyen bir düzen. İBB'liler gözü kara orta yapmamaya tembihli olmalılar; ya sıfıra inmeye çalışıyorlar, ya da arkadaşlarının koşu yoluna yerden derin top atıyorlar. Bu toplarla ilk 15 dakikada 3 pozisyona girdiler. İlkini hızlı
Akın gol yaptı, sonrakilerde Necati ve Adraino bir anlık gecikti...
İkinci golde ise Erman sıfıra inip Necati'nin kafasına kesti topu.
Anlayış iyi de oyuncuların kapasitesi kısıtlı tabii. Savunma zayıf ve sallanıyor. Sağda İlyas geriye gelmeyince bu kanattan çok açık verdiler... Şimdiye kadar havalı başladıkları maçları hep alt sıra takımı telaşıyla bitiriyorlardı. Dün 60. dakikadan sonra yarı alanlarına çekildiler ama Erman gibi kontratak adamlarını kullanmasını bildiler.
İBB ne kadar taktik tahtasına göre oynuyorsa Beşiktaş o kadar kendiliğinden. Sisteminiz oturmuşsa bu elbette hoş ama altta bir sistem yoksa iş çorbaya dönüyor. Ben defansın önünde Cisse bile yetmez derken dün orada Serdar Özkan'ı gördüm. Mayoyla dağa tırmanmak gibi bir şey bu. Doğal olarak Özkan kendi alanında kayıp, karşı alanda etkindi. Böyle olunca İBB'liler Beşiktaş onsekizi önünde ve hattâ içinde rahat oynadılar. Bakınız: İkinci golde Necati.
Üstelik Karakartal'ın kanatları da asimetrik. Tello oyun sezgisiyle içe çekilip Özkan'a destek olmak derdindeydi. Sağda ise Holosko yararlı olduğu role soyundu hep. Yani forvette Nobre ve Bobo'yu üçledi... Böyle bir takımın oyununu enine boyuna çözümlemenin anlamı kalmıyor
o zaman. İş zora girince taraftar takımı itiyor, Beşiktaş kaleye yükleniyor. İleri uzun toplar yollanıyor, savunma hata yaparsa hızlı forvetler golü atıyor. Ya da teknik adamlar şutla işi bitiriyor. Dün ilki oldu, Ekrem'in duraksamasını affetmedi.
Aynı Ekrem 42. dakikada ise Materazzi'lik yapmakta hiç duraksamadı.
'Action' filmindeymiş gibi kendini yere atarak Bobo'ya kırmızı kart gösterilmesine neden oldu... Forvetlerle, savunmacılar arasındaki bu tür itişmeler her maçta yaşanıyor. Bu maçtan önce Newcastle ve Fulham karşılaşmasının ilk yarısını izledim. Newcastle 2, Fulham 0 faulle yarıyı bitirdi. Öteki faulleri hakem avantaja bıraktı. Bizde ise hakemler "Faul, kart" diye dolduruluyor, onlar da "Günah benden gitsin" diye ha bire kartlarına sarılıyor... Dün çok ılıman giden maçta hakem Sivriservi herhalde bir işe yaramadığını düşünmüş olmalı ki, birkaç saniye bekledikten sonra Bobo'ya kırmızı kartını çıkardı ve maça damgasını vurdu. Pozisyonu cepheden gören yardımcı hakem o sırada oyuna devam ediyordu... Ne ki kırmızı kartın etkisi bununla sınırlı değil. Alın size Beşiktaş-Fener derbisi öncesinde çiğnenecek yavan bir sakız!
Dediğim gibi, önceki haftalarda Beşiktaş maçın sonuna doğru yükleniyor, ve olağanüstü güç sayesinde 3 puan kopartılıyordu. Dün böyle olmadı ama kısacası zorda daha iyi oynuyor Beşiktaş. Kaybedilen liderliğin haftaya yararı olabilir. Fenerbahçe maçına "Kaybedeceğimiz bir şey yok" diye çıkacak olan Kartal bir 'Büyük İnönü Zaferi' daha kazanabilir.