Skor aldatmasın, sorunlar aynı

Konya karşısında iki devrede iki ayrı Beşiktaş izledik. </br>Son anda gelen gol aldatıcı olmasın.

Konya karşısında iki devrede iki ayrı Beşiktaş izledik.
Son anda gelen gol aldatıcı olmasın. Sorunlar aynı:
1. Beşiktaş'ın dünkü 11'iyle sezonun ilk maçında Konya karşısına çıkan 11'i arasında sekiz oyuncu farkı vardı. İlk maçtaki 11'den Hakan (kaleci), Serdar Kurtuluş, Gökhan Zan, Koray, Ricardinho, İbrahim Akın ve Serdar Özkan dün oyuna başlamadı. Haydi, Zan ve Kurtuluş sakat diyelim Koray ve Akın artık Beşiktaş takımında bile değil.
Kadroya hâlâ güven yok. Gözler transferde.
2. Beşiktaş'ın dünkü atak hattı akla yatkındı ama sorun orta alanda. Dörtlü savunmanın önünde tek defansif orta sahayla oynamakta ısrar ediyor Sağlam. O rolü de, geriye yaslanmaya pek eğilimli olan Cisse üstleniyor... Sağlam Kayserispor'a dinamik bir 4-4-2 oynatır ama nedense üç büyüklerle olan maçlarında bu düzeni bozar, bir orta alan oyuncusunu defansın önüne çakardı. Sonuçta mahkûm olmaktan ve fark yemekten kurtulamazdı. Bu anlayış geriye kapanan ya da öne geçtikten sonra 18'ine gömülen takımlara karşı işe yarayabilir. Beşiktaş'ın deplasmanda en çok puan alan takım olmasının sebebi bu.
Ancak dün Konyaspor'un yaptığı gibi rakip orta alana Sedat-Mustafa-Batista (dönme adıyla M. Karatay) gibi tekniği düşük, savaşkanlığı yüksek adamlar koyunca Beşiktaş 5-5 ortadan ikiye bölündü. Geri dörtlü oyunu çok geride kabullendi ve çakılı oynadı. Konya golünde onsekiz içinde kaleci dahil 7 (yazıyla 'yedi') Beşiktaşlı vardı, buna karşın Sedat dönen topa çok rahat vurdu.
3. Atak gücünü Tello'nun inisiyatifi ele almasına ya da şişirilmiş toplara bırakmıştı Kartal ilk yarıda. Tello da tek başına liderliği bu kadar yapıyor... Delgado'nun katkısı oyun liderliğinden çok gol pası ve organizasyonu yönünde. Pozisyonsuz ilk yarıda o da çok gerideki Cisse'nin yanına gelmekle, atağa katılmak arasında kararsız kaldı ve topa bile dokunamadı... Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi dahil deplasmanlardaki önemli maçları kaybetmesinin sebebi bu.
4. Beşiktaş'ın oyunu rakibin ve skorun durumuna göre değişiyor. Örgütlü ve iradi biçimde değil, daha çok kendiliğinden oluşuyor bu. Başta gol yememek için sahaya çıkıyor Sağlam. Dün, ayağında top tutan ve savunmaya savsaklanan Özkan'ın yerine Tandoğan'ı yeğlemesi bunun göstergesi... Gol yiyince ya da oyunun sonu yaklaştıkça savunma ileri çıkmaya, forvet dörtlenmeye, orta alanla ileri uç iç içe geçmeye başlıyor. Arkadan destek alan Delgado işlev kazanıyor... Dün ikinci yarıda olduğu gibi. Konyaspor onsekizine gömülünce, yani rakip izin verince pozisyonlar buldu Kartal... İki golü de savunmanın burnunun dibinden attı. Nobre'nin golünün Beşiktaş'ın yediği golün aynısı olması ilginç.
5. Ali Tandoğan gibi aklı penaltı ya da itirazda olan ama topu nasıl kaleye atacağını bilmeyen oyunculara çağdaş tiyatroda da futbolda da yer yok. Yöneticiler bu futbolcuları savunarak haklı zeminlerini de yok ediyorlar... Beraberlik golünde İbrahim Toraman'ı tutmakla görevli Konyalının hakeme itiraz etmekte oluşunu ise futbolun güzel adaletine bağlayalım.
Çözüm mü? Son dakika gollerine aldanmayacak, sorunlarla yüzleşeceksiniz önce. Çözümü ise çeşitli bahanelerle dışarıda değil, içeride arayacaksınız.